İçinde çor olan 21 kelime var. İçerisinde ÇOR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çor olan kelimeler listesine ya da sonu çor ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ÇORAKLAŞABİLMEK, ÇORAKLAŞTIRILMA

14 Harfli Kelimeler

ÇORAKLAŞABİLME, ÇORAKLAŞTIRMAK

13 Harfli Kelimeler

ÇORAKLAŞTIRMA

11 Harfli Kelimeler

ÇORAKLAŞMAK

10 Harfli Kelimeler

ÇORAKLAŞMA, ÇORAPÇILIK, ÇORBACILIK, ÇORUMLULUK

8 Harfli Kelimeler

ÇORAKLIK, ÇORBALIK

7 Harfli Kelimeler

ÇORAPÇI, ÇORBACI, ÇORUMLU

5 Harfli Kelimeler

ÇORAK, ÇORAP, ÇORBA, ÇORLU, ÇORUM

3 Harfli Kelimeler

ÇOR

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇORAKLAŞTIRILMA

  1. [isim] Çoraklaştırılmak işi
ÇORAKLAŞABİLMEK

  1. [nesnesiz] Çoraklaşma ihtimali bulunmak
ÇORAKLAŞTIRMAK

  1. [-i] Çorak duruma getirmek
    • "Yağmur, tuzlu toprakları daha da çoraklaştırır." (Bedrettin Şimşek)
ÇORAKLAŞABİLME

  1. [isim] Çoraklaşabilmek işi
ÇORAKLAŞTIRMA

  1. [isim] Çoraklaştırmak işi
ÇORAKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Çorak duruma gelmek
    • "Toprak çoraklaştı artık, yağmur doğurmuyor bulut ana / Takvimler ipotek altında, hasatsız yazlar kışlar adına" (Bahaettin Karakoç)
ÇORUMLULUK

  1. [isim] Çorumlu olma durumu
ÇORBACILIK

  1. [isim] Çorbacının yaptığı iş
ÇORAPÇILIK

  1. [isim] Çorapçının yaptığı iş
    • "Kasabadan İstanbul’a gitmiş çok sayıda insan çorapçılık üzerine iş kurmuşlardır." (Bilâl Bülent Alperen)
ÇORAKLAŞMA

  1. [isim] Çoraklaşmak işi
    • "Orman ve bitki örtüsünün tahribi, erozyon, çoraklaşma çevre ve besin kirlenmesini önler." (Yaşar Gürbüz)
ÇORAKLIK

  1. [isim] Toprağın verimli olmama durumu
    • "Çoraklık, toprağın koşullarını değiştirmekle, zenginleştirmekle giderilebilir." (Kâzım Taşkent)
  2. Suyun acı olma durumu
  3. [mecaz] Yetersiz duyuş ve düşünüş
    • "Gönüllerindeki çoraklık içler acısıdır." (Akşit Göktürk)
ÇORBALIK

  1. [sıfat] Çorba pişirmeye yarar
    • "Sen de git, ama gelirken şöyle bir çorbalık çal. Sıcacık bir çorba pişirirsin." (Pertev Naili Boratav)
  2. Çorba konmak için yapılan özel kap
    • "Bir servis arabasının üstüne gümüş bir çorbalık koyup içine çorbayı doldurduktan sonra yanlarına da sirkeli sarımsak sosluklarını diziyorduk." (Vefa Zat)
  3. Bir öğünlük çorba pişirecek kadar
    • "Bir çorbalık kadar balık çıktı." (Memduh Şevket Paşa)
ÇORAPÇI

  1. [isim] Çorap ören veya satan kimse
    • "Çorapçı kızlar gibi haftada elli lira alırım. O da patronun suyuna gittiğim müddetçe." (Aziz Nesin)
ÇORUMLU

  1. [isim] Çorum ilinden olan kimse
ÇORBACI

  1. [isim] Çorba pişirip satan kimse
    • "Farz edelim ki onların zannettiği gibi hasbelkader çorbacı oldum." (Reha Çamuroğlu)
  2. [denizcilik] Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad
  3. [tarih] Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği ünvan
    • "İstasyonda bir çorbacı ve köylü kalabalığı kaynaşıyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [tarih] Yeniçerilerde bir birlik komutanı
    • "Çorbacı bugünkü yüzbaşı rütbesini taşıyan bir bölükbaşı olup yeniçeriler arasında çorbacı adıyla çağrılırdı." (Mahmut Şevket Paşa)
ÇORAK

  1. [sıfat] Verimli olmayan (toprak); çöllük, hamhalat
    • "Biz geçtiğimiz zamanlar Sina Çölü, Peygamber Musa'nın geçtiği zaman kadar ıssız, boş, kuru ve çoraktı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Acı olan (su)
  3. [mecaz] Verimsiz, kısır olan
    • "Hayatımın en acı, en yaslı ve çorak zamanları başlamış oldu." (Tarık Buğra)
  4. [isim] Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak
  5. [isim] Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz
ÇORUM

  1. [isim] Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ÇORAP

Kelime Kökeni: Farsça cūrāb

  1. [isim] Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek
    • "Varlıklı kadın ve erkekler naylon çorap giyiyorlardı." (Ayla Kutlu)
ÇORLU

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız hastalıklı
ÇORBA

Kelime Kökeni: Farsça şūrbā

  1. [isim] Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sulu bir yemek türü
    • "Hele soğuk günlerde sıcak bir çorba ne kadar makbule geçer." (Müjgân Üçer)
  2. [mecaz] İçinden çıkılmaz durum
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü