İçinde çok olan 23 kelime var. İçerisinde ÇOK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çok olan kelimeler listesine ya da sonu çok ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

ÇOKBİLMİŞLİK, ÇOKLAŞTIRMAK

11 Harfli Kelimeler

ÇOKLAŞTIRMA

10 Harfli Kelimeler

BİRÇOKLARI, ÇOKLARINCA

9 Harfli Kelimeler

ÇOKBİLMİŞ, ÇOKTANDIR

8 Harfli Kelimeler

ÇOKÇULUK, ÇOKLUKLA, ÇOKRAĞAN, ÇOKSAMAK, ÇOKSATAR

7 Harfli Kelimeler

ÇOKLARI, ÇOKSAMA

6 Harfli Kelimeler

BİRÇOK, ÇOKGEN, ÇOKLUK, ÇOKTAN

5 Harfli Kelimeler

ÇOKAL, ÇOKÇA, ÇOKÇU, ÇOKLU

3 Harfli Kelimeler

ÇOK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çok Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K O Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇOK, KOÇ

2 Harfli Kelimeler

OK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇOKBİLMİŞLİK

  1. [isim] Çokbilmiş olma durumu
ÇOKLAŞTIRMAK

  1. [-i] Bakınız çoğaltmak
    • "“… başına felaket geleceğini ve gazeteci arkadaşlarının bu felaketi çabuklaştırmak ve çoklaştırmak maksadıyla neler yapacaklarını bilmiyor değildi…" (Mithat Cemal Kuntay)
ÇOKLAŞTIRMA

  1. [isim] Bakınız çoğaltma
    • "Süreç içinde giderek inkılabın boyutlarını çoklaştırma, kapsamını genişletme, hızını, yoğunluğunu artırma…" (Ali Uçan)
ÇOKLARINCA

  1. [zarf] Birçok kimse tarafından
    • "Bizim kuşak, çoklarınca bilinmeyen çok destanları toprağa gömdü." (Aziz Nesin)
BİRÇOKLARI

  1. [zamir] Çok sayıda olan kimse veya şey
    • "Birçokları onu memleketin mukadderatına yabancı bulmuşlardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ÇOKBİLMİŞ

  1. [sıfat] Her şeye aklı eren, zeki, akıllı
  2. [zarf] Her şeye aklı eren, zeki, akıllı bir biçimde
    • "Ama bunun lafını bile etmiyor, çokbilmiş görünmek istemez." (Tarık Buğra)
ÇOKTANDIR

  1. [zarf] Bakınız çoktan
    • "Ayşe çoktandır için için yanıyordu ama artık acısını gönlünde saklayamaz olmuştu." (Cengiz Dağcı)
ÇOKSATAR

  1. [isim] En çok satılan yayın
    • "Bu kitapla çoksatar yazarlardan biri olduğunuzda bundan sonraki kitaplarınızda adınızı kocaman yazacaklarını biliyorsunuz." (Halil Gökhan)
ÇOKÇULUK

  1. [isim, felsefe] Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti; plüralizm, tekçilik karşıtı
ÇOKSAMAK

  1. [-i] Çok görmüş olmak
    • "Avrupa içinden çıkamadığı sorunlarıyla krize ilişkin önlemleri çoksuyor." (A. Levent Alkan)
ÇOKRAĞAN

  1. [isim] Gür kaynak
ÇOKLUKLA

  1. [zarf] Bakınız genellikle
    • "Bazen yumurta pişiriyor, çoklukla yoğurt, peynir, salata, meyve, soğuk etler gibi şeylerle karın doyuruyordu." (Necati Cumalı)
ÇOKSAMA

  1. [isim] Çoksamak işi
ÇOKLARI

  1. [zamir] Bakınız birçoğu
    • "Çokları bunu, burnumun büyüklüğüne verir." (Adalet Ağaoğlu)
ÇOKLUK

  1. [isim] Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu; çoğul, ekseriyet, kesafet, kesret, teklik karşıtı
    • "Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız çoğunluk
    • "O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi." (Halide Edip Adıvar)
  3. [dil bilgisi] İsimlerin, zamirlerin, iyelik eklerinin ve fiil çekimlerinin belirli dil bilgisel yollarla birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi; çoğul, cem: ağaçlar, biz, evimiz, beş elma, göreceksiniz vb
  4. [zarf] Sık sık, çokça, çok kez
    • "Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti." (Falih Rıfkı Atay)
ÇOKGEN

  1. [isim, matematik] Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil; poligon
    • "Gövdesi yirmi iki kenarlı çokgen olup uzaktan daire izlenimi verir." (İlhan Özkeçeci)
BİRÇOK

  1. [sıfat] Oldukça çok, sayısı belirsiz; bir dolu, sürü sepet, müteaddit
    • "Bir insan için güzel olanın, daha birçok insan için de güzel olması pek muhtemeldir." (Nurullah Ataç)
ÇOKTAN

  1. [zarf] Çok zaman önce, çok zamandan beri, öteden beri, uzun süreden beri; çoktandır
    • "Dışarıda şimşekler çakıp gök gürülderken koyunlar kızarmaya başlamış, kazanlar dolusu hoşaf çoktan kıvama gelmişti." (İhsan Oktay Anar)
ÇOKÇA

  1. [zarf] Oldukça fazla, aşırı miktarda; fazlaca
    • "Benden utanırlar, odada çokça koca lakırtısı olsa kalkar kaçarlar." (Memduh Şevket Esendal)
ÇOKÇU

  1. [sıfat, felsefe] Çokçuluk öğretisini benimseyen; plüralist
    • "Çokçu izlenime karşın epeyce yalınlaştırılmış bir sayım bu gene de." (Nermi Uygur)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü