İçinde çatl olan 19 kelime var. İçerisinde ÇATL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çatl olan kelimeler listesine ya da sonu çatl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇATLATILABİLMEK
ÇATLATILABİLME
ÇATLATABİLMEK, ÇATLAYABİLMEK, ÇATLAYIVERMEK
ÇATLATABİLME, ÇATLAYABİLME, ÇATLAYIVERME
ÇATLATILMAK
ÇATLATILIŞ, ÇATLATILMA
ÇATLAKLIK, ÇATLATMAK
ÇATLAMAK, ÇATLATIŞ, ÇATLATMA, ÇATLAYIŞ
ÇATLAMA
ÇATLAK
Çatl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ALT, ÇAL, ÇAT, TAÇ, TAL
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AL, AT, LA, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇATLATILABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çatlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Çatlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇATLATILABİLME
-
-
[isim]
Çatlatılabilmek işi
-
[isim]
Çatlatılabilmek işi
- ÇATLAYABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çatlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Bir anda çatlayabiliriz, yıkılabiliriz."
-
[nesnesiz]
Çatlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇATLATABİLMEK
-
-
[-i]
Çatlatmak ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Artık küstahlığın perdelerini yırtmasam da camlarını çatlatabilirim."
-
[-i]
Çatlatmak ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇATLAYIVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak veya ansızın çatlamak
-
[nesnesiz]
Çabucak veya ansızın çatlamak
- ÇATLAYIVERME
-
-
[isim]
Çatlayıvermek işi
-
[isim]
Çatlayıvermek işi
- ÇATLAYABİLME
-
-
[isim]
Çatlayabilmek işi
-
[isim]
Çatlayabilmek işi
- ÇATLATABİLME
-
-
[isim]
Çatlatabilmek işi
-
[isim]
Çatlatabilmek işi
- ÇATLATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Çatlatma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Çatlatma işine konu olmak
- ÇATLATILIŞ
-
-
[isim]
Çatlatılmak işi
- "Tecvitli seslerin çatlatılışları gittikçe kulak tırmalıyor."
-
[isim]
Çatlatılmak işi
- ÇATLATILMA
-
-
[isim]
Çatlatılmak işi
-
[isim]
Çatlatılmak işi
- ÇATLATMAK
-
-
[-i]
Çatlak duruma getirmek
- "Elindeki ustura ile çatlatacağı bu canlı yemişe baktı."
-
Çatlamasına yol açmak
- "Duvarları, tavanı çatlatacak kadar şiddetli olan ve birdenbire kulağa saldıran bu ses dalgası kimsenin kulağını incitmedi."
-
[mecaz]
Sabrını taşırmak
- "O dibek kafalı Sülükoğlu'nu hasedinden çatlatacağız."
-
[mecaz]
Aklını kaçırmak
-
[-i]
Çatlak duruma getirmek
- ÇATLAKLIK
-
- ÇATLATIŞ
-
-
[isim]
Çatlatmak işi
-
[isim]
Çatlatmak işi
- ÇATLATMA
-
-
[isim]
Çatlatmak işi
-
[isim]
Çatlatmak işi
- ÇATLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak
- "Eğer çay doldururken bardak çatlarsa, üzerlerinde nazar olduğuna hükmeder, gidip bir koşu ateşte tuz çevirirdi."
-
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
- "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."
-
[mecaz]
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
-
[-den, mecaz]
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak
- "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı."
-
Ses pürüzlü, bozuk çıkmak
-
[nesnesiz]
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak
- ÇATLAYIŞ
-
-
[isim]
Çatlamak işi
-
[isim]
Çatlamak işi
- ÇATLAMA
-
-
[isim]
Çatlamak işi
-
Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak
-
Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması
-
[bitki bilimi]
Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması; açılma
-
[isim]
Çatlamak işi
- ÇATLAK
-
-
[sıfat]
Çatlamış olan
- "Çatlak bardak."
-
[mecaz]
Bakınız deli
- "Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım?"
-
[isim]
Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık; çatlaklık
- "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti."
-
[isim, mecaz]
Bakınız ara
- "İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar."
-
[isim, jeoloji]
Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması; diyaklaz
- "Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu."
-
[isim, tıp]
Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık; yarık, fissür
-
[sıfat]
Çatlamış olan