İçinde çatl olan 19 kelime var. İçerisinde ÇATL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çatl olan kelimeler listesine ya da sonu çatl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ÇATLATILABİLMEK

14 Harfli Kelimeler

ÇATLATILABİLME

13 Harfli Kelimeler

ÇATLATABİLMEK, ÇATLAYABİLMEK, ÇATLAYIVERMEK

12 Harfli Kelimeler

ÇATLATABİLME, ÇATLAYABİLME, ÇATLAYIVERME

11 Harfli Kelimeler

ÇATLATILMAK

10 Harfli Kelimeler

ÇATLATILIŞ, ÇATLATILMA

9 Harfli Kelimeler

ÇATLAKLIK, ÇATLATMAK

8 Harfli Kelimeler

ÇATLAMAK, ÇATLATIŞ, ÇATLATMA, ÇATLAYIŞ

7 Harfli Kelimeler

ÇATLAMA

6 Harfli Kelimeler

ÇATLAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çatl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L T Ç

3 Harfli Kelimeler

ALT, ÇAL, ÇAT, TAÇ, TAL

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AL, AT, LA, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇATLATILABİLMEK

  1. [nesnesiz] Çatlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak
ÇATLATILABİLME

  1. [isim] Çatlatılabilmek işi
ÇATLAYABİLMEK

  1. [nesnesiz] Çatlama ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bir anda çatlayabiliriz, yıkılabiliriz." (Necip Fazıl Kısakürek)
ÇATLATABİLMEK

  1. [-i] Çatlatmak ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Artık küstahlığın perdelerini yırtmasam da camlarını çatlatabilirim." (Arif Nihat Asya)
ÇATLAYIVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak veya ansızın çatlamak
ÇATLAYIVERME

  1. [isim] Çatlayıvermek işi
ÇATLAYABİLME

  1. [isim] Çatlayabilmek işi
ÇATLATABİLME

  1. [isim] Çatlatabilmek işi
ÇATLATILMAK

  1. [nesnesiz] Çatlatma işine konu olmak
ÇATLATILIŞ

  1. [isim] Çatlatılmak işi
    • "Tecvitli seslerin çatlatılışları gittikçe kulak tırmalıyor." (Aka Gündüz)
ÇATLATILMA

  1. [isim] Çatlatılmak işi
ÇATLATMAK

  1. [-i] Çatlak duruma getirmek
    • "Elindeki ustura ile çatlatacağı bu canlı yemişe baktı." (Ömer Seyfettin)
  2. Çatlamasına yol açmak
    • "Duvarları, tavanı çatlatacak kadar şiddetli olan ve birdenbire kulağa saldıran bu ses dalgası kimsenin kulağını incitmedi." (Halide Edip Adıvar)
  3. [mecaz] Sabrını taşırmak
    • "O dibek kafalı Sülükoğlu'nu hasedinden çatlatacağız." (Ercüment Ekrem Talu)
  4. [mecaz] Aklını kaçırmak
ÇATLAKLIK

  1. [isim] Çatlak olma durumu
  2. Bakınız çatlak
    • "Duvarda bir çatlaklık var."
  3. [mecaz] Bakınız delilik
ÇATLATIŞ

  1. [isim] Çatlatmak işi
ÇATLATMA

  1. [isim] Çatlatmak işi
ÇATLAMAK

  1. [nesnesiz] Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak
    • "Eğer çay doldururken bardak çatlarsa, üzerlerinde nazar olduğuna hükmeder, gidip bir koşu ateşte tuz çevirirdi." (Elif Şafak)
  2. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
    • "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [mecaz] Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
  4. [-den, mecaz] Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak
    • "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı." (Yaşar Kemal)
  5. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak
ÇATLAYIŞ

  1. [isim] Çatlamak işi
ÇATLAMA

  1. [isim] Çatlamak işi
  2. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak
  3. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması
  4. [bitki bilimi] Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması; açılma
ÇATLAK

  1. [sıfat] Çatlamış olan
    • "Çatlak bardak."
  2. [mecaz] Bakınız deli
    • "Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım?" (Oktay Rifat)
  3. [isim] Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık; çatlaklık
    • "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti." (Aka Gündüz)
  4. [isim, mecaz] Bakınız ara
    • "İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  5. [isim, jeoloji] Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması; diyaklaz
    • "Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu." (Tarık Buğra)
  6. [isim, tıp] Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık; yarık, fissür
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü