İçinde çat olan 6 harfli 7 kelime var. İçerisinde ÇAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çat olan kelimeler listesine ya da sonu çat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇAT, TAÇ

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇATANA

Kelime Kökeni: (Çetene yer adından)

  1. [isim, denizcilik] Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur; istimbot
    • "Süslü, hususi birçok çarklı çatanalar geçer." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ÇATMAK

  1. [-i] Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak
    • "Avlusunda silahlarını çatmış, ayaklarını germiş askerler var." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kereste vb.ni birbirine tutturmak
    • "Kırık tahtaları bir solukta yan yana çattılar." (Lâtife Tekin)
  3. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek
    • "Koca bir nahiye titreştik, odunsuz yattık / O büyük mektebi gördün ya, kışın biz çattık" (Mehmet Akif Ersoy)
  4. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek
  5. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak
  6. [-e] Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak
    • "Hacı Mustafa bağırıyor, ömründe böyle bir işe çatmadığını söylüyordu." (Refik Halit Karay)
  7. [-e] Yazıyla veya sözle sataşmak
    • "Böyle söyler de sonra yemek biraz azca çıkarsa yahut pek düzgün olmasa aşçıya çatacak gibi olur." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [-e] Rastlamak, karşılaşmak
    • "Nerden çattım böylesi bir güzele..." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  9. [-e, hukuk] Gemiler birbirine çarpmak
ÇATKIN

  1. [sıfat] Bakınız çatık
    • "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi." (Reşat Nuri Güntekin)
ÇATICI

  1. [isim] Çatma işini yapan kimse
ÇATILI

  1. [sıfat] Çatısı olan (yapı)
    • "Burası uzaktan beyaz çatılı, tenha bir köye benziyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Çatılmış olan
  3. Başına çatkı bağlanmış olan
ÇATLAK

  1. [sıfat] Çatlamış olan
    • "Çatlak bardak."
  2. [mecaz] Bakınız deli
    • "Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım?" (Oktay Rifat)
  3. [isim] Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık; çatlaklık
    • "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti." (Aka Gündüz)
  4. [isim, mecaz] Bakınız ara
    • "İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  5. [isim, jeoloji] Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması; diyaklaz
    • "Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu." (Tarık Buğra)
  6. [isim, tıp] Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık; yarık, fissür
ÇATPAT

  1. [isim] Bakınız çatapat
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü