İçinde çat olan 6 harfli 7 kelime var. İçerisinde ÇAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çat olan kelimeler listesine ya da sonu çat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A T Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇAT, TAÇ
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇATANA
-
Kelime Kökeni: (Çetene yer adından)
-
[isim, denizcilik]
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur; istimbot
- "Süslü, hususi birçok çarklı çatanalar geçer."
-
[isim, denizcilik]
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur; istimbot
- ÇATMAK
-
-
[-i]
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak
- "Avlusunda silahlarını çatmış, ayaklarını germiş askerler var."
-
Kereste vb.ni birbirine tutturmak
- "Kırık tahtaları bir solukta yan yana çattılar."
-
Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek
- "Koca bir nahiye titreştik, odunsuz yattık / O büyük mektebi gördün ya, kışın biz çattık"
-
Yükü hayvana iki yanlı yüklemek
-
Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak
-
[-e]
Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak
- "Hacı Mustafa bağırıyor, ömründe böyle bir işe çatmadığını söylüyordu."
-
[-e]
Yazıyla veya sözle sataşmak
- "Böyle söyler de sonra yemek biraz azca çıkarsa yahut pek düzgün olmasa aşçıya çatacak gibi olur."
-
[-e]
Rastlamak, karşılaşmak
- "Nerden çattım böylesi bir güzele..."
-
[-e, hukuk]
Gemiler birbirine çarpmak
-
[-i]
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak
- ÇATKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi."
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- ÇATICI
-
-
[isim]
Çatma işini yapan kimse
-
[isim]
Çatma işini yapan kimse
- ÇATILI
-
-
[sıfat]
Çatısı olan (yapı)
- "Burası uzaktan beyaz çatılı, tenha bir köye benziyordu."
-
Çatılmış olan
-
Başına çatkı bağlanmış olan
-
[sıfat]
Çatısı olan (yapı)
- ÇATLAK
-
-
[sıfat]
Çatlamış olan
- "Çatlak bardak."
-
[mecaz]
Bakınız deli
- "Çatlaksam çatlağım. Çatlak olmasam bunca adama, gözün görmediğini göstermeye kalkar mıydım?"
-
[isim]
Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık; çatlaklık
- "Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti."
-
[isim, mecaz]
Bakınız ara
- "İki denizci kara bulutlar çatlağından güneş ışığının güldüğünü sandılar."
-
[isim, jeoloji]
Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması; diyaklaz
- "Esmer toprağın yüzünü saran çatlaklar sanki yerin dibine kadar iniyordu."
-
[isim, tıp]
Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık; yarık, fissür
-
[sıfat]
Çatlamış olan
- ÇATPAT
-
-
[isim]
Bakınız çatapat
-
[isim]
Bakınız çatapat