İçinde çar olan 6 harfli 17 kelime var. İçerisinde ÇAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çar olan kelimeler listesine ya da sonu çar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇAR

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇARPIŞ

  1. [isim] Çarpmak işi
ÇARİÇE

Kelime Kökeni: Rusça

  1. [isim, tarih] Çarın karısına veya kadın çara verilen ünvan
ÇARPIM

  1. [isim, matematik] Çarpma işleminin sonucu olan sayı; kerrat
    • "3x7x5=105 işleminde çarpım 105'tir."
ÇARKÇI

  1. [isim] Kesici aletleri çarkla bileyen kimse; bileyici
  2. [denizcilik] Vapurlarda makine bölümünü yöneten kimse
    • "Karısı bir deniz çarkçı subayının kızıdır." (Memduh Şevket Esendal)
ÇARPIK

  1. [sıfat] Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı
    • "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu." (Çetin Altan)
  2. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan; çalık
  3. [zarf, mecaz] Aksi, ters, huysuz bir biçimde
    • "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
ÇARKLI

  1. [sıfat] Çarkı olan
  2. [isim] Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur
ÇARPMA

  1. [isim] Çarpmak işi
    • "Ayşe'nin yüreği daha hızlı çarpmaya başladı." (Ömer Seyfettin)
  2. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi
  3. [matematik] Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak "çarpım" adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek için başvurulan işlem; darp
  4. [müzik] Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık
ÇARMIH

Kelime Kökeni: Farsça çār + mīḫ

  1. [isim] Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı
  2. [denizcilik] Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar
ÇARKIT

  1. [sıfat, ağızlardan] Eski, bozuk olan
  2. Sakat olan
ÇARGAH

Kelime Kökeni: Farsça çārgāh

  1. [isim, müzik] Türk müziğinde "do" perdesinin adı
  2. Bu perdede karar kılan makam
ÇARLIK

  1. [isim, tarih] Çar olma durumu
  2. Çarın yönetiminde bulunan devlet
    • "Rusya'da çarlık devrilmişti." (Tarık Buğra)
BİÇARE

Kelime Kökeni: Farsça bīçāre

  1. [sıfat] Bakınız çaresiz
    • "Selim bütün hayatında bu kadar biçare ve uydurma bir şıklık görmemişti." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Bakınız zavallı
ÇARŞAF

Kelime Kökeni: Farsça çāder + şeb

  1. [isim] Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü
    • "Adam, üstü beyaz bir çarşafla örtülü sedyeyi dışarı doğru çekiyor." (Ahmet Ümit)
  2. Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi; bürgü, bürük
    • "Çabucak yatak odasına koştu, çarşafını giydi." (Peyami Safa)
ÇARÇUR

  1. [isim] "Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
    • "Birikmiş parasını, elindeki sermayeyi çarçur etmesinden koruyabilmek için yine yalanlara başvuruyordu." (Necati Cumalı)
ÇARDAŞ

Kelime Kökeni: Macarca csárdás

  1. [isim] Ağır ritimlerle başlayan ve giderek hızlanan Macar halk dansı
ÇARPAN

  1. [isim, matematik] Bir çarpma işleminde çarpılan sayının kaç kez tekrarlanacağını gösteren sayı; çoğaltan
    • "7x3=7+7+7=21 işleminde 3 sayısı 7'nin çarpanıdır."
  2. Bir tam sayıyı tam olarak bölen sayılardan her biri
ÇARDAK

Kelime Kökeni: Farsça çār + Arapça ṭāḳ

  1. [isim] Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık
  2. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer
    • "Evin bahçeye açılan tahta kapısının üstündeki çardakta koruklar sarkıyordu." (Oktay Rifat)
  3. Bakınız kameriye
    • "Çardağın boşluğuna girdiğimiz vakit durmuş, eliyle yanağımı sıkmış, çenemi okşamıştı." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü