İçinde çal olan 8 harfli 31 kelime var. İçerisinde ÇAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çal olan kelimeler listesine ya da sonu çal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇAL
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALDIRAN
-
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
- ÇALAPAÇA
-
-
[zarf]
Zorla yürüterek, sürükleye sürükleye
-
[zarf]
Zorla yürüterek, sürükleye sürükleye
- ÇALIŞKAN
-
-
[sıfat]
Gayretli, çalışmayı seven; yüğrük, gayretkeş
- "Bundan başka saygılı, temiz ve çalışkan bir kızdı."
-
[sıfat]
Gayretli, çalışmayı seven; yüğrük, gayretkeş
- SARIÇALI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki; kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris)
-
[isim, bitki bilimi]
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki; kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris)
- ÇALKATMA
-
-
[isim]
Bakınız çalkalatma
-
[isim]
Bakınız çalkalatma
- ÇALKAMAK
-
-
[-i]
Bakınız çalkalamak
- "Dişim ağrıyor, rakı ile ağzımı çalkadım."
-
[nesnesiz]
Tahıl elemek
-
[-i]
Bakınız çalkalamak
- ÇALIMLIK
-
-
[sıfat]
Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan
-
[sıfat]
Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan
- ÇALIŞTAY
-
-
[isim]
Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı
-
[isim]
Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı
- ÇALARMAK
-
-
[nesnesiz]
Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak
-
[nesnesiz]
Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak
- ÇALIMSIZ
-
-
[sıfat]
Çalımı olmayan; pozsuz
-
[sıfat]
Çalımı olmayan; pozsuz
- ÇALDIRMA
-
-
[isim]
Çaldırmak işi
-
[isim]
Çaldırmak işi
- ÇALKANIŞ
-
-
[isim]
Çalkanmak işi
-
[isim]
Çalkanmak işi
- ÇALKANTI
-
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma
- "Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş."
-
Çalkanmış şey
-
Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
-
[mecaz]
Bakınız coşku
- "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı"
-
[mecaz]
Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
- "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında."
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma
- ZERDEÇAL
-
Kelime Kökeni: Farsça zerde + çāv
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki; Hint safranı (Curcuma longa)
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki; Hint safranı (Curcuma longa)
- ÇALKANMA
-
-
[isim]
Çalkanmak işi
- "Mehtap âlemiyle bütün Boğaziçi'nin çalkanmasına rağmen bu gecenin bir saz gecesi olacağını mutlaka herkes işitmiş olamazdı."
-
[isim]
Çalkanmak işi
- FIRÇALIK
-
-
[isim]
Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap
-
[isim]
Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap
- ÇALIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak
- "Aldırma sen hemen çalış ki biraz / Çalışan ilerler, yerinde kalmaz"
-
Herhangi bir iş üzerinde olmak
-
[-de]
İşi veya görevi olmak, bulunmak
- "İnşaatlarda çalışan işçiler birer ikişer inşaatların kapılarından geri dönüp geldiler."
-
İşler duruma gelmek
- "... ben hep okurun görsel hayal gücüne seslenen bir yazar oldum ve roman sanatının … görsellikle çalıştığına inandım."
-
[-e]
Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak
- "Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim."
-
[-e]
Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek
-
[nesnesiz]
Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak
- SALÇALIK
-
-
[sıfat]
Salça yapmaya elverişli
-
Salça yapmak için ayrılmış
- "Salçalık domates."
-
[sıfat]
Salça yapmaya elverişli
- ALÇALTMA
-
-
[isim]
Alçaltmak işi
-
[isim]
Alçaltmak işi
- ALÇALTIŞ
-
-
[isim]
Alçaltmak işi
-
[isim]
Alçaltmak işi