İçinde çal olan 7 harfli 31 kelime var. İçerisinde ÇAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çal olan kelimeler listesine ya da Sonu çal ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A L Ç Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

ÇAL

2 Harfli Kelimeler

AÇ, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALÇALI

  1. [sıfat] Salça konmuş, içinde salça olan

ÇALPARA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
    • "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir çeşit çağanoz (Portunus puber)
  3. Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak

ÇALINMA

  1. [isim] Çalınmak işi

ÇALARMA

  1. [isim] Çalarmak işi

ÇALILIK

  1. [isim] Çalısı çok olan yer
    • "Bağ tarafında, çalılıkların arkasına gizlenmiştim." (Abdülhak Şinasi Hisar)

ÇALGILI

  1. [sıfat] İçinde çalgı çalınan
    • "Adamı bir çalgılı meyhaneye götürüyor, rakı içiriyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Çalgı çalınarak yapılan
    • "Çalgılı düğün."

ÇALISIZ

  1. [sıfat] Çalısı olmayan
    • "Oldukları yer otsuz, çalısız, kızıl renkli bir toprak." (Memduh Şevket Esendal)

ÇALIŞAN
...
KALÇALI

  1. [sıfat] Kalçası geniş olan

ALÇALIŞ

  1. [isim] Aşağılaşma, bayağılaşma, mezellet

ÇALGICI

  1. [isim] Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse
    • "Gelin oyuna kalktığı zaman, çalgıcılara bin lira verdi." (Memduh Şevket Esendal)

ÇALINTI

  1. Çalınmış olan
    • "Çalıntı otomobil."

FIRÇALI

  1. [sıfat] Fırçası olan

ÇALÇENE

  1. Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze
    • "İhsan Hanım, altmış beş yaşlarında çalçene, dedikoducu bir kocakarıydı." (Reşat Nuri Güntekin)

ÇALKAMA

  1. [isim] Çalkamak işi
  2. [sıfat] Çalkalanarak yapılan
    • "Çalkama ayran."

ALÇALMA

  1. [isim] Alçalmak işi, inme
  2. Düşkünlük, zül
  3. Toprağın çöküp oturması
  4. Gelgitte denizin alçalması, cezir

ÇALYAKA

  1. [zarf] Yakasına yapışıp sıkıca tutarak
    • "Bizi çalyaka karakola götürdüler." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Şimdi karakoldan görürlerse kudurmuşsun diyerek çalyaka ederler." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

ÇALIŞIM

  1. [isim] İdman

NALÇALI

  1. [sıfat] Nalçası olan
    • "Neferlerin nalçalı kunduraları onları çiğneyip geçiyor." (Haldun Taner)

ALÇALTI

  1. [isim] Yüksekliği az olan alan
  2. Küçük düşürme, hor görme, zillet

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü