İçinde çal olan 5 harfli 12 kelime var. İçerisinde ÇAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çal olan kelimeler listesine ya da sonu çal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇAL
2 Harfli Kelimeler
AÇ, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALAK
-
Kelime Kökeni: Farsça çālāk
-
[sıfat, eskimiş]
Eline ayağına çabuk, atik, çevik olan
-
[sıfat]
Hızlı, tempolu olan
- "Bu geceler alafranga musikinin çevik, kuvvetli, cerbezeli ve çalak sesleri, Ada’nın bütün bu Nizam semtini doldururmuş."
-
[zarf]
Eline ayağına çabuk, atik, çevik bir biçimde
- "Norveçli bir seyyah gibi çalak, köprüye indim ve vapura bindim."
-
[sıfat, eskimiş]
Eline ayağına çabuk, atik, çevik olan
- ÇALAR
-
-
[isim]
Bakınız ayırtı
-
[isim]
Bakınız ayırtı
- ÇALAP
-
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız Allah
- "Suyun akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap"
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız Allah
- ÇALKI
-
- SEÇAL
-
-
[isim]
Kafeterya, lokanta, büyük mağaza vb. yerlerde yemeği alma, parayı kasaya ödeme gibi bazı hizmetlerin alıcı tarafından yerine getirildiği satış yöntemi
-
[isim]
Kafeterya, lokanta, büyük mağaza vb. yerlerde yemeği alma, parayı kasaya ödeme gibi bazı hizmetlerin alıcı tarafından yerine getirildiği satış yöntemi
- PAÇAL
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı
-
Çeşitli şeylerin karışımı
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı
- ÇALMA
-
-
[isim]
Çalmak işi
- "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk."
- "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar."
-
Başa sarılan sarık
-
[sıfat]
Çalınmış
- "Çalma mal."
-
[sıfat]
Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş
- "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."
-
[isim]
Çalmak işi
- ÇALGI
-
-
[isim, müzik]
Müzik yapmak amacıyla kullanılan her türlü ses verebilen alet; çalgı aleti, saz (II), enstrüman
-
Çalgı çalma
- "Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi."
-
Müzik topluluğu
- "Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu."
-
[isim, müzik]
Müzik yapmak amacıyla kullanılan her türlü ses verebilen alet; çalgı aleti, saz (II), enstrüman
- ÇALIM
-
-
[isim]
Karşıdakini etkilemek amacıyla sergilenen abartılı davranış; alım çalım, poz, zambır
- "Sözlerini tartarak konuşuyorlarsa çalımlarından değil bu."
-
Kılıcın keskin yanı
-
Bakınız menzil
- "Kurşun çalımı. Göz çalımı."
-
Biraz benzeme, andırma
-
[denizcilik]
Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması
-
[spor]
Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşı takım oyuncusunu geçmek için yaptığı şaşırtıcı ve dikkat dağıtıcı kıvrak vücut hareketi
-
[müzik]
Bir aleti çalma işi
-
[isim]
Karşıdakini etkilemek amacıyla sergilenen abartılı davranış; alım çalım, poz, zambır
- ÇALIK
-
-
[sıfat]
Bakınız çarpık
-
Verev kesilmiş
-
Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan
-
Adı defterden silinmiş
-
Yüzünde çıban veya yara yeri olan
-
[ağızlardan]
Yan yan giden
- "Çalık at."
-
[isim]
Çıban yeri
-
[isim]
Koyunlarda çiçek hastalığı
-
[isim]
Bakınız çalgın
-
Benzeyen, benzer, çalan
- "Hafiften sarışına çalık bıyıklarına, berrak kahverengi gözlerine, düzgün taranmış yana yatık saçlarına bakarak güzel Türk efendisi derim ona."
-
[sıfat]
Bakınız çarpık
- ÇALIŞ
-
-
[isim]
Çalmak işi
- "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."
-
[isim]
Çalmak işi
- ÇALTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Dikenli çalı
-
[isim, ağızlardan]
Dikenli çalı