İçinde ça olan 8 harfli 178 kelime var. İçerisinde ÇA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ça olan kelimeler listesine ya da Sonu ça ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A Ç Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAĞLAYAN
-
-
[isim]
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar
- "Yüksekten karşıda çağlayanın şırıltısı duyuluyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar
- ÇALARMAK
-
-
[nsz]
Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak
-
[nsz]
Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak
- ÇAYLAKÇA
-
-
[sıfat]
Çaylağa yakışır
-
[zarf]
Çaylağa yakışır biçimde
-
[sıfat]
Çaylağa yakışır
- ÇAĞIRMAK
-
-
[-i]
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
- "Beyaz gömlekli zurnacısını çağırarak sandalyeye çıkardı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[-i]
Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek
- "O akşam Orhan'ı yemeğe çağırdı." (Tarık Buğra)
-
[nsz]
Binmek için bir araç istemek
- "Bir taksi çağırdım." (Cahit Uçuk)
-
[nsz]
Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek
- "Türküler çağırarak tahta siliyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[-i]
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
- ÇAMURSUZ
-
-
[sıfat]
Çamuru olmayan, üstünde çamur bulunmayan
-
[sıfat]
Çamuru olmayan, üstünde çamur bulunmayan
- ÇAYAĞACI
-
-
[isim]
Tavla vb. oyunlarda sürekli yenilip bir şeyler ısmarlamak zorunda kalan kimse
-
[isim]
Tavla vb. oyunlarda sürekli yenilip bir şeyler ısmarlamak zorunda kalan kimse
- KAÇAKLIK
-
-
[isim]
Kaçak olma durumu
- "Hatırlarda edepsizliği, düşman karşısındaki kaçaklığı kalmıştı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Kaçak olma durumu
- SAÇALAMA
-
-
[isim]
Saçalamak işi
-
[isim]
Saçalamak işi
- ZİRZOPÇA
-
-
[zarf]
Zirzopluk edercesine
-
[zarf]
Zirzopluk edercesine
- ÇAKŞIRLI
-
-
[sıfat]
Çakşır giymiş
-
Ayakları tüylü, paçalı (kuş)
-
[sıfat]
Çakşır giymiş
- ÇAĞRIŞMA
-
-
[isim]
Çağrışmak işi
- "Sağdan soldan bağrışmalar, çağrışmalar, üstüne saldırır gibi davranışlar..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Çağrışmak işi
- ÇAPRAŞIK
-
-
[sıfat]
Karışık, dolaşık, girift
- "Çapraşık akıntılar birden düz yön aldı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
Anlaşılması, çözülmesi veya içinden çıkılması güç, karışık, muğlak
- "Benimseyemediği çapraşık bir dünyanın binbir dolabı içinde bunalmış genç bir öğrenciyi hatırlatıyordu." (Etem İzzet Benice)
-
[sıfat]
Karışık, dolaşık, girift
- KOPÇASIZ
-
-
[sıfat]
Kopçası olmayan
-
[sıfat]
Kopçası olmayan
- ÇAYIROVA
- ...
- ÇAKARSIZ
- ...
- ÇARŞISIZ
-
-
[sıfat]
Çarşısı olmayan
-
[sıfat]
Çarşısı olmayan
- MAHCUPÇA
-
-
[zarf]
Mahcup bir biçimde, mahcubane
-
[zarf]
Mahcup bir biçimde, mahcubane
- ALÇALTMA
-
-
[isim]
Alçaltmak işi
-
[isim]
Alçaltmak işi
- ÇALDIRAN
- ...
- ÇALKANTI
-
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma
-
Çalkanmış şey
- "Yumurta çalkantısı."
-
Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
-
Coşku
- "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı." (Behçet Necatigil)
-
Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
- "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında." (Çetin Altan)
-
[isim]
Deniz ve gölde dalgalanma