İçinde ça olan 5 harfli 97 kelime var. İçerisinde ÇA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ça olan kelimeler listesine ya da Sonu ça ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A Ç Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALÇA

  1. [isim] Gövdenin arka bölümünde, bacakların birleştiği yerle bel arasındaki şişkin bölge
    • "Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı." (Ömer Seyfettin)

ÇARŞI

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri
    • "Elbet çarşıda bir kahve, bir çaycı dükkânı bulurum." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Her gün çarşı pazar dolaşarak ona küçük bir apartman hazırlamaya çalışıyoruz." (Reşat Nuri Güntekin)

KOÇAN

  1. [isim] Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde
  2. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi
  3. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm
  4. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası
    • "Makbuz koçanı."
  5. Belge, izin belgesi
    • "Kafa koçanı."
  6. Tapu senedi
    • "Cebinde de otuz dönümlük bir tütün koçanı vardı." (Necati Cumalı)

SIRÇA

  1. [isim] Cam
    • "Mermere düşen sırça gibi tuz buz oldu." (Aka Gündüz)
  2. [sıfat] Camdan yapılmış
    • "Kadınlar kollarında birçok sırça bilezikler taşırlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)

BIÇAK

  1. [isim] Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç
    • "Ekmek bıçağı. Sebze bıçağı."
    • "Köy delikanlılarının bıçak çekmeye elleri bile değmedi." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bu tatlı sohbetin arasında kapı çalındı, lakırtıları bıçak gibi kesildi." (Halide Edip Adıvar)
  2. Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç
    • "Basımevi bıçağı."

KRAÇA

  1. [isim] İstavrit balığının küçüğü

ÇAYIR

  1. [isim] Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
    • "Çocukların neşesi birdenbire sönmüş, çayıra bir eski mezarlık sükûtu çökmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Böyle yerde biten ot

ÇAMAŞ
...
ÇAYCI

  1. [isim] Çay demleyip satan kimse
    • "Elbet çarşıda bir kahve, bir çaycı dükkânı bulurum." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Çay yetiştiricisi
  3. Çay içmeye düşkün, çay tiryakisi
  4. Çay demlenip satılan yer

BARÇA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi
  2. Kalyon türünden küçük savaş gemisi

ÇAKRA

  1. [isim] Vücuttaki enerji üreten noktalardan her biri

ÇATIŞ

  1. [isim] Çatma işi veya biçimi

BOHÇA

  1. [isim] İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş
    • "Hemen hemen her giyim eşyası bohçada ve sandıkta saklanırdı." (Refik Halit Karay)
    • "Günün birinde bohçasını koltuğuna alıp kıyı mahallelerden birinde oturan ablası Fitnat Hanım'ın evine gitti." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Ufak ve seçme tütün dengi

ÇALIK

  1. [sıfat] Çarpık
    • "Ağzı burnu çalık."
  2. Verev kesilmiş
    • "Kumaşın bir yanı çalık."
  3. Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan
    • "Aklı çalık. Rengi çalık."
  4. Adı defterden silinmiş
  5. Yüzünde çıban veya yara yeri olan
  6. [isim] Çıban yeri
  7. [isim] Koyunlarda çiçek hastalığı
  8. [isim] Çalgın
  9. Yan yan giden
    • "Çalık at."

GOTÇA
...
KUŞÇA
...
NAÇAR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Çaresi olmayan, çaresiz
    • "Bu eski kafanın nasihatlerinden yıldığı için pek naçar kaldığı anlarda bu kapıyı çalar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Zavallı, düşkün

HOŞÇA

  1. [sıfat] Hoş bir biçimde olan
    • "Şimdilik hoşça kal da portakallar için başka gün konuşuruz." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [zarf] Hoş olarak, iyice, güzelce
    • "Bir hayli seneler hoşça yaşadıktan sonra, böyle bir yerde, güzel bir hava intihap ederek ölmüş..." (Memduh Şevket Esendal)

ÇAĞMA

  1. [isim] Çağmak işi

ÇAPUL

  1. [isim] Başkasının malını alma, plaçka
    • "Tanınmamak için yüzlerini karalayarak gece çapuluna çıkmış iki haydut." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Yağma

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü