İçinde ç olan 8 harfli 948 kelime var. İçerisinde Ç harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ç harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu ç harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAPALAMA

  1. [isim] Çapalamak işi

ÇENGİLİK

  1. [isim] Çenginin yaptığı iş

FISTIKÇI

  1. [isim] Fıstık yetiştiren veya satan kimse

TOPÇULUK

  1. [isim] Topçu olma durumu

TÜPÇÜLÜK

  1. [isim] Tüp gaz satıcılığı

ALÇAKLIK

  1. [isim] Alçak olma durumu
  2. Alçakça davranış, şenaat

ÇALKANTI

  1. [isim] Deniz ve gölde dalgalanma
  2. Çalkanmış şey
    • "Yumurta çalkantısı."
  3. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp
  4. Coşku
    • "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı." (Behçet Necatigil)
  5. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum
    • "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında." (Çetin Altan)

ERİNÇSİZ

  1. [sıfat] Erinci olmayan, tasalı, huzursuz, rahatsız

KÖÇEKLİK

  1. [isim] Köçek olma durumu veya köçeğin yaptığı iş
  2. Köçek gibi davranma durumu

ÇANGALLI
...
ÇARPIŞMA

  1. [isim] Çarpışmak işi, müsademe, sadme
  2. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma
    • "Bu, iki cephe arasında ilk çarpışmadır." (Yusuf Ziya Ortaç)

GEÇİRMEK

  1. [-i] Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
  2. [-e] Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
    • "Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi." (Kemal Bilbaşar)
  3. [-i] Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
    • "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."
  4. [-i] Tespit etmek, yazmak, kaydetmek
    • "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi." (Refik Halit Karay)
  5. [-i] Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
    • "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu." (Osman Cemal Kaygılı)
  6. [-i] Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
    • "Arkadaşımı geçirmeye gittim."
  7. [-i] Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
    • "Kocan için geceyi evden dışarıda geçirmek fırsatını sen kendin temin et." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  8. [-e] Giymek, giyinmek
    • "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. [-den] Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
    • "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."
  10. [-i] Herhangi bir durumu yaşamış olmak
    • "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi." (Necati Cumalı)
  11. Etmek, yapmak
  12. [-i] Hastalık bulaştırmak
    • "Nezleyi bana geçirdin."
  13. [-le] Zaman harcamak
    • "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."
  14. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak

GÜÇLEŞME

  1. [isim] Güçleşmek işi

TOPRAKÇI

  1. [isim] Toprağa önem veren, toprağa bağlı kimse
    • "Biri topraklarına kadar makineci öbürü şehirlerine kadar toprakçı." (Falih Rıfkı Atay)

ÇAKMAKLI

  1. [isim] Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tür tüfek

ÇİZİLMEK

  1. [nsz] Çizme işine konu olmak
    • "Şişenin bir tarafı birer santimetre ara ile çizilmiş ve üzerine de birer rakam konulmuş." (Ahmet Mithat)

ÇÖZDÜRME

  1. [isim] Çözdürmek işi

GEÇMELİK

  1. [isim] Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para, müruriye

ÇAĞLAYIK

  1. [isim] Yerden ses çıkararak, gürültüyle kaynayarak çıkan genellikle sıcak su, kaynak

ÇEVİRMEK

  1. [-i] Bir şeyin yönünü değiştirmek
    • "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    • "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    • "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Yönetmek, idare etmek
    • "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
    • "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."
  6. Geri göndermek
    • "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
  8. Çevrilemek, tevil etmek
    • "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
  9. [-den] Çeviri yapmak
    • "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
  10. [-i] Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
    • "Bağı duvarla çevirmek."
  11. [-i] Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
    • "Evlerini otele çevirdiler."
  12. [-den] Bir durumdan başka duruma geçmek
  13. [nsz] Kâğıt oyunu oynamak
  14. [nsz] Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak
    • "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir." (Atatürk)
  15. [-i] Kötü bir duruma getirmek
    • "Adamı maskaraya çevirmek."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü