İçinde zı olan 7 harfli 68 kelime var. İçerisinde ZI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zı olan kelimeler listesine ya da Sonu zı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAZIRUN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir toplantıya katılanlar
-
[isim]
Bir toplantıya katılanlar
- KIRMIZI
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Al, kızıl renk
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Siyah zülüflü, kırmızı dudaklı, altın ve mercan gerdanlı kadınlar." (Ahmet Haşim)
-
[isim]
Al, kızıl renk
- ANSIZIN
-
-
[zarf]
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, durup dururken, gürpedek, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, yekin yekin, bedaheten, defaten, fücceten, nagehan, vehleten
- "Zehra'nın bu ansızın ölümü, bütün felaketlerin üzerine yaman bir tüy dikmişti." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[zarf]
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, durup dururken, gürpedek, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, yekin yekin, bedaheten, defaten, fücceten, nagehan, vehleten
- KAZITMA
-
-
[isim]
Kazıtmak işi
-
[isim]
Kazıtmak işi
- KIZILTI
-
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- "Bilirsin ki ciğer hastalığı çeken insanların yüzü daima bir kızıltı içindedir." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- ZIHLAMA
-
-
[isim]
Zıhlamak işi
-
[isim]
Zıhlamak işi
- KAZILIŞ
-
-
[isim]
Kazılma işi veya biçimi
-
[isim]
Kazılma işi veya biçimi
- KAZIMAK
-
-
[-i]
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
- "Tahtanın boyasını kazımak."
-
Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak
- "O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin."
-
Sertçe ovmak
-
Tıraş etmek
- "Sakalını kazımak."
-
[nsz]
Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek
- "Mühür kazımak."
-
Aslını, kökünü çok detaylı araştırmak
- "Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek
- "Çıbanı kazıyarak aldılar."
-
[-i]
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
- AZINLIK
-
-
[isim]
Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, ekalliyet, çoğunluk karşıtı
-
Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet
-
[isim]
Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, ekalliyet, çoğunluk karşıtı
- KIZILCA
-
-
[sıfat]
Kızıla çalan, az kızıl
-
Aşırı derecede, kızıl
-
[isim]
Kızıla çalan bir çeşit buğday
-
[sıfat]
Kızıla çalan, az kızıl
- YAZINCI
-
-
[isim]
Yazın ile uğraşan, ilgilenen kimse, edebiyatçı
-
[isim]
Yazın ile uğraşan, ilgilenen kimse, edebiyatçı
- KIZIŞIK
-
-
[sıfat]
Kızışmış olan, şiddetli
-
[sıfat]
Kızışmış olan, şiddetli
- ZIMBALI
-
-
[sıfat]
Zımbası olan
-
[sıfat]
Zımbası olan
- SIZILTI
-
-
[isim]
Sızlanma, yakınma, şekva, şikâyet
- "Bizim Aksaray kahveleri bu inilti ve sızıltı ile akşama kadar sızlıyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Hoşnutsuzluk
-
[isim]
Sızlanma, yakınma, şekva, şikâyet
- KAZIMIK
-
-
[isim]
Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm
-
[isim]
Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm
- VIZILTI
-
-
[isim]
Vızıldama sesi
- "Uçan bir sivrisineğin vızıltısı duyuldu." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
- "Gerçi sabahları gene evde iş görüyor, annesinin vızıltısını dinlemeye mecbur oluyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Vızıldama sesi
- MÜLAZIM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden
-
[isim]
Teğmen
-
[sıfat]
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden
- CAZIRTI
-
-
[isim]
Cazırdama sesi
- "Bütün gece kağnı arabalarının cazırtısını duydum." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[isim]
Cazırdama sesi
- KIZILSI
- ...
- SIZILMA
- ...