İçinde zm olan 6 harfli 56 kelime var. İçerisinde ZM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zm olan kelimeler listesine ya da Sonu zm ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GEZMEN

  1. [sıfat] Gezgin
    • "Doğrusu tarihçiler, ... özellikle de İstanbul'a gelen gezmenler, Uludağ'ın İstanbul'dan kolayca görüldüğüne inanmışlardır." (Salâh Birsel)

KOZMİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili
    • "Evliliğin kozmik bir kural olduğunu kabullenmek gerek." (Haldun Taner)
  2. Haber alma ile ilgili

MAZMUN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Anlam, kavram
  2. Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve sanatlı söz

KÜBİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı

SADİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sadistlik

NAZİZM
...
KAZMAK

  1. [-i] Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak
  2. Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak
    • "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?" (Mehmet Akif Ersoy)
  3. Hakketmek

EGOİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bencillik

MIZMIZ

  1. [sıfat] Her şeyde kusur bulan, hiçbir şeyden memnun olmayan
    • "Kız, bizden büyük olmalıydı; mızmız, zayıf, silik bir şeydi." (Emine Işınsu)
  2. Çevresindekileri rahatsız edecek kadar yavaş olan

NÜDİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Her yerde çıplak gezmeyi savunan bir anlayış

DİZMEK

  1. [-i] Bazı nesneleri iplik, tel vb.ne geçirmek
    • "Ortada, hasırların üstünde yığılı tütün yapraklarının etrafında, ana, iki kız oturmuş tütün diziyorlardı." (Necati Cumalı)
  2. Yan yana veya üst üste sıralamak
    • "Odanın ortasına üç ayaklı masayı koymuş, etrafına sandalyeleri diziyordu." (Peyami Safa)
  3. Harfleri yan yana getirerek yazı düzenlemek
  4. Düzenlemek, hazırlamak
    • "Daha önce kahvaltıyı gül motifli, basma örtülü küçük masaya dizmişti." (Haldun Taner)

SIZMAK

  1. [nsz] İnce aralıklardan veya gözeneklerden az miktarda ve belli olmadan yavaş yavaş akmak, çıkmak
    • "Cam kenarlarından sızacak esintiyle hasta olacağından korkar." (Salâh Birsel)
  2. Gizli tutulan haber, sır vb. şeyler duyulmak, yayılmak
  3. Herhangi bir topluluğu, bir örgütü yolundan saptırmak için gizlice arasına girmek
  4. [-e] Gizlice, haber vermeden gitmek, sıvışmak
    • "Bekir, kaşla göz arasında dışarıya sızdı." (Atilla İlhan)
  5. İçki, yorgunluk vb. sebeplerle kendinden geçerek uyuyakalmak
    • "İlacı konyağa döktüm. İki saat sonra Süleyman sızdı." (Aka Gündüz)
  6. Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek
    • "Dağlık bir hudut bölgesinde çıkan ve karşı topraktan sızan yabancı çetelerin yardımıyla günden güne ciddi bir hâl alan alçak bir isyanın bastırılmasıydı." (Reşat Nuri Güntekin)

BEZMEK

  1. [-den] Bezgin duruma gelmek, bezginlik getirmek, bıkıp usanmak
    • "Kibrit kullanmaktan bezdiğimiz için bir eski çakmakla gazı yakmaktayız." (Burhan Felek)

KAZMAÇ

  1. [isim] Kazaratar

YAZMAN

  1. [isim] Özel veya kamu kuruluşlarında haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, kâtip, sekreter
  2. Özel veya kamu kuruluşlarında yazışmalardan sorumlu kimse, sekreter

SİNİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi, kinizm

DIZMAN

  1. [sıfat] İri yapılı, uzun boylu, şişman
    • "Dızman bir adam."

SOFİZM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bilgicilik

RASİZM
...
DÜZMEK

  1. [-i] Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek
    • "Oğlum Sıtkı için son zamanlarda epeyce temiz ev eşyası düzdü diyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek
    • "İskambil kâğıtlarını düzdü."
  3. [-e] Yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek
    • "Yeşil caminin avlusundaki sette oturmuş, Nilüfer ovasına şiir düzerken..." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [nsz] Uydurmak
    • "Bir sürü yalan düzmüş."
  5. Cinsel ilişkide bulunmak

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü