İçinde zl olan 5 harfli 32 kelime var. İçerisinde ZL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zl olan kelimeler listesine ya da sonu zl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NEZLE
-
Kelime Kökeni: Arapça nezle
-
[isim, tıp]
Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık; ingin, tumağı, dumağı, çaputlama, zükâm, nevazil
- "Havaların değişik gitmesi, bir sıcak bir soğuk olması adamcağızı nezle etmiş, üstelik nezle göğsüne inmiştir."
-
[isim, tıp]
Soğuk almaktan ileri gelen, burun akması, aksırma ile beliren hastalık; ingin, tumağı, dumağı, çaputlama, zükâm, nevazil
- YÜZLÜ
-
-
[sıfat]
Yüzü herhangi bir nitelikte olan; benizli, simalı, çehreli, suratlı
- "Ben, ay yüzlü güzellerin peşinde bir gölgeye benzerim."
-
[mecaz]
Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse)
-
[sıfat]
Yüzü herhangi bir nitelikte olan; benizli, simalı, çehreli, suratlı
- ÖZLÜK
-
-
[isim]
Bir şeyin içerik durumu; mahiyet
-
Kişi, zat
-
[isim]
Bir şeyin içerik durumu; mahiyet
- CAZLI
-
-
[sıfat]
Cazı olan
- "Eğer gürültülü, cazlı bir yerde yemeği tercih etmezseniz sizi lokantaya götürecektim."
-
[sıfat]
Cazı olan
- KOZLU
-
-
[isim]
Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri
- BUZLU
-
-
[sıfat]
Buz tutmuş, buz bağlamış olan
- "Şimdi o, buzlu Erzurum yaylalarında bir fırkaya kumandan gidiyor."
-
Buz içinde tutularak, içine buz katılarak soğutulmuş
- "Birer bardak buzlu su içerler."
-
[sıfat]
Buz tutmuş, buz bağlamış olan
- BUZLA
-
-
[isim, coğrafya]
Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı; bankiz, aysfilt
-
[isim, coğrafya]
Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı; bankiz, aysfilt
- POZLU
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız çalımlı
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız çalımlı
- ZLOTİ
-
Kelime Kökeni: Pol. zloty
-
[isim]
Polonya’nın para birimi
- "Henüz bir saat kadar geçmişti, otele bir polis geldi ve Mehmet Emin Bey’e, ‘Buyurun paralarınızı alın!’ diyerek bir tomar zloti uzattı."
-
[tarih]
III. Selim dönemine kadar kullanılmış olan bir Osmanlı gümüş parası
-
[isim]
Polonya’nın para birimi
- TEZLİ
-
-
[sıfat]
Tezi olan, bir iddia ileri süren
-
[sıfat]
Tezi olan, bir iddia ileri süren
- NAZLI
-
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu."
-
Özen isteyen; nazik
-
Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren
-
[zarf]
Üstüne titrenilerek, değer verilerek
- "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm."
-
[sıfat]
Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
- SAZLI
-
-
[sıfat]
Saz çalınarak yapılan
- "Köşkte sık sık sazlı toplantılar olurmuş."
-
[sıfat]
Saz çalınarak yapılan
- FAZLA
-
Kelime Kökeni: Arapça fażla
-
[sıfat]
Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan; ziyade
-
Daha çok; aşkın
- "Biz ancak Cumhuriyet Devri'nde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz."
-
Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan
- "Fazla ekmeğiniz var mı?"
-
[zarf]
Gereksiz, yersiz bir biçimde
- "Fazla konuşma yeter."
-
[zarf]
Gereğinden, alışılmıştan çok olarak
-
[sıfat]
Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan; ziyade
- TUZLU
-
-
[sıfat]
Tuzu olan
- "Dudaklarımda Boğaz havasının tuzlu lezzetiyle uyandım."
-
Tuzu çok olan
- "... tuzu fazla olan yemekleri bile beğeniyordum, ben fazla tuzlu sevmem hâlbuki..."
-
[mecaz]
Çok pahalı
-
[sıfat]
Tuzu olan
- TUZLA
-
-
[isim]
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer; memleha
- "Bize gelinceye kadar günde elli ton üretim yapan bu tuzlada biz bu rakamı iki yüz tona çıkardık."
-
[ağızlardan]
Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler
-
[ağızlardan]
Bakınız tuzlak
-
[isim]
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer; memleha
- HIZLI
-
-
[sıfat]
Hızı çok olan; seri (II), süratli, şiddetli
- "Bir akşamüzeri her zamanki hızlı adımlarla geldi."
-
[zarf]
Güç kullanarak
- "Hızlı vurmak."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Bünyamin, gücünün yettiği kadar hızlı yürüyüp Haliç'e indi."
-
[mecaz]
Çok hareketli olan
- "Doludizgin, bir bekârlığın tam tadını çıkaran, renkli, değişken, hızlı bir yaşam sürüyordum."
-
[sıfat]
Hızı çok olan; seri (II), süratli, şiddetli
- HIZLA
-
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."
-
[zarf]
Bakınız çabucak
- UZLUK
-
-
[isim]
İşinin ehli olma durumu; hazakat, ehliyet
-
[isim]
İşinin ehli olma durumu; hazakat, ehliyet
- TOZLU
-
-
[sıfat]
Toza bulanmış veya tozu olan
- "Üçümüz de güle oynaya tozlu bir yolda koşmaktayız."
-
[sıfat]
Toza bulanmış veya tozu olan
- UZLET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿuzlet
-
[isim, eskimiş]
Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama
- "Ülfet belalı şey fakat uzlet sıkıntılı / Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı"
-
Görünüşte halkla olduğu hâlde gerçekte kalben onlardan ayrı olma
-
[isim, eskimiş]
Toplum yaşayışından kaçıp tek başına yaşama