İçinde zg olan 6 harfli 25 kelime var. İçerisinde ZG bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zg olan kelimeler listesine ya da sonu zg ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RÜZGAR

Kelime Kökeni: Farsça rūzgār

  1. [isim] Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti; yel, bad
    • "Bu rüzgâr, bu mucizeli gemi ile insanı nerelere götürmez." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. [coğrafya] Yüksek basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru meydana gelen yatay hava akımlarının genel adı
SÜZGÜN

  1. [sıfat] Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
    • "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı." (Orhan Veli Kanık)
ÇÖZGÜN

  1. [sıfat] Çözülmüş, dağılmış
  2. Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
IZGARA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç
  2. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir
  3. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç; gril
    • "Izgaranın sokağa verilen bacasından, kızardıkça yağları eriyen köftelerin kokusu vuruyordu dışarıya." (Necati Cumalı)
  4. [sıfat] Bu araç üstünde pişmiş
    • "Gün batmadan çok evvel işlerini bitirdikleri için bu saatte meze ve ızgaralardan başka bir şey kalmaz." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [spor] Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara
    • "Ötekisinde altından hâlâ ızgaraları sallanan bir futbol ayakkabı eskisi vardı." (Sait Faik Abasıyanık)
DÜZGÜN

  1. [sıfat] Doğru ve pürüzsüz; muntazam
    • "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu." (Cahit Uçuk)
  2. Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
  3. Hiçbir eksiği olmayan
    • "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [zarf] Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
    • "Düzgün konuşuyor."
  5. [matematik] Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
    • "Düzgün çok yüzlü."
  6. [isim, eskimiş] Bakınız fondöten
TEZGAH

Kelime Kökeni: Farsça destgāh

  1. [isim] Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
    • "Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu." (Refik Halit Karay)
  2. Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
    • "İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
    • "Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı."
  4. Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
  5. [argo] Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol
SIZGIT

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kavurma
BOZGUN

  1. [isim] Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık; bozgunluk
  2. [askerlik] Yenik düşen ordunun, askerî disiplin ve bağlantı yönünden yaşadığı karışıklık ve perişanlık; yenilgi, hezimet
    • "Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye dolu idi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [sıfat] Savaşta yenilerek karışıklık ve perişanlık içine düşmüş olan
    • "Bozgun ordu."
  4. [sıfat] Morali bozulmuş, perişan olmuş
YOZGAT

  1. [isim] Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
GEZGİN

  1. [isim] Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; gezmen, seyyah
    • "Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz." (Metin And)
BEZGİN

  1. [sıfat] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş
    • "Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor." (Ahmet Ümit)
  2. Canlılığını yitirmiş
    • "Bir aralık başımı yukarı kaldırdım ve tavandan sarkan bezgin ışığa baktım." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  3. [zarf] Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde
    • "Kafasındaki çalkantılar yüzünden kaşları bezgin çatıldı." (Lâtife Tekin)
MAZGAL

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bakınız mazgal deliği
    • "Nur inerken semadan karanlık mazgallara / Yeşil sarıklı bir pir bürünerek allara" (Nâzım Hikmet)
  2. Yağmur sularını kanalizasyon şebekesine çekmek için kullanılan üzeri parmaklıklı demirle kapatılmış delik
  3. Gizlenmiş top, makineli tüfek vb. silah namlularının içinden geçirilip düşmana görünmeden ateş edebilmelerini sağlamak amacıyla açılmış ince yarık veya delik
  4. [askerlik] Tanklarda gözetleme yapmak için açılmış delik
KAZGIÇ

  1. [isim, ağızlardan] Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç
  2. Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa
KUZGUN

  1. [isim, hayvan bilimi] Ötücü kuşlar takımının kargagiller familyasından, kırlarda, tarlalarda, fundalık yerlerde bulunan, ekinlere zararlı böcekleri ve kemirgenleri yok eden, tüyleri siyah renkte olup mavi renkte parlayan bir tür kuş; karakarga (Corvus corax)
    • "Atasözlerinde, ya devlet başa ya kuzgun leşe, demişiz." (Burhan Felek)
BÜZGEN

  1. [isim, anatomi] Kasılarak vücuttaki herhangi bir deliği açan veya kapayan çember biçimindeki kasların genel adı
SÜZGEÇ

  1. [isim] Sıvıları süzmeye yarayan araç; süzek
  2. Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek; süzek, filtre
  3. Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça
DİZGİN

  1. [isim] Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
ÖZGECİ

  1. [sıfat] Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse); özgecil, diğerkâm
CAZGIR

  1. [isim] Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse
    • "Cazgır ağdalı konuşmasını gür sesiyle sürdürüyordu, cazgırın sesinden etkilenen bazıları birlikte coşarak bağırıyordu." (Hilmi Taşkın)
  2. [ağızlardan] Bakınız fitneci
YÜZGEÇ

  1. [isim] Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ
  2. [sıfat, ağızlardan] Suda iyi yüzen (kimse veya hayvan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü