İçinde zg olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde ZG bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zg olan kelimeler listesine ya da sonu zg ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜZGÜ

  1. [isim, ağızlardan] Delikli çanak
  2. Balıkçı kepçesi
  3. Fide sulamak için tenekeden yapılan, ucunda süzgeci olan kap
DİZGE

  1. [isim] Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü; cümle, manzume, sistem
  2. [felsefe] Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü; manzume, meslek, sistem
    • "O dizgenin içinde, geleceği insanın umutlu olmasına bağlı tutan bir kayıt yoktur." (Melih Cevdet Anday)
GÖZGÜ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayna
ÖZGÜL

  1. [sıfat] Bir türle ilgili, bir türe ilişkin
    • "Demek ki güzele olan eğilim insanın özgül bir vasfı değil." (İsmet Özel)
ÖZGÜN

  1. [sıfat] Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan; orijinal, ibdai
    • "Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik." (Necati Cumalı)
  2. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan
    • "Özgün biçim."
  3. Çeviri olmayan, asıl olan (metin); orijinal
SEZGİ

  1. [isim] Sezme yeteneği; sezi
    • "Ama sezgi dünyamın büsbütün de yitirişlere yol açmadığını biliyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [felsefe] Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması
ÖZGÜR

  1. [sıfat] Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan; serbest, hür, azat, azade
    • "Muallim Naci'den önceki çevirmenler de çok özgür bir çeviriden yanadırlar." (Salâh Birsel)
  2. Kendi istediği gibi hareket etme, davranma, karar verme gücü olan
  3. Bakınız serbest
  4. Başkasının kölesi olmayan; hür
  5. Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen
    • "Özgür basın. Özgür girişim."
DİZGİ

  1. [isim] Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme; tertip
DÜZGÜ

  1. [isim, felsefe, toplum bilimi] Bakınız norm
EZGİN

  1. [sıfat, ağızlardan] Paraca durumu bozuk olan (kimse)
  2. Çok cefa görmüş (kimse)
    • "Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi." (Refik Halit Karay)
  3. Çürük, ezik (meyve)
  4. [mecaz] Sıkıntı veren
    • "Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu." (Osman Cemal Kaygılı)
ÇÖZGÜ

  1. [isim] Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler; arış (II)
    • "Çözgü başlarına birer kadın oturmuştu." (Halil Erdem)
AZGIN

  1. [sıfat] Azmış olan; kudurgan
    • "Bakışları insanlıktan çıkmış, sanki karşımda ürkmüş, azgın bir hayvan var." (Ahmet Ümit)
  2. Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten)
  3. Çok yaramaz (çocuk); kudurgan
  4. Cinsel istekleri aşırı olan
    • "Senin gibi azgın bir delikanlıya vereceğim ilk ders, doyurabildiğin kadının sana vereceği tadın ne kadar önemli olduğudur." (Reha Mağden)
  5. Kabarmış, taşmış (deniz, ırmak vb.)
    • "Fırtınadan sonra şaşakalır insan, anlayamaz o azgın denizin ne kerametle, nasıl durulduğunu." (Azra Erhat)
  6. Gözü hiçbir şeyden yılmayan; azılı
ÇİZGE

  1. [isim] Bakınız grafik
    • "Çalışma konusunun resim, çizge ve çizelgelerle gösterilmesi, işlenilen materyalin, ölçülerin, toleransların, ağırlıkların ve normların bildirilmesi…" (Şükrü F. Erlaçin)
BÜZGÜ

  1. [isim] Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım
    • "Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..." (Cahit Uçuk)
ÜZGÜN

  1. [sıfat] Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
    • "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi." (Tarık Buğra)
YAZGI

  1. [isim, din bilimi] Allah tarafından insanın başına gelmesi ezelde kararlaştırılmış olan şeyler; yazı (I), alın yazısı, baht, devran, kader, ezelî takdir, hayat (I), kader çizgisi, mukadderat, takdiriilahi, tecelli, fatalite
    • "Benden iş çıkaramayacağını anlayan çocuk, yazgısına razı olarak mukavva tezgâhının başına dönüyor." (Ahmet Ümit)
EZGİÇ

  1. [isim] Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet
IZGIN

  1. [isim, bitki bilimi] Rozet yapraklı, sarı çiçekli, tohumlarından yağ çıkarılan, bir yıllık, otsu bir bitki (Eruca cappadocica)
ÇİZGİ

  1. [isim] Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz; cızık, çizi, çizik, hat, tahrir
    • "Bu kâğıda üç çizgi çekti." (Ömer Seyfettin)
  2. Yüz ve vücut hatlarının her biri
    • "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu posu bile değişmiyordu." (Oktay Rifat)
  3. Boya veya altınla işlenen süsleme motiflerinin etrâfına sınırlarını belli edecek şekilde daha koyu bir renkte ince olarak çekilen çizgi; tahrir
  4. [matematik] Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim
    • "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."
  5. [mecaz] Belli başlı özellik
    • "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım." (Attilâ İlhan)
  6. [mecaz] Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır
    • "Bu topluluklar arasında amatör ve profesyonel çizgisini de tam olarak çizebilmek kolay değildir." (Metin And)
  7. [mecaz] Herhangi bir konudaki görüş; eksen
    • "Ben de nerede olursam olayım ihtilalci çizgimi sürdüreceğim." (Müşerref Hekimoğlu)
BEZGİ

  1. [isim] Bakınız süs
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü