İçinde ze olan 8 harfli 147 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da Sonu ze ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜZENBAZ
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[sıfat]
Hile yoluyla aldatan, hile yapan
-
[sıfat]
Hile yoluyla aldatan, hile yapan
- ZEHİRSİZ
-
-
[sıfat]
Zehirli olmayan
- "Kuyruğu kuş yuvalarına, yosunların içinde büyümüş, zehirsiz bir su yılanının ürkek tavrıyla dokunuyor." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Zehirli olmayan
- YAYÇİZER
-
-
[isim]
Pergel
-
[isim]
Pergel
- ZEYTİNCİ
-
-
[isim]
Zeytin ağacı yetiştiren kimse
-
Zeytin satan kimse
-
[isim]
Zeytin ağacı yetiştiren kimse
- GÖZETİCİ
-
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse
-
Koruyucu kimse
-
Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
-
[isim]
Gözetleme yapan kimse
- ZEMİNLİK
-
-
[isim]
Yer altı barınağı
-
[isim]
Yer altı barınağı
- MÜZEYYEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Süslenmiş, bezenmiş
-
[sıfat]
Süslenmiş, bezenmiş
- REKZETME
-
-
[isim]
Rekzetmek işi
-
[isim]
Rekzetmek işi
- SERZENİŞ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Yakınma
- "Mütemadiyen ağlar, sızlanır, sitemler, serzenişler eder." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[isim]
Yakınma
- TERÜTAZE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Çok taze, körpe
- "Frenk illerinde ... tenorların akbabaya dönmüş, kartlaşmışlarına bile terütaze kızlar gönül verirlermiş." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Çok taze, körpe
- DÜZELTME
-
-
[isim]
Düzeltmek işi, tashih
-
Reform, iyileştirme, ıslahat
-
Düzelti
-
[isim]
Düzeltmek işi, tashih
- GÖZETMEK
-
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek
- "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
-
Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak
-
[nsz]
Kollamak, beklemek
- "Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek."
-
Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
-
Kayırmak
-
[-i]
Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek
- LOKALİZE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
"Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak" anlamında lokalize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
-
[isim]
"Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak" anlamında lokalize etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
- SEBZEVAT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Sebze
-
[isim]
Sebze
- MUVAZENE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Denge
- "Bilirsiniz ki bizde deli tabiri sadece ... akli muvazenesi bozulmuş manasına gelmez." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Dengeleme
-
[isim]
Denge
- TEZEVVÜÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Evlenme
-
[isim]
Evlenme
- NAKZETME
-
-
[isim]
Nakzetmek işi
-
[isim]
Nakzetmek işi
- YÜZEYSEL
-
-
[sıfat]
Yüzey ile ilgili, sathi
-
Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan, sathi
-
[sıfat]
Yüzey ile ilgili, sathi
- KUDÜMZEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kudüm çalan
-
[isim]
Kudüm çalan
- HAZZETME
-
-
[isim]
Hoşlanma
-
[isim]
Hoşlanma