İçinde ze olan 7 harfli 115 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZEHİRLİ

  1. [sıfat] Zehri olan; ağılı, toksik
    • "Gösterip sivri uzun dişlerini bir daha / Bir zehirli ok gibi attı bana kahkaha" (Enis Behiç Koryürek)
  2. [mecaz] Zararlı olan (duygu, düşünce vb.)
    • "Seni kumar oynamaman için bu odaya hapsettik, yine eski zehirli hayallerine saplanmanı istemedik ya!.." (Necip Fazıl Kısakürek)
ÇÖZELTİ

  1. [isim, kimya] Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
AZERİCE

  1. [isim] Bakınız Azerbaycan Türkçesi
    • "Azericenin özellikleri diye gösterilen kimi özellikler Anadolu Türkçesinde de vardır." (Fuat Bozkurt)
DİZELGE

  1. [isim] Bakınız liste
YÜZEYLİ

  1. [sıfat] Yüzeyi olan
ZERRECE

  1. [zarf] Zerre kadar
    • "Kimseyi zerrece kıskandığını, kötülediğini, kin tuttuğunu görmedim." (Refik Erduran)
ZENDOST

Kelime Kökeni: Farsça zen + dost

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız zampara
SELZEDE

Kelime Kökeni: Arapça seyl + Farsça -zede

  1. [isim] Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
GÖZETİM

  1. [isim] Gözetmek işi; nezaret
    • "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." (Anayasa)
  2. [hukuk] Bakınız gözaltı
ÇİZECEK

  1. [isim] Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı
TAZEKAN

  1. [sıfat] Kan ihtiyacı olan hastaya verilmek üzere bir başkasından yeni alınan kan
  2. [mecaz] Bir grubu, bir kuruluşu vb.ni canlandırabilecek yeni kişi veya kişiler
MÜNZEVİ

Kelime Kökeni: Arapça munzevī

  1. [sıfat] Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven
FREZECİ

  1. [isim] Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi
  2. Freze işleri yapılan dükkân
GÖZETİŞ

  1. [isim] Gözetmek işi
KRUVAZE

Kelime Kökeni: Fransızca croisé

  1. [sıfat] Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
    • "Bir kruvaze yelek giymiş: Ön cepleri büyük." (Sait Faik Abasıyanık)
DÜZENLİ

  1. [sıfat] Yerli yerinde, kararlı, tertipli olan; muntazam, ıttıratlı
    • "Hele, düzenli giyim diye bir dertleri hiç yoktur." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Düzen içinde bulunan; sistemli, metodik
VAZEDİŞ

  1. [isim] Vazetmek işi
ZEYTUNİ

Kelime Kökeni: Arapça zeytūnī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız zeytin rengi
ZEMHERİ

Kelime Kökeni: Arapça zemherīr

  1. [isim] Bakınız kara kış
ZELZELE

Kelime Kökeni: Arapça zelzele

  1. [isim, coğrafya] Bakınız deprem
    • "Koyun kısmı fırtınanın patlayacağını, zelzeleyi, su baskını olacağını, vaktinden önce seziyordu da kuyruğunu paralayan kurdun ardı sıra neden koşuyordu?" (Kemal Tahir)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü