İçinde ze olan 7 harfli 115 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZEHİRLİ
-
-
[sıfat]
Zehri olan; ağılı, toksik
- "Gösterip sivri uzun dişlerini bir daha / Bir zehirli ok gibi attı bana kahkaha"
-
[mecaz]
Zararlı olan (duygu, düşünce vb.)
- "Seni kumar oynamaman için bu odaya hapsettik, yine eski zehirli hayallerine saplanmanı istemedik ya!.."
-
[sıfat]
Zehri olan; ağılı, toksik
- ÇÖZELTİ
-
-
[isim, kimya]
Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
-
[isim, kimya]
Çözünme sonucu ortaya çıkan madde
- AZERİCE
-
-
[isim]
Bakınız Azerbaycan Türkçesi
- "Azericenin özellikleri diye gösterilen kimi özellikler Anadolu Türkçesinde de vardır."
-
[isim]
Bakınız Azerbaycan Türkçesi
- DİZELGE
-
-
[isim]
Bakınız liste
-
[isim]
Bakınız liste
- YÜZEYLİ
-
-
[sıfat]
Yüzeyi olan
-
[sıfat]
Yüzeyi olan
- ZERRECE
-
-
[zarf]
Zerre kadar
- "Kimseyi zerrece kıskandığını, kötülediğini, kin tuttuğunu görmedim."
-
[zarf]
Zerre kadar
- ZENDOST
-
Kelime Kökeni: Farsça zen + dost
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız zampara
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız zampara
- SELZEDE
-
Kelime Kökeni: Arapça seyl + Farsça -zede
-
[isim]
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
-
[isim]
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse
- GÖZETİM
-
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- "Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."
-
[hukuk]
Bakınız gözaltı
-
[isim]
Gözetmek işi; nezaret
- ÇİZECEK
-
-
[isim]
Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı
-
[isim]
Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı
- TAZEKAN
-
-
[sıfat]
Kan ihtiyacı olan hastaya verilmek üzere bir başkasından yeni alınan kan
-
[mecaz]
Bir grubu, bir kuruluşu vb.ni canlandırabilecek yeni kişi veya kişiler
-
[sıfat]
Kan ihtiyacı olan hastaya verilmek üzere bir başkasından yeni alınan kan
- MÜNZEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça munzevī
-
[sıfat]
Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven
-
[sıfat]
Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven
- FREZECİ
-
-
[isim]
Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi
-
Freze işleri yapılan dükkân
-
[isim]
Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi
- GÖZETİŞ
-
-
[isim]
Gözetmek işi
-
[isim]
Gözetmek işi
- KRUVAZE
-
Kelime Kökeni: Fransızca croisé
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
- "Bir kruvaze yelek giymiş: Ön cepleri büyük."
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
- DÜZENLİ
-
-
[sıfat]
Yerli yerinde, kararlı, tertipli olan; muntazam, ıttıratlı
- "Hele, düzenli giyim diye bir dertleri hiç yoktur."
-
Düzen içinde bulunan; sistemli, metodik
-
[sıfat]
Yerli yerinde, kararlı, tertipli olan; muntazam, ıttıratlı
- VAZEDİŞ
-
-
[isim]
Vazetmek işi
-
[isim]
Vazetmek işi
- ZEYTUNİ
-
Kelime Kökeni: Arapça zeytūnī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zeytin rengi
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zeytin rengi
- ZEMHERİ
-
Kelime Kökeni: Arapça zemherīr
-
[isim]
Bakınız kara kış
-
[isim]
Bakınız kara kış
- ZELZELE
-
Kelime Kökeni: Arapça zelzele
-
[isim, coğrafya]
Bakınız deprem
- "Koyun kısmı fırtınanın patlayacağını, zelzeleyi, su baskını olacağını, vaktinden önce seziyordu da kuyruğunu paralayan kurdun ardı sıra neden koşuyordu?"
-
[isim, coğrafya]
Bakınız deprem