İçinde ze olan 6 harfli 91 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖZENLİ

  1. [sıfat] Özen gösterilerek yapılan (iş); itinalı
  2. Özenle çalışan (kimse)
  3. Temiz, zarif ve özenle giyinmiş (kimse); tirendaz
SÜZENİ

Kelime Kökeni: Farsça sūzen + Arapça -ī

  1. [isim] Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir nakış türü
    • "Tülbent üzerine suzeni işinde büyük bir ustalıkla muvaffakiyetler gösterdiğinden bahsedenler vardı." (Halit Ziya Uşaklıgil)
ZECREN

Kelime Kökeni: Arapça zecren

  1. [zarf, eskimiş] Yasaklayarak
  2. Bakınız zorla
  3. Eziyet ederek
LEZZET

Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet

  1. [isim] Ağız yoluyla alınan tat
    • "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [mecaz] Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
    • "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir." (Ahmet Rasim)
MİBZER

Kelime Kökeni: Arapça mibzer

  1. [isim] Tohum ekme aleti
ZEVKLİ

  1. [sıfat] Beğenilen, hoşa giden
    • "Toplu oyunlar çok daha zevkliydi." (Ayla Kutlu)
  2. Beğenisi olan (kimse)
GÖZEVİ

  1. [isim, anatomi] Bakınız göz yuvası
    • "Şimdi yeşil mavi gözleri daha keskin, gözevleri daha çöküktü." (Selim İleri)
KLOZET

Kelime Kökeni: Fransızca closette

  1. [isim] Bakınız alafranga tuvalet
ZEKİCE

  1. [sıfat] Zeki olan
    • "Ona göre, Habil'in Kabil'i öldürmesinde zekice bir yan aranmamalıdır." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] Zeki olarak, zekiye uygun bir biçimde
    • "Daha bilgili olmalı, daha çok özveride bulunmalı ve zekice davranmalıyız." (Ahmet Ümit)
ZEKALI

  1. [sıfat] Zeki olan
ZEMZEM

Kelime Kökeni: Arapça zemzem

  1. [isim] Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu; zemzem suyu
    • "Yavrum, hakkını helal et, ağzıma zemzem getir!" (Sermet Muhtar Alus)
DİZELİ

  1. [sıfat] Dizesi olan
MEVİZE

Kelime Kökeni: Arapça mevʿiẓe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız vaaz
  2. Bakınız öğüt
    • "Bu mevizeden sonra Alpaslan, hiçbir muhayyilenin tasavvur edemediği bu mehabetli manzaraya bir güneş azameti ile baktı." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
ZERRİN

Kelime Kökeni: Farsça zerrīn

  1. [sıfat, eskimiş] Altından yapılmış
  2. [isim, bitki bilimi] Bakınız fulya
  3. [isim] Altın rengi, sarı
  4. Bu renkte olan
ZEVKÇE

  1. [zarf] Zevk bakımından
    • "Kafaca, ruhça, zevkçe, terbiyece eski adam diyebileceğimiz bir örnek alınız." (Yahya Kemal Beyatlı)
MEZECİ

  1. [isim] Meze satan kimse
BEZEME

  1. [isim] Bakınız süsleme
    • "Evet, rahlenin üzerine gelecek kaplama üzerine yahut işte hangi malzemeyle olacaksa bezeme, desen çizilmiş kâğıt, onun yüzüne vernikle yapıştırılır." (Emine Işınsu)
  2. Bakınız süs
NEYZEN

Kelime Kökeni: Farsça neyzen

  1. [isim, müzik] Ney çalan kimse
    • "Neyzen hicaz bir taksime başladı, bu koca yeri dolduran yüzlerce insan birden tıs kesildi." (Osman Cemal Kaygılı)
MUCİZE

Kelime Kökeni: Arapça muʿcize

  1. [isim, din bilimi] Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller
  2. İnsanları hayran bırakan, insan aklının alamayacağı, olağanüstü, şaşırtıcı olay; tansık
    • "Şırınga nasılsa umduğumdan çok daha iyi bir tesir yaptı ve zavallı Hacı Ömer, bunu benim bir mucizem gibi gördü." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [sıfat, mecaz] İnsanları hayran bırakan, insan aklının alamayacağı derecede şaşırtıcı olan
    • "Onların aşkı ve evlilikleri zaten bir mucize değil miydi?" (Tarık Buğra)
ZEYREK

Kelime Kökeni: Farsça zīrek

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız zeki
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü