İçinde ze olan 6 harfli 91 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖZENLİ
-
-
[sıfat]
Özen gösterilerek yapılan (iş); itinalı
-
Özenle çalışan (kimse)
-
Temiz, zarif ve özenle giyinmiş (kimse); tirendaz
-
[sıfat]
Özen gösterilerek yapılan (iş); itinalı
- SÜZENİ
-
Kelime Kökeni: Farsça sūzen + Arapça -ī
-
[isim]
Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir nakış türü
- "Tülbent üzerine suzeni işinde büyük bir ustalıkla muvaffakiyetler gösterdiğinden bahsedenler vardı."
-
[isim]
Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir nakış türü
- ZECREN
-
Kelime Kökeni: Arapça zecren
-
[zarf, eskimiş]
Yasaklayarak
-
Bakınız zorla
-
Eziyet ederek
-
[zarf, eskimiş]
Yasaklayarak
- LEZZET
-
Kelime Kökeni: Arapça leẕẕet
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- "Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?"
-
[mecaz]
Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk
- "Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir."
-
[isim]
Ağız yoluyla alınan tat
- MİBZER
-
Kelime Kökeni: Arapça mibzer
-
[isim]
Tohum ekme aleti
-
[isim]
Tohum ekme aleti
- ZEVKLİ
-
-
[sıfat]
Beğenilen, hoşa giden
- "Toplu oyunlar çok daha zevkliydi."
-
Beğenisi olan (kimse)
-
[sıfat]
Beğenilen, hoşa giden
- GÖZEVİ
-
-
[isim, anatomi]
Bakınız göz yuvası
- "Şimdi yeşil mavi gözleri daha keskin, gözevleri daha çöküktü."
-
[isim, anatomi]
Bakınız göz yuvası
- KLOZET
-
Kelime Kökeni: Fransızca closette
-
[isim]
Bakınız alafranga tuvalet
-
[isim]
Bakınız alafranga tuvalet
- ZEKİCE
-
-
[sıfat]
Zeki olan
- "Ona göre, Habil'in Kabil'i öldürmesinde zekice bir yan aranmamalıdır."
-
[zarf]
Zeki olarak, zekiye uygun bir biçimde
- "Daha bilgili olmalı, daha çok özveride bulunmalı ve zekice davranmalıyız."
-
[sıfat]
Zeki olan
- ZEKALI
-
-
[sıfat]
Zeki olan
-
[sıfat]
Zeki olan
- ZEMZEM
-
Kelime Kökeni: Arapça zemzem
-
[isim]
Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu; zemzem suyu
- "Yavrum, hakkını helal et, ağzıma zemzem getir!"
-
[isim]
Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu; zemzem suyu
- DİZELİ
-
-
[sıfat]
Dizesi olan
-
[sıfat]
Dizesi olan
- MEVİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça mevʿiẓe
- ZERRİN
-
Kelime Kökeni: Farsça zerrīn
-
[sıfat, eskimiş]
Altından yapılmış
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız fulya
-
[isim]
Altın rengi, sarı
-
Bu renkte olan
-
[sıfat, eskimiş]
Altından yapılmış
- ZEVKÇE
-
-
[zarf]
Zevk bakımından
- "Kafaca, ruhça, zevkçe, terbiyece eski adam diyebileceğimiz bir örnek alınız."
-
[zarf]
Zevk bakımından
- MEZECİ
-
-
[isim]
Meze satan kimse
-
[isim]
Meze satan kimse
- BEZEME
-
- NEYZEN
-
Kelime Kökeni: Farsça neyzen
-
[isim, müzik]
Ney çalan kimse
- "Neyzen hicaz bir taksime başladı, bu koca yeri dolduran yüzlerce insan birden tıs kesildi."
-
[isim, müzik]
Ney çalan kimse
- MUCİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿcize
-
[isim, din bilimi]
Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller
-
İnsanları hayran bırakan, insan aklının alamayacağı, olağanüstü, şaşırtıcı olay; tansık
- "Şırınga nasılsa umduğumdan çok daha iyi bir tesir yaptı ve zavallı Hacı Ömer, bunu benim bir mucizem gibi gördü."
-
[sıfat, mecaz]
İnsanları hayran bırakan, insan aklının alamayacağı derecede şaşırtıcı olan
- "Onların aşkı ve evlilikleri zaten bir mucize değil miydi?"
-
[isim, din bilimi]
Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller
- ZEYREK
-
Kelime Kökeni: Farsça zīrek
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız zeki
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız zeki