İçinde ze olan 5 harfli 88 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOZER
-
Kelime Kökeni: Fransızca bulldozer
-
[isim]
Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi; yoldüzler
-
[isim]
Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi; yoldüzler
- ERZEL
-
Kelime Kökeni: Arapça erẕel
-
[sıfat]
Pek rezil
-
Alçak, soysuz olan
-
[sıfat]
Pek rezil
- ENEZE
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız sıska
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız sıska
- ZERRE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕerre
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- "Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti."
-
[eskimiş]
0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- BEZEK
-
-
[isim]
Bakınız süs
-
Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri
-
[isim]
Bakınız süs
- ZELİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕelīl
-
[sıfat, eskimiş]
Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
- "Batı'ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı."
-
[sıfat, eskimiş]
Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
- BEZEN
-
-
[isim]
Bakınız süs
-
[isim]
Bakınız süs
- ZECİR
-
Kelime Kökeni: Arapça zecr
-
[isim, eskimiş]
Yaptırmama, yasaklama
-
Bakınız zorlama
-
Eziyet etme
-
[isim, eskimiş]
Yaptırmama, yasaklama
- SEBZE
-
Kelime Kökeni: Farsça sebze
-
[isim]
Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri; göveri, göverti, sebzevat, zerzevat
-
[isim]
Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri; göveri, göverti, sebzevat, zerzevat
- KEBZE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kürek kemiği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kürek kemiği
- ZERDE
-
Kelime Kökeni: Farsça zerde
-
[isim]
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi
-
[isim]
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi
- AVAZE
-
Kelime Kökeni: Farsça āvāze
-
[isim]
Bakınız ses
- "Dünya senin bu lahut avazeni duymadıktan sonra kimin sesini dinler, kime kulak asar?"
-
[isim]
Bakınız ses
- FÜZEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca fusain
-
[isim]
Bakınız kömür kalem
-
Bu kalemle yapılmış resim
-
[isim]
Bakınız kömür kalem
- ZENNE
-
Kelime Kökeni: Farsça zenāne
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- "Zenne çorabı."
-
[tiyatro]
Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- ÖNEZE
-
-
[isim, ağızlardan]
Avcıların av beklerken hayvanlardan gizlenmek için taş yığınlarından yaptıkları yer; evsin
-
Sürek avında pusuda av bekleyen avcı
-
[isim, ağızlardan]
Avcıların av beklerken hayvanlardan gizlenmek için taş yığınlarından yaptıkları yer; evsin
- DÜZEÇ
-
-
[isim]
Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç; tesviye aleti
-
[isim]
Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç; tesviye aleti
- CAİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāʾize
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş
- "Belki bu ihsan veya caizelerin miktarlarında bazı tadilat yapıldığı kabul edilebilir."
-
Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti
-
Yol yiyeceği
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş
- TÖZEL
-
-
[sıfat]
Tözle ilgili
-
[sıfat]
Tözle ilgili
- AHİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça āḫiẕe
-
[isim]
Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
- "Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular."
-
[isim]
Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
- ALİZE
-
Kelime Kökeni: Fransızca alizé
-
[isim, coğrafya]
Tropikal bölgelerde yıl boyu düzenli esen rüzgâr
- "Alizeler, Ekvator'un kuzeyinde kuzeydoğudan, Ekvator'un güneyinde ise güneydoğudan eserler."
-
[isim, coğrafya]
Tropikal bölgelerde yıl boyu düzenli esen rüzgâr