İçinde ze olan 5 harfli 88 kelime var. İçerisinde ZE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOZER

Kelime Kökeni: Fransızca bulldozer

  1. [isim] Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi; yoldüzler
ERZEL

Kelime Kökeni: Arapça erẕel

  1. [sıfat] Pek rezil
  2. Alçak, soysuz olan
ENEZE

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız sıska
ZERRE

Kelime Kökeni: Arapça ẕerre

  1. [isim] Çok küçük parçacık; habbe
    • "Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi
BEZEK

  1. [isim] Bakınız süs
  2. Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri
ZELİL

Kelime Kökeni: Arapça ẕelīl

  1. [sıfat, eskimiş] Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
    • "Batı'ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı." (Necip Fazıl Kısakürek)
BEZEN

  1. [isim] Bakınız süs
ZECİR

Kelime Kökeni: Arapça zecr

  1. [isim, eskimiş] Yaptırmama, yasaklama
  2. Bakınız zorlama
  3. Eziyet etme
SEBZE

Kelime Kökeni: Farsça sebze

  1. [isim] Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri; göveri, göverti, sebzevat, zerzevat
KEBZE

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kürek kemiği
ZERDE

Kelime Kökeni: Farsça zerde

  1. [isim] Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi
AVAZE

Kelime Kökeni: Farsça āvāze

  1. [isim] Bakınız ses
    • "Dünya senin bu lahut avazeni duymadıktan sonra kimin sesini dinler, kime kulak asar?" (Sâmiha Ayverdi)
FÜZEN

Kelime Kökeni: Fransızca fusain

  1. [isim] Bakınız kömür kalem
  2. Bu kalemle yapılmış resim
ZENNE

Kelime Kökeni: Farsça zenāne

  1. [isim, eskimiş] Kadın işi
    • "Zenne çorabı."
  2. [tiyatro] Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
ÖNEZE

  1. [isim, ağızlardan] Avcıların av beklerken hayvanlardan gizlenmek için taş yığınlarından yaptıkları yer; evsin
  2. Sürek avında pusuda av bekleyen avcı
DÜZEÇ

  1. [isim] Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç; tesviye aleti
CAİZE

Kelime Kökeni: Arapça cāʾize

  1. [isim, eskimiş, edebiyat] Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş
    • "Belki bu ihsan veya caizelerin miktarlarında bazı tadilat yapıldığı kabul edilebilir." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti
  3. Yol yiyeceği
TÖZEL

  1. [sıfat] Tözle ilgili
AHİZE

Kelime Kökeni: Arapça āḫiẕe

  1. [isim] Sabit telefonların sesleri duymaya ve karşı tarafa iletmeye yarayan parçası
    • "Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular." (Mithat Cemal Kuntay)
ALİZE

Kelime Kökeni: Fransızca alizé

  1. [isim, coğrafya] Tropikal bölgelerde yıl boyu düzenli esen rüzgâr
    • "Alizeler, Ekvator'un kuzeyinde kuzeydoğudan, Ekvator'un güneyinde ise güneydoğudan eserler."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü