İçinde zan olan 8 harfli 21 kelime var. İçerisinde ZAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zan olan kelimeler listesine ya da sonu zan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Zan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N Z

3 Harfli Kelimeler

NAZ, ZAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TIRABZAN

Kelime Kökeni: Farsça dārbezīn

  1. [isim] Bakınız merdiven korkuluğu
    • "Fakat tırabzandan aşağıya sakın bakmayın, başınız döner." (Halit Fahri Ozansoy)
ZANGIRTI

  1. [isim] Güçlü titremeyle oluşan sesin adı
    • "Merdivenlerden bir adam yuvarlanıyormuş gibi bir zangırtıyla uyanır." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
HÜSNÜZAN

Kelime Kökeni: Arapça ḥusn + ẓann

  1. [isim] Bakınız iyi niyet
KUMKAZAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir tür memeli (Bathyergus maritimus)
KALPAZAN

Kelime Kökeni: Arapça ḳalb + Farsça -zen

  1. [isim] Sahte para basan veya piyasaya süren kimse
  2. [mecaz] Yalan ve hile ile iş gören kimse
ZANNETME

  1. [isim] Bakınız sanma
    • "Bununla beraber mahalle kadınlarının beni bir müdür zannetmeleri gururumu okşamıyor değildi." (Kemal Bilbaşar)
ARABOZAN

  1. [sıfat] İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse); ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, fasit, münafık, müfsit, müzevir
MİZANPLİ

Kelime Kökeni: Fransızca mise en plis

  1. [isim] Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılan tarama biçimi
ZANAATÇI

  1. [isim] Belli bir zanaatla uğraşan, bir zanaatı meslek edinen emekçi; zanaatkâr, artizan
ZANNEDİŞ

  1. [isim] Bakınız sanış
TANZANYA

  1. [isim] Doğu Afrika'da, Hint Okyanusu kıyısında bir ülke; başkenti Dodoma
KAZANMAK

  1. [-i] Kazanç sağlamak
    • "Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım." (Peyami Safa)
  2. [nesnesiz] Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek
    • "Böyle yazılara hiç cevap vermeyiz ve yazı çok ağırsa dava açarak çok defa kazanırız." (Burhan Felek)
  3. Çıkmak, isabet etmek
  4. Edinmek, sahip olmak
    • "İyi bir dost kazandık."
  5. [nesnesiz] Tutulmak, yakalanmak
    • "Huy kazanmak."
    • "Dert kazanmak."
  6. Kendinden yana çekmek
    • "Bu genç şairin dostluğunu kazanmak için hiçbir külfete katlanmadım." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [-den] Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak
    • "Düşmandan yer kazanmak."
  8. Yenmek, galip gelmek
    • "İşte, kesin, muharebeyi bu manevi kudret kazanacaktır." (Ruşen Eşref Ünaydın)
PREZANTE

Kelime Kökeni: Fransızca présenté

  1. [sıfat] "Tanıtmak" anlamındaki prezante etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
    • "Şu prezante ettikleri Bay Ahmet Müslim, hiç Türk'e benzemiyor." (Aka Gündüz)
ZANLILIK

  1. [isim] Zanlı olma durumu
MİZANSEN

Kelime Kökeni: Fransızca mise en scène

  1. [isim, tiyatro] Bakınız düzentileme
    • "Piyes falsoları, yersiz mizansenleriyle devam ediyor." (Cahit Uçuk)
  2. [mecaz] Bakınız düzenti
    • "Bu bir mizansendi, inceden inceye düzenlenmiş bir sahne." (Tarık Buğra)
NAÇİZANE

Kelime Kökeni: Farsça nāçīzāne

  1. [zarf] Haddi olmayarak
    • "Bunun için sizlere naçizane bir tavsiyem olacak." (Tarık Buğra)
  2. Çok küçük, önemsiz bir şey olarak
KIZANLIK

  1. [isim] Kızan olma durumu
MİZANPAJ

Kelime Kökeni: Fransızca mise en page

  1. [isim] Bakınız sayfalama
PARTİZAN

Kelime Kökeni: Fransızca partisan

  1. [isim] Bakınız partici
  2. Düşmanlarına karşı mücadele verirken cephe gerisinde silahlı harekete katılan kimse
KAZANÇLI

  1. [sıfat] Kazanmış olan
  2. Kazanç getiren, kazanç sağlayan
    • "Kazançlı bir iş."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü