İçinde zan olan 7 harfli 20 kelime var. İçerisinde ZAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zan olan kelimeler listesine ya da sonu zan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Zan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N Z

3 Harfli Kelimeler

NAZ, ZAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

LAFAZAN

Kelime Kökeni: Farsça lāfzen

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız geveze
    • "Çok lafazan ve bilgilisiniz ama jeton sizde biraz geç düşüyor anlaşılan." (Haldun Taner)
BORAZAN

Kelime Kökeni: Türkçe boru + Farsça -zen

  1. [isim, müzik] Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı; boru
    • "Borazanlar acı acı ötüyor, ana caddede atlı postaların kaldırımları şakırdatarak koşuştukları duyuluyordu." (Kemal Tahir)
  2. Bakınız borazancı
    • "Borazanları alayın önünde topluyorlar." (Ömer Seyfettin)
KAZANCI

  1. [isim] Kazan yapan, satan veya onaran usta
  2. Bakınız ateşçi
KAZANIM

  1. [isim] Kazanmak işi
  2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak; avantaj
KAZANMA

  1. [isim] Kazanmak işi; kesp
    • "Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir." (Cemil Meriç)
OZANLIK

  1. [isim] Bakınız şairlik
    • "Benim ozanlığım kıttır. Güzel, göz alıcı buluşlarla konuşmasını beceremem." (Nâzım Hikmet)
ACİZANE

Kelime Kökeni: Arapça ʿāciz + Farsça -āne

  1. [zarf] Söz söyleyen kimsenin, kendi yaptıklarını abartmamak için kullandığı "âcizlere yakışacak bir biçimde" anlamında kullanılan bir nezaket sözü
    • "Ben âcizane her dilden çakarım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
POZANTI

  1. [isim] Adana iline bağlı ilçelerden biri
İZANSIZ

  1. [sıfat] Bakınız anlayışsız
ARTİZAN

Kelime Kökeni: Fransızca artisan

  1. [isim] Bakınız zanaatçı
  2. Bakınız esnaf
    • "Mimarlar, ressamlar ve heykeltıraşlar on altıncı asra kadar terziler veyahut kunduracılar gibi ... esnaf loncaları hâlinde birleşmiş artizanlardan ibaret idiler." (Yaprak Zihnioğlu)
FEYEZAN

Kelime Kökeni: Arapça feyeżān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız su baskını
    • "Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bakınız bereket
İSTİZAN

Kelime Kökeni: Arapça istīẕān

  1. [isim, eskimiş] Yetki isteme
  2. İzin isteme
FAŞİZAN

Kelime Kökeni: Fransızca fascisant

  1. [sıfat] Faşist eğilimli
YAZANAK

  1. [isim] Bakınız rapor
    • "Bankaya ve bağlı kuruluşlarına el konulmasıyla ortaya çıkan genel durum konusunda istenen dördüncü bilirkişi yazanağı konusunda avukatlara söz verdi." (Tahsin Yücel)
UZANMAK

  1. [-e] Boylu boyunca yatmak
    • "Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız gitmek
    • "Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [nesnesiz] Bir alana yayılmak
    • "Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor." (Peyami Safa)
  4. [nesnesiz] Bir şey boyunca sıralanmak
    • "İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Bir yere yetişmek, ulaşmak
  6. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
    • "Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  7. İleriye doğru devam etmek
  8. [argo] Sarkıntılık etmek
RAMAZAN

Kelime Kökeni: Arapça ramażān

  1. [isim] Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay
    • "Çocukluğunda, çoğu ramazan akşamları bu pencerenin önünde beklerdi iftar topunun ışığını." (Yusuf Atılgan)
EZANSIZ

  1. [sıfat] Ezan okunmayan (yer)
    • "Minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, Frenk terbiyesiyle yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlamayacaklar!" (Yahya Kemal Beyatlı)
LAZANYA

Kelime Kökeni: İtalyanca lasagna

  1. [isim] Bir tür İtalyan makarnası
    • "Emre, tepsisinin üstündeki üstü kapalı tabağın içinde lazanya mı yoksa tavuk mu olduğundan emin olamadı." (Fatih Erdoğan)
KAZANLI

  1. [isim] Bakınız Kahramankazanlı
KAZANIŞ

  1. [isim] Kazanmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü