İçinde z olan 5 harfli 678 kelime var. İçerisinde Z harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında z harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu z harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CEZBE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu
    • "İsmet Paşa'yı birer serdengeçti cezbesiyle savunanlar arasında ben de vardım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Cezbeye tutulmuş gibi haykırdım, Türkçe haykırdım." (Aka Gündüz)

REZİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Alçak, aşağılık
    • "Sadece rezil etmekle kalmayacağım, hapse de tıktıracağım." (Peyami Safa)
    • "Parmaklarının bileğime yapışacağından ve daha fazla rezil olacağımdan şüphe etmiyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Hasan, bu dediğini yapsaydı, dört başı mamur bir dayak yiyip âleme rezil rüsva olacaktı." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Şu gömleğe bak, rezili çıkmış!" (Çetin Altan)

SEZON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Mevsim
  2. Belirli bir süre
    • "Böylece tiyatro sezonu hakkında insan yarım saat içinde fikir edinebilmiş oluyor." (Haldun Taner)
  3. Genellikle sporda belli bir etkinlik süresi

TOPAZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli taş

GİZEM

  1. [isim] Sır

İŞSİZ

  1. [sıfat] İşi olmayan
    • "Ben kendimi faydalı bir adam farz ettiğim hâlde, sen kendini niçin işsiz ve tufeyli sayıyorsun?" (Kemal Tahir)

HUZUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç
    • "Bu komşular mahallenin huzurunu kaçırdı."
    • "Bu müzik bana huzur verdi."
  2. Ön, yan, kat, makam, yamaç
    • "Başkanın huzuruna çıkmak."
  3. Bir yerde bulunma
    • "Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır."
  4. Padişah katı
    • "Huzura çıkmak."

YAZGI

  1. [isim] Tanrı'nın uygun görmesi, Tanrı'nın isteği, kader, ezelî takdir, yazı, alın yazısı, hayat, kader, mukadderat, takdiriilahî
    • "Üçüncü dünya ülkelerinin yazgısına daha yakınlık duyuyor." (Haldun Taner)

DİZİM

  1. [isim] Dizilme işi, dizme
    • "Kitabın dizimi bitti."
  2. Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi, sentagma

SÖZLÜ

  1. [sıfat] Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı
    • "Sözlü sınav."
  2. [isim] Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu

TÖZEL

  1. [sıfat] Tözle ilgili

DÜZEÇ

  1. [isim] Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç, tesviye aleti

KIZMA

  1. [isim] Kızmak işi
    • "Şimdi artık kızma sırası bana gelmişti." (Reşat Nuri Güntekin)

KOPUZ

  1. [isim] Ozanların çaldığı telli Türk sazı
    • "Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar." (Orhan Seyfi Orhon)

LERZE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Titreme, titreyiş
    • "Aşklarının düşüncesi artık lerze değil yeis ve meraret veriyordu." (Halide Edip Adıvar)

SUSUZ

  1. [sıfat] Suyu olmayan, suyu bulunmayan
    • "Bir kadeh rakıyı susuz ve bir hamlede içti." (Peyami Safa)
  2. Suyu çok az olan
    • "Susuz portakal."
  3. Yağmursuz, kurak geçen
    • "Susuz bir yaz."
  4. Susamış olan
    • "Koca bir tarihin tutuştuğu çöllerde susuz yanan insanların çatlak dudaklarında temaşa ediyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  5. [zarf] Su olmadan
    • "Susuz bırakmak."

ÜNSÜZ

  1. [sıfat] Ünü olmayan, gösterişsiz, şöhretsiz
  2. [isim] Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz, sessiz harf, konson, konsonant

BOĞAZ

  1. [isim] Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak
    • "Ses, ciğerlerde biriken havanın boğaza çarpması demektir." (Ömer Seyfettin)
    • "Birbiriyle boğaz boğaza gelen okul çocuklarını, Samet'in varlığı bugünlerde tek bir vücut gibi bir araya toplayabilirdi." (Halide Edip Adıvar)
    • "Çocukluğumdan beri sık sık boğaz olurdum." (Burhan Felek)
    • "Kediyi karşısında gördükçe yüreği titriyor, boğazı kuruyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm
    • "Şişenin boğazı. Testinin boğazı."
    • "Fazla imrendiriyorsun insanı, boğaz olacağız." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. İki dağ arasında dar geçit, derbent
    • "Yol üzerindeki derbentleri ve boğazları işgal ederek ordunun başında bunları takip ediyordu." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  4. Yedirip içirme yükümü, iaşe
    • "İşçilerin boğazı bizden olacak."
  5. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse
    • "Hayat zor anne, kaç boğazız evde, ağabeyim hangi birimize yetişsin." (Ayşe Kulin)
  6. Yeme içme
    • "Boğazına düşkün."
  7. İki kara arasındaki dar deniz

ÇÖZÜŞ

  1. [isim] Çözme işi veya biçimi

DİZİŞ

  1. [isim] Dizme işi veya biçimi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü