İçinde z olan 3 harfli 76 kelime var. İçerisinde Z harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında z harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu z harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma, bindirim
    • "Ekmek iki ayda üç defa zam gördü."

BİZ

  1. [zamir] Çokluk birinci kişiyi gösteren söz
    • "Biz, Türkler, bütün tarihî hayatımızca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz!" (Atatürk)
    • "Şehir uşağıyız. Bize de mi lolo? Bu işin içinde bir karı dalaveresi olduğunu anladım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz
    • "Biz kendisini aldığımız zaman vücudu pek ince idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

DAZ

  1. [sıfat] Saçı dökülmüş (baş), dazlak
  2. Çıplak (toprak)

KUZ

  1. [sıfat] Gölgede kalan (yan)

ZIP

  1. [isim] Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses

GÜZ

  1. [isim] Sonbahar
  2. 22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim
    • "Mevsim güzdü, bol üzüm ve incir vakti idi." (Osman Cemal Kaygılı)

BAZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Temel
    • "Baz fiyat."
  2. [isim] Taban
  3. [isim] Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde, esas

CIZ

  1. [isim] Çocuk dilinde ateş
  2. Kızgın yağın içine bir şey atıldığında çıkan ses

FAZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Elektrik geriliminde evre

HIZ

  1. [isim] Çabukluk, sürat
    • "Hikâyede baştan sona kadar hareket ve hız olmalıdır." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Fırtına hızını aldı."
    • "Güneş hızını kaybedince bu yapışkan su donar, yapraklar ellenebilir, toplanabilir duruma gelir." (Necati Cumalı)
  2. Bir hareketten doğan güç, şiddet
    • "Yağmur şimdi hızını daha da arttırmıştı." (Haldun Taner)
    • "Münakaşa tekrar eski hızını alamayarak biraz sonra söndü." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Çaba, güç, gayret, takat
  4. Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat

TOZ

  1. [isim] Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak
    • "Bu talihsiz taşra kentinde, yolun iki yanındaki yeşilleri tozdan yitmiş ağaçlara bakmak insanı daha bir yalnız kalmışlık duygusu içinde bırakıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Uzaktaki yoldan açık bir otomobilin tozu dumana katarak kasabaya geldiği görüldü." (Haldun Taner)
  2. Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde
    • "Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. Bana yalnız tozları kalıyor." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bu tozu dumana katarak kaçan canavara yetişmek tıknefes lalanın kârı değildi." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [sıfat] Bu durumda olan
    • "Toz boya. Toz biber."

BEZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Pamuk veya keten ipliğinden yapılan dokuma
    • "Arkamıza kefenimsi bezler geçirip kuşakla bağladılar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Pamuktan, düz dokuma
    • "Amerikan bezi. Kaput bezi."
    • "Ben senin az mı bezini yıkadım."
  3. Herhangi bir cins kumaş
    • "Çadır bezi. Yelken bezi."
  4. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma
  5. Gelişigüzel kumaş parçası, çaput
    • "Şurasını ıslak bezle silmeli."
  6. [sıfat] Kumaş veya dokumadan yapılmış
    • "Bez bebek."

ŞAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ayrık, kural dışı, müstesna

ZUM

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Optik kaydırma

ZAĞ

  1. [isim] Kılağı

BOZ

  1. [isim] Açık toprak rengi
  2. Kül rengi, gri
  3. [sıfat] Bu renklerde olan
  4. [sıfat] Açılmamış, sürülmemiş (toprak)

ZER

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Altın

RAZ
...
ZAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sanı
    • "Kapıyorum zannıyla kilitlemişim, diyordu." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Âdeta elimi uzatsam dokunabilirim zannına düşmüştüm." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

DOZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı
    • "Ruhsal gerilimlerimiz varsa düşük dozda Diazem falan alın, hiç değilse..." (Çetin Altan)
  2. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze
    • "Saygının ve sevginin dozunu iyi ayarlayabilmeli insan." (Atilla İlhan)
    • "Şakanın dozu kaçmıştı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü
    • "Çok ölçülü konuşur ve onun etrafındaki lakırtıları muayyen bir dozu geçmezdi." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü