İçinde zı olan 8 harfli 69 kelime var. İçerisinde ZI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zı olan kelimeler listesine ya da sonu zı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAZINSAL
-
-
[sıfat]
Bakınız edebî
- "Yaşayan şiirler yazdı, ille yazınsal gerçeklik diye tutturmaktan vazgeçti."
-
[sıfat]
Bakınız edebî
- MIZIKACI
-
-
[isim]
Bakınız bandocu
-
Armonika çalan kimse
-
[isim]
Bakınız bandocu
- MÜTEVAZI
-
Kelime Kökeni: Arapça mutevāżiʿ
-
[sıfat]
Bakınız alçak gönüllü
- "Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm."
-
Bakınız gösterişsiz
- "Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı."
-
[sıfat]
Bakınız alçak gönüllü
- ZIRCAHİL
-
-
[sıfat]
Çok cahil
-
[sıfat]
Çok cahil
- KIZILKÖK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kökboyası
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kökboyası
- KIZILCIK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç; kiren (Cornus mas)
-
Bu ağacın güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan, buruk bir tadı olan yemişi
-
[isim, bitki bilimi]
Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç; kiren (Cornus mas)
- ZIMNINDA
-
-
[zarf, eskimiş]
Dolayısıyla, için
- "Son derece ehemmiyet verdiği meclis günleri, odasında toplandığımız vakit hiçbirimize laf söyletmez, hepimize ‘zımnında, zımnında, zımnında’ diye ayrı tahriratlar yazdırır..."
-
[zarf, eskimiş]
Dolayısıyla, için
- MIZIKALI
-
-
[sıfat]
Mızıkası olan
-
[isim, tarih]
Sarayın müzik takımında çalışan kimse
-
[sıfat]
Mızıkası olan
- KIZIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak
-
Bitkiler, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınmak
- "Ot balyaları kızıştı."
-
Hayvan, eş isteme zamanı gelmek; kösnülmek
- "Aygır kızıştı."
-
[mecaz]
Zorlu, sert, kızışık bir durum almak
- "O dönem politik ortam zaten kızışmıştı."
-
[mecaz]
Bir şey hızlanmak, hareketlenmek
- "Erkekler arasında sahte kadın olup olmadığı üstüne tartışmalar kızıştı."
-
[nesnesiz]
Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak
- HAZIRLOP
-
-
[sıfat]
Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış
- "Onlar da bu hazırlop klişeleri kullanmak fırsatını buluncaya kadar susacaklardır."
-
Sarısı katılaşacak derecede kaynatılmış (yumurta)
- "Horozların bakıcısı her gün üç tane hazırlop yumurta yutturmasına rağmen Kombatan inceliğini muhafaza ediyordu."
-
[sıfat]
Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış
- ZITLAŞMA
-
-
[isim]
Zıtlaşmak işi; zıtlanma
- "Çok katlı apartmanlarda oturanlar arasında zıtlaşmalar olağan oldu."
-
[isim]
Zıtlaşmak işi; zıtlanma
- VAZIHLIK
-
-
[isim]
Açık olma durumu
-
[isim]
Açık olma durumu
- AZIMSAMA
-
-
[isim]
Azımsamak durumu
-
[isim]
Azımsamak durumu
- ZIDDİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça żiddiyyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız karşıtlık
- "Sasanlılarla İran'ın Üsküdar'a kadar gelişi ve Filistin'e kadar yürüyüşü bu zıddiyetin son haddini gösterir."
-
[mecaz]
Geçimsizlik, çekemezlik, birbini sevmeme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız karşıtlık
- ZITLANMA
-
-
[isim]
Bakınız zıtlaşma
-
[isim]
Bakınız zıtlaşma
- ZINGIRTI
-
-
[isim]
Zangırdama sırasında çıkan sesin adı
-
[isim]
Zangırdama sırasında çıkan sesin adı
- ZIPKINCI
-
-
[isim]
Zıpkınla balık avlayan kimse
-
[isim]
Zıpkınla balık avlayan kimse
- KIZILLIK
-
-
[isim]
Kızıl olma durumu
- "Bir sabah kızıllığında / Yola çıkarım Uzunköprü'den"
-
Kızıl renkte yer
-
Pudra, allık, düzgün
-
Bakınız kızartı
-
Güneş doğarken veya batarken oluşan hafif kızıl renk; kızarı
-
[isim]
Kızıl olma durumu
- ZIPIRLIK
-
-
[isim]
Zıpır olma durumu; zirzopluk, hırtapozluk, zırtapozluk
-
[isim]
Zıpır olma durumu; zirzopluk, hırtapozluk, zırtapozluk
- HINZIRCA
-
-
[zarf]
Hınzır bir biçimde; hınzırcasına
- "Türkiye’ye gitmek istiyordun ya Toby diye mırıldandı Yıldız hınzırca gülerek, al sana Türkiye."
-
[zarf]
Hınzır bir biçimde; hınzırcasına