İçinde yürü olan 7 harfli 8 kelime var. İçerisinde YÜRÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yürü olan kelimeler listesine ya da sonu yürü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YÜRÜNME
-
-
[isim]
Yürünmek işi
-
[isim]
Yürünmek işi
- YÜRÜTEÇ
-
-
[isim]
Yürüme çağına gelen çocukların çabuk yürümelerini sağlayan, dört tekerlekli araç; örümcek, tay tay arabası, yürüten
-
Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç; yürüten
-
[isim]
Yürüme çağına gelen çocukların çabuk yürümelerini sağlayan, dört tekerlekli araç; örümcek, tay tay arabası, yürüten
- YÜRÜTME
-
-
[isim]
Yürütmek işi
- "Bizi itiştire kakıştıra ve etrafımızda kavga dansları yaparak yürütmeye başladılar."
-
Uygulama işi; icra
- "Sefir de birbirine karşı çalışan iki efendiye birden hizmet etmek gibi ikiyüzlü politika yürütmeyi mizacına uygun buldu."
-
Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi
-
[isim]
Yürütmek işi
- YÜRÜTEN
-
-
[isim]
Bakınız yürüteç
- "Ona dört ayaklı yürütenlerden aldık, sevindi."
-
[isim]
Bakınız yürüteç
- YÜRÜTÜŞ
-
-
[isim]
Yürütmek işi
-
[isim]
Yürütmek işi
- YÜRÜTÜM
-
-
[isim]
Yürütmek işi
-
[hukuk]
Bakınız infaz
- "Yasanın yürütümü. Bu yargının yürütümü."
-
[isim]
Yürütmek işi
- YÜRÜMEK
-
-
[nesnesiz]
Adım atarak ilerlemek, gitmek
- "Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu."
-
[-e]
Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek
- "Buz dağları güneye yürümüş."
-
Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek
- "Çocuk erken yürüdü."
-
Yol almak
- "Biraz yürüyelim, geç kaldık."
-
[-e]
Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak
- "Dallara su yürümek."
-
[-e]
Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek
- "Asker kaleye yürüdü."
-
Faiz, hesap edilmek, işlemek
- "Bu paranın faizi yüzde beşten mi yürüyor?"
-
Geçmek, ilerlemek, değişmek
- "Doktor o hayatın dışında kalmış. Bu ne demek? Bu, o demek ki hayat yürümüş gitmiş, birlikte yürüyememiş."
-
Bir işte ileri gitmek
-
[mecaz]
Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek
- "Bu evliliğin yürümeyeceği daha başından anlaşılmıştı ama belki yürütürüz, demiştim."
-
[argo]
Bakınız ölmek
- "O da yürümüş."
-
[nesnesiz]
Adım atarak ilerlemek, gitmek
- YÜRÜYÜŞ
-
-
[isim]
Yürümek işi
- "Ordu arızalı fakat kısa bir yoldan yürüyüşe tekrar başladı."
-
Spor amacıyla yapılan yürüme
- "Fazla yağlarını eritmek için karısı ile yürüyüşe çıkan fabrikatör..."
-
Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme
-
[askerlik]
Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi
-
[isim]
Yürümek işi