İçinde olan 7 harfli 57 kelime var. İçerisinde YÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yü olan kelimeler listesine ya da Sonu yü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜCELİK

  1. [isim] Yüce olma durumu, ulviyet

YÜREGİR
...
YÜKLEME

  1. [isim] Yüklemek işi, tahmil
  2. Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme, doldurma, şarj

YÜZEYLİ
...
YÜZÜLME

  1. [isim] Yüzülmek işi

YÜKÜNME

  1. [isim] Yükünmek işi veya durumu

TEMAYÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir tarafa eğilme, meyletme
    • "Musiki ruhların en tabii temayülleri arasındadır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Yönseme
  3. Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma
    • "Yarının siyasetine yol açan fikirler, temayüller ilk önce bunlar arasında kaynaşır." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

OKSİYÜR

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sivrikuyruk

TAAYYÜŞ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yaşama, geçinme

YÜKLÜCE

  1. [zarf] Yüklü olarak
    • "Yüklüce gelenler ansızın kaçamazlar, borçlarına mukabil eşyaları alıkonulabilir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

YÜZSUYU

  1. [isim] Bir kimsenin onuru, haysiyeti
    • "Hâlbuki Emin Efendi, feleğin çemberlerinden geçerek, kâh kuvvetlerin önünde diz çöküp yüzsuyu dökerek, kâh zayıflara çelme vurup tuzak kurarak bu mertebeye ulaşmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

YÜZÜKSÜ
...
YÜZÜSTÜ

  1. [zarf] Yüzü yere gelecek biçimde
    • "Dişçi, kendini yüzüstü bir kanepeye attı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Altı hücreyle cümle kapısının taş kemeri, kalın meşe tahtasından kapı kanatları yüzüstü kaldılar." (Kemal Tahir)
  2. Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda
    • "Evdeki işimi gücümü yüzüstü bıraktım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

GÖKYÜZÜ

  1. [isim] Göğün görünen yüzeyi, sema
    • "Gökyüzünün başka rengi de varmış / Geç fark ettim taşın sert olduğunu." (Cahit Sıtkı Tarancı)

YÜRÜTEÇ

  1. [isim] Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç, örümcek, yürüten
  2. Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç, yürüten

YÜRÜTME

  1. [isim] Yürütmek işi
  2. Kanunları uygulama işi, icra
    • "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır." (Anayasa)
  3. Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi

YÜCELİM

  1. [isim] Üst geçiş

YÜRÜNME

  1. [isim] Yürünmek işi

BÜYÜKÇE

  1. [sıfat] Biraz büyük
    • "Aynı kamarayı paylaşacaksınız, büyükçedir, ikinize de yeter." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. Oldukça önemli
    • "Büyükçe bir beyin humması geçirmiştim." (Reşat Nuri Güntekin)

TAAYYÜN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Belli olma, ortaya çıkma, belirme

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü