İçinde olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde YÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yü olan kelimeler listesine ya da Sonu yü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜREK

  1. [isim] Kalp
    • "Yörede, şimdi yürek burkan bir suskunluk vardı." (Tarık Buğra)
    • "Son yürek paralayıcı yalvarmama aldırış etmedi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "İkisinde de yürek Selanik." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Fakat sesi kulaklara değil, doğru yüreğe çarpar, yüreğe işlerdi." (Refik Halit Karay)
  2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül
    • "Fazıla Hanım'ın elleri terliyor, yüreği sarsılıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Ne dersiniz kız bayağı hasta oldu, deniz tutmuş gibi yüreği kabarmaya başladı." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Kupa (I)
    • "Bunu düşündükçe gülümser, tatlı tatlı yüreği çarpar, ruhunda kopan bir hamleyle örsünün üzerinde milyarlarca kıvılcım tutuştururdu." (Ömer Seyfettin)
  4. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret
    • "Bu iş yürek ister."
  5. Acıma duygusu
    • "Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir." (Reşat Nuri Güntekin)
  6. Mide, karın, iç
    • "Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor." (Sermet Muhtar Alus)

YÜKÇÜ

  1. [isim] Taşıyıcı

YÜZÜŞ

  1. [isim] Yüzme işi veya biçimi
    • "Sevdalı yüzüşlerde yunuslar / Yol gösteriyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)

HÜYÜK
...
SÜYÜM

  1. [isim] İğneye geçirilen bir sap iplik

YÜZME

  1. [isim] Yüzmek işi
  2. Yüzme sporu

YÜKÜM

  1. [isim] Yükümlülük
    • "Vergi yükümü yasayla konulur."

İÇYÜZ

  1. [isim] Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir, künh
    • "Bu işin içyüzünü dostlarımızın bize gösterdikleri telgraf haberlerinden yeter bir vuzuh ile öğrenmekte gecikmemiştik." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

YÜZDE

  1. [isim] Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik
  2. Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz
    • "Bir eli tabancalı militan mıdır yoksa kesesini doldurmakla uğraşan iş adamlarından mıdır, mebus mudur hemen anlar ve bu anlayışlarında yüzde seksen yanılmaz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

YÜNLÜ

  1. [sıfat] Yünü olan
  2. Yünden yapılmış
    • "Yünlü battaniye."
  3. [isim] Yün kumaş
  4. Yün kumaştan yapılmış
    • "Yünlü etek."

YÜKLÜ

  1. [sıfat] Yükü olan
  2. Yapılacak işi çok olan
    • "O çok yüklü, bu işi başkasına verelim."
  3. Çok çalışmayı gerektiren
    • "Bu yılki ders programı çok yüklü."
  4. Çok fazla, pek çok
    • "Vurgun, yüklü olursa firar kolaylıkları hazırlanmıştır." (Ömer Seyfettin)
  5. Bir duyguyu, bir olguyu içinde veya üzerinde fazlaca bulunduran
    • "Romanları, denemeleri hep kültürle yüklü, çok yanlı, zengindi." (Haldun Taner)
  6. Çok sarhoş
  7. Paralı, varlıklı
  8. Gebe

YÜLGÜ

  1. [isim] Ustura

YÜKÜN

  1. [isim] İyon

YÜZEY

  1. [isim] Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz

YÜLÜK

  1. [sıfat] Ustura ile kesilmiş (kıl)

YÜZER

  1. [sıfat] Yüz sıfatının üleştirme biçimi, her birine yüz, her defasında yüzü bir arada olan

YÜZÜK

  1. [isim] Parmağa geçirilen genellikle metal halka
    • "Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Yüzük oyunu

GÖYÜK

  1. [sıfat] Yanık, yanmış
  2. [isim] Hastalık ateşi

YÜSRÜ

  1. [isim] Bazı ince işlerin yapımında kullanılan siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü
  2. [sıfat] Bu kökten yapılmış olan
    • "Yüsrü tespih."

YÜZLÜ

  1. [sıfat] Yüzü herhangi bir nitelikte olan
    • "Yanında ... kapkara yüzlü, bembeyaz dişli lakin çırılçıplak olmayan bir de zenci vardı." (Refik Halit Karay)
  2. Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü