İçinde yr olan 6 harfli 25 kelime var. İçerisinde YR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yr olan kelimeler listesine ya da sonu yr ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PEYREV

Kelime Kökeni: Farsça peyrev

  1. [isim, eskimiş] Başkasının izinden giden
HAYRAN

Kelime Kökeni: Arapça ḥayrān

  1. [sıfat] Çok beğenen, hayranlık duyan (kimse)
    • "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı." (Cahit Uçuk)
HAYRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥayret

  1. [isim] Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
    • "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu." (Lâtife Tekin)
  2. [ünlem] Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
    • "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım." (Adalet Ağaoğlu)
SEYRET

  1. beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz
    • "Sen şimdi curcunayı seyret!"
KAYRAN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız alan
KAYRAK

  1. [isim, ağızlardan] Ekime elverişli olmayan, taşlı, kumlu toprak
  2. Yassı, düz taş
  3. [mineraloji] Bakınız bileği taşı
  4. [mineraloji] Bakınız kayağan taş
BEYRUT

  1. [isim] Lübnan'ın başkenti
HAYRAT

Kelime Kökeni: Arapça ḫayrāt

  1. [isim] Sevap kazanmak için yapılan iyilik
    • "Küçük bir hayrat çeşmesinin başındaydı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı
    • "Cami ve mescitlerden başka mektebinden hastanesine kadar her türlü hayratla bu şehri süslemeye çalışıyordu." (Asaf Halet Çelebi)
BUYRUK

  1. [isim] Bakınız emir
    • "Buyruk, bu oğlanın götürülmesi gereken yere götürmem içindir." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  2. Bakınız egemenlik
    • "Birinin buyruğunda yaşamak."
ÇEYREK

Kelime Kökeni: Farsça çār + yek

  1. [sıfat] Dörtte bir
    • "Şimdi düşünüyorum da; sabah sabah o çeyrek ekmeği, o çeyrek ekmeğin içindeki sıcak ciğeri ve bir avuç soğan piyazını midemiz acaba nasıl kabul eder, nasıl cayır cayır yanmazdı..." (Sakıp Sabancı)
  2. [isim] Bakınız çeyrek altın
  3. [isim] Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş
    • "Şehre vardığım zaman, iki gümüş çeyrekten başka param yoktu." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [zarf] On beş dakikalık zaman
    • "Saatine baktığında dokuza çeyrek vardı ve yaklaşık iki saat boyunca uyumuştu." (Murat Ağ)
SEYREK

  1. [sıfat] Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı
    • "Öğle vapurlarının seyrek ahalisi içinden sıyrıldı, koşarak merdivenleri çıktı." (Peyami Safa)
  2. Çok bulunmayan, az rastlanan
  3. [zarf] Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde; binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda
    • "Babaları bile onların yüzlerini seyrek görür oldu." (Memduh Şevket Esendal)
SEYRAN

Kelime Kökeni: Arapça seyrān

  1. [isim] Bakınız gezinme
FAYRAP

Kelime Kökeni: İngilizce fire up

  1. [isim] İstim kazanının buhar oluşturacak biçimde yanması durumu
  2. [argo] Herhangi bir şeyi veya işi hızlandırma
  3. [argo] Kapı, pencere vb. açma, giysiyi çıkarma
  4. [ünlem] Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut
    • "Makine dairesinin zırıltısı yükseldi. Bunun ne demek olduğunu anladık. Fayrap! Kazanlara fazla islim gerekir, bittabi ocaklara da fazla ateş ve kömür." (Halikarnas Balıkçısı)
AYRICA

  1. [zarf] Ayrı olarak; başkaca, antrparantez
    • "Adamın biri, el yüz yıkamak için odaya bir leğenle ibrik getirmiş, ayrıca bir tepsi de kahvaltılık yiyecek hazırlamıştı." (İhsan Oktay Anar)
  2. Ayrı bir önem verilerek
    • "Bu bitki oralarda ayrıca yetiştirilir."
  3. Bundan başka
    • "Ayrıca bir de gizli özentimi söyleyeyim." (Aziz Nesin)
SIYRIK

  1. [isim] Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer; sıyrıntı
  2. Sıyrılmış yer
  3. [sıfat] Yüzeyinden bir parça sıyrılmış olan
  4. [sıfat, mecaz] Utanması olmayan
ZEYREK

Kelime Kökeni: Farsça zīrek

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız zeki
SAYRIL

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız marazi
HOYRAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [sıfat] Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı olan
  2. [zarf] Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde
    • "Ne hoyrat kullanmışlar / Sevincin sesi çıkmıyor" (Behçet Necatigil)
POYRAZ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı
    • "Vapur, Kız Kulesi açıklarından geçiyor, poyraz solumuzdan çarpıyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Kuzeydoğu 45 derecelik yön
    • "Adaların çok berrak, denizin koyu renk olması, kıyıda bağlı olan kayıkların, teknelerin burunlarının bize doğru bakması, rüzgârın poyrazdan estiğini gösterirdi." (Vivet Çavlı)
AYRILI

  1. [sıfat] Bakınız ayrık
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü