İçinde yd olan 7 harfli 23 kelime var. İçerisinde YD bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yd olan kelimeler listesine ya da sonu yd ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEYDANİ

Kelime Kökeni: Arapça meydānī

  1. [isim, eskimiş] Beyaz veya renkli, yol yol ipek çözgülü dokunmuş kumaş
OYDAŞMA

  1. [isim] Düşünce birliği içerisinde olma
APAYDIN

  1. [sıfat] Çok aydınlık
  2. [alay yollu] Çok kültürlü, bilgili
AYDEMİR

  1. [isim] Yüzü yay biçiminde bir keser türü
UYDUMCU

  1. [sıfat] Kolayca uyum sağlayan, buyruğa kolayca uyan
    • "Bugünün alışkanlıklarına el sürmeyerek uydumcu bir politika ile zaman geçirecek ... bir parti, parlamentoda çoğunluğu kazansa bile kuracağı hükûmetle başarı gösteremez." (Reşat Kaynar)
HAYDARİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥaydarī

  1. [isim, eskimiş] Dervişler tarafından hırka altına giyilen yakasız, kolsuz, aba veya çuhadan yapılmış hırka
GREYDER

Kelime Kökeni: İngilizce grader

  1. [isim] Altında bulunan ve değişik açılarda çalışabilen bıçağı ile toprağı kazıyan veya yayan yol makinesi
HÜVEYDA

Kelime Kökeni: Farsça huveydā

  1. [sıfat, eskimiş] Açıkça belli olan
SÜVEYDA

Kelime Kökeni: Arapça suveydā

  1. [isim, eskimiş] Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek
  2. [mecaz] Kalpteki gizli günah
AYDINCA

  1. [zarf] Aydına yaraşır bir biçimde
    • "Sosyal demokratlık daha aydınca görünmüştü, ayrıca moda idi ve şimdilik bütün kapıları açan iki sihirli kelime idi." (Emine Işınsu)
FAYDACI

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız yararcı
KAYDİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳaydiyye

  1. [isim, eskimiş] Kayıt için alınan para
UYDURUŞ

  1. [isim] Uydurmak işi
    • "Fakat lisana hâkim oluşu, lisanı vezne uyduruşu noktasından hepsinden daha kuvvetlidir." (Agâh Sırrı Levend)
KOLAYDA

  1. [zarf] Kolay bulunabilir yerde; el altında
UYDURUK

  1. [sıfat] Bakınız uydurma
    • "Bu sınıfların içindekiler de gene bu uyduruk kavramlara göre sıralanıyor, rütbeleniyor." (Tarık Buğra)
  2. Derme çatma, işe yaramaz
  3. İpe sapa gelmez
    • "Liseyi zar zor bitirmiş, uyduruk işlerde yıllarca sürünmüştü." (Sulhi Dölek)
UYDURMA

  1. [isim] Uydurmak işi; tasni
  2. Bakınız şişirme haber
  3. [sıfat] Gerçek dışı, uydurulmuş olan; uyduruk, yalan, sahte, asılsız, düzme, musanna
    • "Atatürk'ün Osmanlıcayı Türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü 'uydurma dilcilik' gayretine alet etmişiz." (Burhan Felek)
  4. [sıfat] Yeni bir biçim verilmiş
    • "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  5. Bir değeri olmayan
FAYDALI

  1. [sıfat] Bakınız yararlı
    • "Çok faydalı bir şeyi anlatmak istiyorum." (Necip Fazıl Kısakürek)
GAYDACI

  1. [isim] Gayda çalan veya yapıp satan kimse
HAYDAMA

  1. [isim] Haydamak işi
LAKAYDİ

Kelime Kökeni: Arapça lāḳaydī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ilgisizlik
    • "Hâlinde bir gevşeklik ve lakaydi vardı." (Peyami Safa)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü