İçinde yas olan 7 harfli 23 kelime var. İçerisinde YAS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yas olan kelimeler listesine ya da sonu yas ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Yas Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A S Y

3 Harfli Kelimeler

SAY, YAS

2 Harfli Kelimeler

AS, AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAYASIZ

  1. [sıfat] İçinde maya bulunmayan
  2. [mecaz] Kötü huylu
KİYASET

Kelime Kökeni: Arapça kiyāset

  1. [isim, eskimiş] Akıllıca davranış
HAYASIZ

  1. [sıfat] Utanma duygusu olmayan, sıkılmayan
    • "Rezil! Seninle konuşmak abes zaten ... Hayâsız ..." (Peyami Safa)
YASAMAK

  1. [-i, ağızlardan] Düzen vermek
  2. [nesnesiz] Yasa koymak
MAYASIL

Kelime Kökeni: Arapça māyesīl

  1. [isim, tıp] Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı; egzama
    • "Rıza Bey'in ayak parmakları mayasıl olmuştur." (Haldun Taner)
  2. Bakınız basur
RİYASET

Kelime Kökeni: Arapça riyāset

  1. [isim, eskimiş] Bakınız başkanlık
    • "Öğleden sonra Posta ve Telgraf Nezaretinin üst katındaki salonda içtimaya bizzat riyaset edecekti." (Yahya Kemal Beyatlı)
MİYASMA

Kelime Kökeni: Fransızca miyasme

  1. [isim, eskimiş] Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken
ANAYASA

  1. [isim, hukuk] Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
  2. [mecaz] Bakınız temel
    • "Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur." (Aka Gündüz)
YASAKÇI

  1. [isim] Yasağı koyan veya uygulayan kimse
    • "Yasaklanan bir filmin ya da bir kitabın, yasakçıya neden zarar vermemiş olduğu sorusu yanıtsız kalır." (Melih Cevdet Anday)
  2. [ağızlardan] Bekçilik, nöbetçilik yapan kimse
SİYASET

Kelime Kökeni: Arapça siyāset

  1. [isim] Bakınız politika
    • "Siyaset alanında ismi zaman zaman çok geçen bir simadır." (Halide Edip Adıvar)
  2. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış
YASAKLI

  1. [sıfat] Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan (kimse)
    • "... kamu hizmetinden yasaklılar ... affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler." (Anayasa)
  2. Yasaklanmış
FİYASKO

Kelime Kökeni: İtalyanca fiasco

  1. [isim] Bir girişimde başarısız sonuç; katastrof
YASSICA

  1. [sıfat] Biraz yassı
    • "Kaşlarının arası açık da uçları samur gibi; yassıca bir burnu, büyükçe bir ağzı var." (Memduh Şevket Esendal)
SİYASAL

Kelime Kökeni: Arapça siyāset + Fransızca -l

  1. [sıfat] Politika ile ilgili; siyasi, politik
    • "Bu inanç aynı yolun yolcusu olmak niteliğini yitirecek ve siyasal rekabete dönüşecektir." (Melih Cevdet Anday)
BOYASIZ

  1. [sıfat] Boya sürülmemiş, boyanmamış olan
    • "Yalnız kapı ile dolabın yüzleri tel ve fil dişi kakma ve boyasızdır." (Salâh Birsel)
  2. Renksiz olan
  3. Bakınız makyajsız
    • "Şu kadını düzgünsüz, boyasız bir hâlde yakından bir görsem." (Osman Cemal Kaygılı)
  4. [zarf] Makyaj yapmadan, boyanmadan
    • "Çok güzel olmasına karşın saçları çok çabuk dağılır; keyfi özellikle süslenmek istemediği zamanlar ve de sabahları erken kalkamadığı için çoğu kez boyasız dolaşır..." (Pınar Kür)
YASEMİN

Kelime Kökeni: Farsça yāsemen

  1. [isim, bitki bilimi] Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık; Mısır yasemini (Jasminum)
    • "Yasemin yücede biter, kokusu âleme yeter" (Halk türküsü)
  2. [sıfat] Bu ağaççıktan yapılan
    • "İmameciler ise kehribardan yaptıkları gümüş, altın, mineli, elmaslı, yakutlu, zümrütlü zarif bileziklerle süsledikleri imameleri iki buçuk üç arşın boyunda yasemin çubuklara takarlardı." (Deniz Gürsoy)
YASTAMA

  1. [isim] Bakınız yaslama
ZİYASIZ

  1. [sıfat] Bakınız ışıksız
    • "Yorgun dağları, ziyasız yalıları, bülbülsüz koruları mor ve serin sis örtüyordu." (Ömer Seyfettin)
YASLAMA

  1. [isim] Yaslamak işi; yastama
RİYASIZ

  1. [sıfat] Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan
    • "Riyasız Evliya Çelebi Beşiktaş'taki seyir yerinin de bülbüllerle kaynaştığını söyler." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] İki yüzlü davranmadan
    • "Dünyayı ve şehri riyasız kucaklamak istiyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü