İçinde yas olan 7 harfli 23 kelime var. İçerisinde YAS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yas olan kelimeler listesine ya da sonu yas ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yas Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SAY, YAS
2 Harfli Kelimeler
AS, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAYASIZ
-
-
[sıfat]
İçinde maya bulunmayan
-
[mecaz]
Kötü huylu
-
[sıfat]
İçinde maya bulunmayan
- KİYASET
-
Kelime Kökeni: Arapça kiyāset
-
[isim, eskimiş]
Akıllıca davranış
-
[isim, eskimiş]
Akıllıca davranış
- HAYASIZ
-
-
[sıfat]
Utanma duygusu olmayan, sıkılmayan
- "Rezil! Seninle konuşmak abes zaten ... Hayâsız ..."
-
[sıfat]
Utanma duygusu olmayan, sıkılmayan
- YASAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Düzen vermek
-
[nesnesiz]
Yasa koymak
-
[-i, ağızlardan]
Düzen vermek
- MAYASIL
-
Kelime Kökeni: Arapça māyesīl
-
[isim, tıp]
Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı; egzama
- "Rıza Bey'in ayak parmakları mayasıl olmuştur."
-
Bakınız basur
-
[isim, tıp]
Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı; egzama
- RİYASET
-
Kelime Kökeni: Arapça riyāset
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başkanlık
- "Öğleden sonra Posta ve Telgraf Nezaretinin üst katındaki salonda içtimaya bizzat riyaset edecekti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başkanlık
- MİYASMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca miyasme
-
[isim, eskimiş]
Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken
-
[isim, eskimiş]
Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken
- ANAYASA
-
-
[isim, hukuk]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
-
[mecaz]
Bakınız temel
- "Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur."
-
[isim, hukuk]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
- YASAKÇI
-
-
[isim]
Yasağı koyan veya uygulayan kimse
- "Yasaklanan bir filmin ya da bir kitabın, yasakçıya neden zarar vermemiş olduğu sorusu yanıtsız kalır."
-
[ağızlardan]
Bekçilik, nöbetçilik yapan kimse
-
[isim]
Yasağı koyan veya uygulayan kimse
- SİYASET
-
Kelime Kökeni: Arapça siyāset
-
[isim]
Bakınız politika
- "Siyaset alanında ismi zaman zaman çok geçen bir simadır."
-
Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış
-
[isim]
Bakınız politika
- YASAKLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan (kimse)
- "... kamu hizmetinden yasaklılar ... affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler."
-
Yasaklanmış
-
[sıfat]
Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan (kimse)
- FİYASKO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca fiasco
-
[isim]
Bir girişimde başarısız sonuç; katastrof
-
[isim]
Bir girişimde başarısız sonuç; katastrof
- YASSICA
-
-
[sıfat]
Biraz yassı
- "Kaşlarının arası açık da uçları samur gibi; yassıca bir burnu, büyükçe bir ağzı var."
-
[sıfat]
Biraz yassı
- SİYASAL
-
Kelime Kökeni: Arapça siyāset + Fransızca -l
-
[sıfat]
Politika ile ilgili; siyasi, politik
- "Bu inanç aynı yolun yolcusu olmak niteliğini yitirecek ve siyasal rekabete dönüşecektir."
-
[sıfat]
Politika ile ilgili; siyasi, politik
- BOYASIZ
-
-
[sıfat]
Boya sürülmemiş, boyanmamış olan
- "Yalnız kapı ile dolabın yüzleri tel ve fil dişi kakma ve boyasızdır."
-
Renksiz olan
-
Bakınız makyajsız
- "Şu kadını düzgünsüz, boyasız bir hâlde yakından bir görsem."
-
[zarf]
Makyaj yapmadan, boyanmadan
- "Çok güzel olmasına karşın saçları çok çabuk dağılır; keyfi özellikle süslenmek istemediği zamanlar ve de sabahları erken kalkamadığı için çoğu kez boyasız dolaşır..."
-
[sıfat]
Boya sürülmemiş, boyanmamış olan
- YASEMİN
-
Kelime Kökeni: Farsça yāsemen
-
[isim, bitki bilimi]
Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık; Mısır yasemini (Jasminum)
- "Yasemin yücede biter, kokusu âleme yeter"
-
[sıfat]
Bu ağaççıktan yapılan
- "İmameciler ise kehribardan yaptıkları gümüş, altın, mineli, elmaslı, yakutlu, zümrütlü zarif bileziklerle süsledikleri imameleri iki buçuk üç arşın boyunda yasemin çubuklara takarlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık; Mısır yasemini (Jasminum)
- YASTAMA
-
-
[isim]
Bakınız yaslama
-
[isim]
Bakınız yaslama
- ZİYASIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız ışıksız
- "Yorgun dağları, ziyasız yalıları, bülbülsüz koruları mor ve serin sis örtüyordu."
-
[sıfat]
Bakınız ışıksız
- YASLAMA
-
-
[isim]
Yaslamak işi; yastama
-
[isim]
Yaslamak işi; yastama
- RİYASIZ
-
-
[sıfat]
Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan
- "Riyasız Evliya Çelebi Beşiktaş'taki seyir yerinin de bülbüllerle kaynaştığını söyler."
-
[zarf]
İki yüzlü davranmadan
- "Dünyayı ve şehri riyasız kucaklamak istiyordum."
-
[sıfat]
Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan