İçinde yar olan 8 harfli 46 kelime var. İçerisinde YAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yar olan kelimeler listesine ya da sonu yar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A R Y
3 Harfli Kelimeler
RAY, YAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AY, RA, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YARDAKÇI
-
-
[isim]
Kötü işlerde birine yardım eden kimse; avane
- "Selmin ve yardakçısının planını fitil fitil burunlarından getirebilir."
-
[isim]
Kötü işlerde birine yardım eden kimse; avane
- UYARINCA
-
-
[zarf]
Bakınız gereğince
- "Toplumumuzda sanatçı-edebiyatçının bir lokma bir hırka felsefesi uyarınca yaşaması beklenir."
-
[zarf]
Bakınız gereğince
- ZÜLFÜYAR
-
Kelime Kökeni: Farsça zulf + yār
-
[isim]
Bakınız zülüf
-
[isim]
Bakınız zülüf
- ISIYAYAR
-
-
[isim, fizik]
Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet; konvektör
-
[isim, fizik]
Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet; konvektör
- HIYARCIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması
-
[isim, ağızlardan]
Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması
- YARENLİK
-
-
[isim]
Yakın arkadaşlık; muhabbet
-
Ahbapça, dostça konuşma, söyleşme; muhabbet
- "Pastanenin gedikli müşterilerinden yaşlı yazarla kübist ressam ve müzisyeni aralarına aldıkları zaman yârenliğin tadına doyulmazdı."
-
[isim]
Yakın arkadaşlık; muhabbet
- YARKURUL
-
-
[isim]
Bakınız alt kurul
-
[isim]
Bakınız alt kurul
- YARALAMA
-
-
[isim]
Yaralamak işi; cerh
-
[isim]
Yaralamak işi; cerh
- SESYAYAR
-
-
[isim]
Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti
-
[isim]
Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti
- HIYARAĞA
-
-
[sıfat, argo]
Bakınız hıyarağası
-
[sıfat, argo]
Bakınız hıyarağası
- YARARLIK
-
-
[isim]
Bakınız yararlılık
- "Bu denemeleri yaptığıma hiç pişman değilim. Bugüne kadar yararlıklarını görüyorum."
-
[isim]
Bakınız yararlılık
- DUYARSIZ
-
-
[sıfat]
Duyarlı olmayan
-
[sıfat]
Duyarlı olmayan
- AYARTICI
-
-
[sıfat]
Ayartma işini yapan
- "Esen sert ama ayartıcı, baştan çıkarıcı rüzgârların önünde sürükleniyor sadece..."
-
[sıfat]
Ayartma işini yapan
- YARDIMCI
-
-
[isim]
Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.; avane, havari, muavin, muin, yâr, yaver, asistan
- "Ev işlerinde annemin yardımcısı yine bendim."
-
[sıfat]
Yardımı olan (şey)
-
[isim]
Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.; avane, havari, muavin, muin, yâr, yaver, asistan
- BAHTİYAR
-
Kelime Kökeni: Farsça baḫtiyār
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- "Elbette sizden bahtiyar adam yok bu dünyada."
-
[isim]
Mutlu olan kimse
- "Bir buseye can verdiğin zamanlarda benim gibi / Sevdiğine sahip olan bahtiyarı düşündün mü?"
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- YARIMŞAR
-
-
[zarf]
Yarım yarım, yarım olarak
-
[zarf]
Yarım yarım, yarım olarak
- UYARLAMA
-
-
[isim]
Uyarlamak işi; adaptasyon
-
[edebiyat]
Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uydurma
-
Edebî eserleri, sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirme; adapte etme
-
[teknik]
Birbirine uydurma
-
[sıfat]
Uyarlanmış, adapte edilmiş
-
[isim]
Uyarlamak işi; adaptasyon
- YARARSIZ
-
-
[sıfat]
Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan; yarayışsız, faydasız, beyhude, istifadesiz, nafile
-
[sıfat]
Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan; yarayışsız, faydasız, beyhude, istifadesiz, nafile
- UYARTMAK
-
-
[-i]
Uyarma işini yaptırmak
- "Kaygısız aydınlara ve zenginlere acıma duygusu telkin ederek topluluğun vicdanını uyartmak ister."
-
[-i]
Uyarma işini yaptırmak
- YARATMAK
-
-
[-i, din bilimi]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
- "Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak
- "Bu haber sinirli bir hava yarattı. Yangın büyük tehlike yarattı."
-
[-i, din bilimi]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek