İçinde yaba olan 7 harfli 7 kelime var. İçerisinde YABA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yaba olan kelimeler listesine ya da sonu yaba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yaba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A B Y
4 Harfli Kelimeler
YABA
3 Harfli Kelimeler
ABA, AYA, BAY
2 Harfli Kelimeler
AB, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BEYABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça beyābān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- "Uçsuz, bucaksız beyaban insana âdeta dinî bir vect içinde hiçliğini hissettiriyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- HIYABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫiyābān
-
[isim, eskimiş]
İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
- "Sustu bülbüller hıyaban uykuda / Esme ey bad esme canan uykuda"
-
[isim, eskimiş]
İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
- BOYABAT
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- YABANSI
-
-
[sıfat]
Bakınız acayip
- "Kaçmış uykum yabansı ormanlardan / Dağlar mağaralarla ovalara kaçmış"
-
[mecaz]
Abartılı, görülmemiş, duyulmamış; yabanıl
- "Kalabalıklaşan şehirlerde yapılarla elde edilebilen yabansı rantlar, insanları çileden çıkarıyor."
-
[sıfat]
Bakınız acayip
- YABANIL
-
-
[sıfat]
İlkel yaşayan (kimse)
-
Bakınız yabansı
- "Benim hâlâ yollarda olmaktan böyle yabanıl ve marazi zevk alışımın nedenlerini artık didiklemeden keyfini sürüyordum."
-
İnsandan ve toplum yaşayışından kaçan, insanlarla ilişkisini kesen
- "Babası daha neşeli, daha espriliydi. Bunun gibi yabanıl değildi. Sonra haksızlık ettiğini düşündü, adamın nasıl biri olduğunu bilmiyordu."
-
[bitki bilimi]
Bakınız yabani (bitki)
- "Silme yabanıl olanları aşılattı, boş yerlere yenilerini diktirdi."
-
[hayvan bilimi]
Bakınız yabani (hayvan)
-
[sıfat]
İlkel yaşayan (kimse)
- YABANCI
-
-
[sıfat]
Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse); bigâne, ecnebi
- "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok."
-
Başka bir milletle ilgili olan
- "Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir."
-
Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey); el (II), namahrem
- "Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım."
-
Tanınmayan, bilinmeyen; yad, yadırgı
- "Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı."
-
Aynı türden, aynı çeşitten olmayan
- "Yağın içinde yabancı maddeler var."
-
Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan
- "Bu uygulamanın yabancısıyım."
-
Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan
- "Yabancı arabalar buraya park edemez."
-
[sıfat]
Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse); bigâne, ecnebi
- DİYABAZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca diabase
-
[isim, jeoloji]
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle
-
[isim, jeoloji]
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle