İçinde ya olan 7 harfli 428 kelime var. İçerisinde YA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ya olan kelimeler listesine ya da Sonu ya ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RİYASIZ
-
-
[sıfat]
Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan
- "Riyasız Evliya Çelebi Beşiktaş'taki seyir yerinin de bülbüllerle kaynaştığını söyler." (Salâh Birsel)
-
[zarf]
İki yüzlü davranmadan
- "Dünyayı ve şehri riyasız kucaklamak istiyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan
- YARATIK
-
-
[isim]
Yaratılmış canlı varlık, mahluk
- "... kediye, bu aşağılık yeryüzü yaratığına küçümseme ile baktı." (Haldun Taner)
-
[isim]
Yaratılmış canlı varlık, mahluk
- KENYALI
- ...
- DUYARGA
-
-
[isim]
Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı, lamise, anten
- "Balık pazarında duyargaları henüz oynar karidesler mi istersiniz, midye dolmaları mı?" (Atilla İlhan)
-
[isim]
Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı, lamise, anten
- SAYAÇLI
- ...
- YABANCI
-
-
[sıfat]
Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi
- "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok." (Ruşen Eşref Ünaydın)
- "Çocukluğumdan beri aşina olduğum ses bana yabancı geldi." (Halide Edip Adıvar)
- "Yabancısı olmadığımız ikinci kattaki küçük odaya yerleştik." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge
- "Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım." (Memduh Şevket Esendal)
-
Tanınmayan, bilinmeyen, yad
- "Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Aynı türden, aynı çeşitten olmayan
- "Yağın içinde yabancı maddeler var."
-
Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan
- "Bu uygulamanın yabancısıyım."
-
Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan
- "Yabancı arabalar buraya park edemez."
-
[sıfat]
Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi
- DİYANET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Din kurallarına tam bağlı olma durumu
-
Din
-
[isim]
Din kurallarına tam bağlı olma durumu
- OLASIYA
-
-
[zarf]
Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar
- "Uzakta ufacık, bambaşka, olasıya beyaz ve beyaz sevimli bir ışık belirdi." (Refik Halit Karay)
-
[zarf]
Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar
- YANIKSI
-
-
[sıfat]
Biraz yanık olan
-
[sıfat]
Biraz yanık olan
- YAZLAMA
-
-
[isim]
Yazlamak işi
-
[isim]
Yazlamak işi
- MEYANCI
-
-
[isim]
Aracı, aracılık eden kimse
-
[isim]
Aracı, aracılık eden kimse
- DAYANMA
-
-
[isim]
Dayanmak işi
-
[isim]
Dayanmak işi
- DİYABAZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle
-
[isim]
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle
- KİYANUS
-
Kelime Kökeni : Yunanca
-
[isim]
Doğada serbest olarak bulunmayan fakat birçok cismin birleşimine giren, karbon ve azottan oluşan bir gaz
-
[isim]
Doğada serbest olarak bulunmayan fakat birçok cismin birleşimine giren, karbon ve azottan oluşan bir gaz
- YAMALMA
-
-
[isim]
Yamalmak işi veya durumu
-
[isim]
Yamalmak işi veya durumu
- YAMANMA
-
-
[isim]
Yamanmak işi
-
[isim]
Yamanmak işi
- BOYANIŞ
-
-
[isim]
Boyanma işi veya biçimi
-
[isim]
Boyanma işi veya biçimi
- İHTİYAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı
- "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor." (Memduh Şevket Esendal)
- "Geçti sevdalarla ömrüm, ihtiyar oldum bugün ..." (Ahmet Rasim)
-
[isim]
Baba veya anne
-
[sıfat]
Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı
- KIYAFET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kılık, elbise, giysi
- "Kıyafetinden onun da bir kalem beyi olduğu anlaşılıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
Resmî giysi
- "Öyle de olsa ha deyince senin boyuna bosuna göre asker kıyafeti bulunur mu?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Kılık, elbise, giysi
- TELYAZI
-
-
[isim]
Telgraf
-
[isim]
Telgraf