İçinde yı olan 6 harfli 46 kelime var. İçerisinde YI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yı olan kelimeler listesine ya da sonu yı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAYISI
-
Kelime Kökeni: Farsça ḳayṣī
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç (Prunus armeniaca)
-
[bitki bilimi]
Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi; sarıerik
- "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü."
-
[mecaz]
Beyazı pişmiş, sarısı az pişmiş yumurta
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç (Prunus armeniaca)
- DOLAYI
-
-
[edat]
Bakınız ötürü
- "Ona böylesi kararlarından dolayı soru sorulmazdı."
-
[sıfat]
Çevrede, etrafta bulunan
- "Şehirden, dolayı köylerden çağrılanlar geliyorlar."
-
[edat]
Bakınız ötürü
- BOZAYI
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Ayıgillerden, Avrupa ve Kuzey Asya'da sık ormanlarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık olarak 2,5 metre, kuyruğu 8 santimetre olabilen, tüyleri esmer kahverengi bir tür ayı (Ursus arctos)
-
[isim, hayvan bilimi]
Ayıgillerden, Avrupa ve Kuzey Asya'da sık ormanlarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık olarak 2,5 metre, kuyruğu 8 santimetre olabilen, tüyleri esmer kahverengi bir tür ayı (Ursus arctos)
- YIRTIŞ
-
-
[isim]
Yırtmak işi
-
[isim]
Yırtmak işi
- YIKKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız harap
- "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz."
-
[sıfat]
Bakınız harap
- YIPRAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Yıpranmış, aşınmış, eski
- "İç cebindeki meşin cüzdandan çıkardığım, ortasından ikiye bölünmüş yıprak bir sarı kâğıdı uzatıyorum."
-
[sıfat, ağızlardan]
Yıpranmış, aşınmış, eski
- AYIRTI
-
-
[isim]
Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark; çalar, nüans
-
[isim]
Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark; çalar, nüans
- YIRTIM
-
-
[isim]
Bakınız manifatura
-
Yalnız bir elbiselik, şalvar vb. dikilebilir büyüklükte olan (kumaş)
- "Hele salı günü kurulan pazarın şaşaası arasında dünyanın bin bir lisanının konuşulduğu o karmaşa, eski yıllarda karısına bir yırtım basma alabilmek için sabahlara kadar yol yürüyüp gelen gariban köylülerimizi hatırlattı bana."
-
[isim]
Bakınız manifatura
- YIRTIK
-
-
[sıfat]
Yırtılmış olan
- "Yırtık yeri birleştiriyor, yapıştırmaya çalışıyor, yapamıyor, yatağın üstüne kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordum."
-
Eskimiş, parçalanmış
-
Cırlak, tiz, keskin olan (ses)
- "Yırtık sesiyle çığlık çığlığa bağırıyor."
-
[isim]
Yırtılma sonucu oluşmuş yarık; çak (II)
- "Çorabın yırtığı."
-
[mecaz]
Utanması, çekinmesi olmayan; yırtılmış
- "Becerikli, yırtık bir kız değil ki mağazalarda iş arasın, bulsun."
-
[sıfat]
Yırtılmış olan
- AYILIK
-
-
[isim, mecaz]
Kaba davranış
-
[isim, mecaz]
Kaba davranış
- YIKAMA
-
-
[isim]
Yıkamak işi; yuma
- "Başını soğuk suyla yıkamaya başlamışlar."
-
[kimya]
Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme
-
[sinema]
Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılan temizleme
-
[isim]
Yıkamak işi; yuma
- YIRTMA
-
-
[isim]
Yırtmak işi
- "Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu."
-
[isim]
Yırtmak işi
- YILGIN
-
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu."
-
Bıkmış, usanmış
-
Morali bozulmuş, çökmüş
- "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz."
-
[sıfat]
Yılmış, korkmuş olan
- AYILMA
-
-
[isim]
Ayılmak işi
-
[isim]
Ayılmak işi
- AYILIŞ
-
-
[isim]
Ayılmak işi
-
[isim]
Ayılmak işi
- BALAYI
-
-
[isim]
Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri; cicimayı
- "Şairane, âşıkane, güzel, tatlı bir balayı geçirdik."
-
[isim]
Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri; cicimayı
- YIKMAK
-
-
[-i]
Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak; tahrip etmek
- "Yangın yarım saatin içinde her yeri sardı, uğruna gelen ne varsa yaktı, yıktı."
-
Ortadan kaldırmak, varlığına son vermek
-
İnsan, hayvan veya ağaç devirmek
-
Bir yana eğmek
- "Hasır şapkasını her zamanki gibi sağ kaşına yıkmış."
-
Yük indirmek
-
[-e, -i, mecaz]
Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek
- "Suçu bana yıktı."
-
[mecaz]
Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak
- "Bak, toyluğunla hem kendini hem de beni yıktın. Sen mutsuz oldun, benim tekkemin düzeni bozuldu."
-
[-i]
Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak; tahrip etmek
- AYIRAN
-
-
[sıfat, fizik]
Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan
-
[sıfat, fizik]
Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan
- ATAYIŞ
-
-
[isim]
Atamak işi
-
[isim]
Atamak işi
- YIĞMAK
-
-
[-e, -i]
Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak
- "Herkes kışlık kömürünü yığdı."
-
Toplamak, bir araya getirmek
- "Bu yaşlıları kapının arkasına yığdılar."
-
[-e, -i]
Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak