İçinde yı olan 6 harfli 46 kelime var. İçerisinde YI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yı olan kelimeler listesine ya da sonu yı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAYISI

Kelime Kökeni: Farsça ḳayṣī

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç (Prunus armeniaca)
  2. [bitki bilimi] Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi; sarıerik
    • "Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [mecaz] Beyazı pişmiş, sarısı az pişmiş yumurta
DOLAYI

  1. [edat] Bakınız ötürü
    • "Ona böylesi kararlarından dolayı soru sorulmazdı." (Ayla Kutlu)
  2. [sıfat] Çevrede, etrafta bulunan
    • "Şehirden, dolayı köylerden çağrılanlar geliyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
BOZAYI

  1. [isim, hayvan bilimi] Ayıgillerden, Avrupa ve Kuzey Asya'da sık ormanlarda yaşayan, uzunluğu yaklaşık olarak 2,5 metre, kuyruğu 8 santimetre olabilen, tüyleri esmer kahverengi bir tür ayı (Ursus arctos)
YIRTIŞ

  1. [isim] Yırtmak işi
YIKKIN

  1. [sıfat] Bakınız harap
    • "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz." (Nezihe Meriç)
YIPRAK

  1. [sıfat, ağızlardan] Yıpranmış, aşınmış, eski
    • "İç cebindeki meşin cüzdandan çıkardığım, ortasından ikiye bölünmüş yıprak bir sarı kâğıdı uzatıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
AYIRTI

  1. [isim] Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark; çalar, nüans
YIRTIM

  1. [isim] Bakınız manifatura
  2. Yalnız bir elbiselik, şalvar vb. dikilebilir büyüklükte olan (kumaş)
    • "Hele salı günü kurulan pazarın şaşaası arasında dünyanın bin bir lisanının konuşulduğu o karmaşa, eski yıllarda karısına bir yırtım basma alabilmek için sabahlara kadar yol yürüyüp gelen gariban köylülerimizi hatırlattı bana." (Cezmi Çoban)
YIRTIK

  1. [sıfat] Yırtılmış olan
    • "Yırtık yeri birleştiriyor, yapıştırmaya çalışıyor, yapamıyor, yatağın üstüne kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlıyordum." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Eskimiş, parçalanmış
  3. Cırlak, tiz, keskin olan (ses)
    • "Yırtık sesiyle çığlık çığlığa bağırıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [isim] Yırtılma sonucu oluşmuş yarık; çak (II)
    • "Çorabın yırtığı."
  5. [mecaz] Utanması, çekinmesi olmayan; yırtılmış
    • "Becerikli, yırtık bir kız değil ki mağazalarda iş arasın, bulsun." (Peyami Safa)
AYILIK

  1. [isim, mecaz] Kaba davranış
YIKAMA

  1. [isim] Yıkamak işi; yuma
    • "Başını soğuk suyla yıkamaya başlamışlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [kimya] Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme
  3. [sinema] Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılan temizleme
YIRTMA

  1. [isim] Yırtmak işi
    • "Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
YILGIN

  1. [sıfat] Yılmış, korkmuş olan
    • "Yılgın gözlerle bunlara baktı ve köşedeki tütüncüyü soracak oldu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bıkmış, usanmış
  3. Morali bozulmuş, çökmüş
    • "Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
AYILMA

  1. [isim] Ayılmak işi
AYILIŞ

  1. [isim] Ayılmak işi
BALAYI

  1. [isim] Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri; cicimayı
    • "Şairane, âşıkane, güzel, tatlı bir balayı geçirdik." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
YIKMAK

  1. [-i] Kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak; tahrip etmek
    • "Yangın yarım saatin içinde her yeri sardı, uğruna gelen ne varsa yaktı, yıktı." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Ortadan kaldırmak, varlığına son vermek
  3. İnsan, hayvan veya ağaç devirmek
  4. Bir yana eğmek
    • "Hasır şapkasını her zamanki gibi sağ kaşına yıkmış." (Kemal Tahir)
  5. Yük indirmek
  6. [-e, -i, mecaz] Herhangi bir suç, iş vb.ni birine yüklemek
    • "Suçu bana yıktı."
  7. [mecaz] Yıkımına yol açmak, mahvına sebep olmak
    • "Bak, toyluğunla hem kendini hem de beni yıktın. Sen mutsuz oldun, benim tekkemin düzeni bozuldu." (Tomris Uyar)
AYIRAN

  1. [sıfat, fizik] Işığı yalın ögelerine ayırma özelliği olan
ATAYIŞ

  1. [isim] Atamak işi
YIĞMAK

  1. [-e, -i] Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak
    • "Herkes kışlık kömürünü yığdı."
  2. Toplamak, bir araya getirmek
    • "Bu yaşlıları kapının arkasına yığdılar." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü