İçinde yı olan 5 harfli 45 kelime var. İçerisinde YI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yı olan kelimeler listesine ya da sonu yı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AYIRT
-
-
[isim]
Bakınız fark
- "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi."
-
[isim]
Bakınız fark
- CAYIŞ
-
-
[isim]
Caymak işi
- "Yüreğinde, gevşek bir isteksizlik, cayışa benzeyen tatsız bir gerileme vardı."
-
[isim]
Caymak işi
- BIYIK
-
-
[isim]
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar
- "Bu sabah tıraş olurken bıyığını kesememişti."
-
Balıklarda deri uzantısı
-
Asma vb. bitkilerde sarılıp tutunmaya yarayan sürgün
-
[isim]
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar
- ZAYIF
-
Kelime Kökeni: Arapça żaʿīf
-
[sıfat]
Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
- "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."
-
Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
- "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."
-
[mecaz]
Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
- "Zayıf bir yapı."
-
[mecaz]
Önemli, güvenilir olmayan
- "Zayıf bir bilgi."
-
[mecaz]
Çok az
- "Zayıf bir ihtimal."
-
Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
- "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."
-
[isim]
Ortanın altında olan not
-
[mecaz]
Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
- "Zayıf bir öğretmen."
-
[mecaz]
İradesi gereği kadar güçlü olmayan
- "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."
-
[sıfat]
Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
- YAYIŞ
-
-
[isim]
Yaymak işi
- "Gazete ve kitabın az okunması, yayış ve satış işinin bozuk olmasından ileri geliyor."
-
[isim]
Yaymak işi
- YIKMA
-
-
[isim]
Yıkmak işi
- "Şüphe, fena bir kurt gibi ruhunu kemirmeye, masum itikadını yavaş yavaş yıkmaya başlamıştı."
-
[isim]
Yıkmak işi
- MAYIS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yılın beşinci ayı
-
[isim]
Yılın beşinci ayı
- YAYIM
-
-
[isim]
Yaymak işi
-
Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması; neşir
- "Kitap ve gazete yayımı işi bizim can davamızdır."
-
Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması; neşir
-
[isim]
Yaymak işi
- YAYIN
-
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
-
Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan çalışmalardan her biri; yapıt, program, neşriyat
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
- MAYIN
-
Kelime Kökeni: İngilizce mine
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- "Mıknatıslı mayın."
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- YAYIK
-
-
[isim]
Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
- "Nina'nın bildiği alet değirmen ve yayıktır, buğday öğüten ve tereyağı çıkaran yararlı iki basit makine."
-
[isim]
Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
- KIYIŞ
-
-
[isim]
Kıymak işi
-
[isim]
Kıymak işi
- KIYIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zulüm
- KIYIM
-
-
[isim]
Kıymak işi
-
Kıyılma biçimi
- "Bu tütünün kıyımı iri."
-
Görev yönünden kötü bir duruma sokma, haksızlığa uğratma
-
[isim]
Kıymak işi
- KIYIK
-
-
[isim, ağızlardan]
İğne, kalın yorgan iğnesi
-
Bakınız çuvaldız
-
[isim, ağızlardan]
İğne, kalın yorgan iğnesi
- YIĞIN
-
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim."
-
Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle
-
[isim]
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe; tınaz
- HAYIZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayż
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
- HAYIT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayıt
- "Nerede bir yabanıl hayıt ya da başka çalı görürsem onun dibine bir avuç dolusu tohum dikerdim."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayıt
- YIĞMA
-
-
[isim]
Yığmak işi
-
[isim]
Yığmak işi
- HAYIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫayr
-
[isim]
İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım
-
[sıfat]
İyi, hayırlı, yararlı olan
- "Hayır haberdir inşallah!"
-
[isim]
İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım