İçinde yü olan 9 harfli 47 kelime var. İçerisinde YÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yü olan kelimeler listesine ya da sonu yü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÜYÜLENİŞ
-
-
[isim]
Büyülenmek işi
- "Bu, bir içgüdü, bir büyüleniş, şuursuzca bir sürüklenişti."
-
[isim]
Büyülenmek işi
- YALIHÜYÜK
-
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
- YÜKSÜZLÜK
-
-
[isim]
Yüksüz olma durumu
-
[isim]
Yüksüz olma durumu
- DENEYÜSTÜ
-
-
[isim, felsefe]
Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi; transandantal
-
[isim, felsefe]
Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi; transandantal
- YÜZLEŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
Bir iddiayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak
- "Ben onunla her zaman yüzleşebilirim."
-
Yüz yüze gelmek
-
[mecaz]
Farkına varmak, iyice anlamak
-
[nesnesiz, -le]
Bir iddiayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak
- YÜCELTMEK
-
-
[-i]
Yüce bir duruma getirmek
- "Kahraman diye yücelttiğiniz insanların, ciğerlerinin beş para etmediğini görmüyor musunuz?"
-
[-i]
Yüce bir duruma getirmek
- BÜYÜLTMEK
-
-
[-i]
Bakınız büyütmek
- "Art arda dizdiği engelleri gittikçe büyültüyor."
-
Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak
- "Anlaşılıyor ki gördüğümüz eski, büyük yağlı boya tabloyu ya kendisi bu gravürden ayrıca tersim etmiş yahut belki de bu, başka bir ressam tarafından büyültülerek yapılmış bir kopyası olacaktı."
-
[mecaz]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, büyük göstermek
-
[-i]
Bakınız büyütmek
- YÜRÜTÜLÜŞ
-
-
[isim]
Yürütülmek işi
-
[isim]
Yürütülmek işi
- BÜYÜLENME
-
-
[isim]
Büyülenmek işi; afsunlanma, efsunlanma, sihirlenme
-
[isim]
Büyülenmek işi; afsunlanma, efsunlanma, sihirlenme
- YÜZDÜRMEK
-
-
[-de]
Yüzmesini sağlamak veya yüzme işini yaptırmak
- "Burada değil, karşı kıyıda yüzdürüyorlar."
-
[-i]
Batmış veya karaya oturmuş tekneyi suyun yüzüne çıkarıp yüzer duruma getirmek
- "Batık gemileri yüzdürdüler."
-
[-de]
Yüzmesini sağlamak veya yüzme işini yaptırmak
- YÜKSEKLİK
-
-
[isim]
Yüksek olma durumu; irtifa
- "Alçak gönüllü olmak yine yüksekliği artırır."
-
[coğrafya]
Bakınız yükselti
-
[matematik]
Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık
-
[gök bilimi]
Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı
-
[isim]
Yüksek olma durumu; irtifa
- BÜYÜMSEME
-
-
[isim]
Bakınız büyükseme
-
[isim]
Bakınız büyükseme
- YÜKSELTİŞ
-
-
[isim]
Yükseltmek işi
-
[isim]
Yükseltmek işi
- BÜYÜKELÇİ
-
-
[isim]
Bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisi; sefirikebir
-
[isim]
Bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisi; sefirikebir
- BÜYÜKBABA
-
-
[isim]
Bakınız dede
- "Büyükbabanın zamanında bergüzarmış, ne yapayım, kıramadım."
-
[isim]
Bakınız dede
- BÜYÜKANNE
-
-
[isim]
Bakınız nine
- "Büyükannem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."
-
[isim]
Bakınız nine
- BÜYÜTÜLÜŞ
-
-
[isim]
Büyütülmek işi
-
[isim]
Büyütülmek işi
- YÜRÜTÜLME
-
-
[isim]
Yürütülmek işi
-
[isim]
Yürütülmek işi
- YÜKLENMEK
-
-
[-e]
Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak; yıkılmak
- "Daha şimdiden evin bütün işleri Peyker'in üstüne yüklenmiş."
-
Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak
- "Araba durdukça önümdekine, kalktıkça arkamdakine yükleniyorum."
-
[-i]
Bir yükü taşımak
- "Bavulları yüklendi."
-
[mecaz]
Üstüne düşmek; zorlamak
- "Hep birden yüklenmişlerdi o zaman Rahmi'ye; saygısızlık ettin, kırdın diye."
-
[-i, mecaz]
Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak; girmek
-
[-e]
Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak; yıkılmak
- YÜZYILLIK
-
-
[sıfat]
Yaklaşık olarak sürerliği yüzyıl olan; asırlık
- "Sanki yüzyıllık bir uykudan uyanan bekçi, yerinden doğrulup çevresine bakınca kendisini uyandıran kişiyi göremedi."
-
[sıfat]
Yaklaşık olarak sürerliği yüzyıl olan; asırlık