İçinde yü olan 8 harfli 65 kelime var. İçerisinde YÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yü olan kelimeler listesine ya da sonu yü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DEVETÜYÜ

  1. [isim] Bakınız açık kahverengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Sırtına yeni aldığı devetüyü uzun ropdöşambırını geçirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
YÜZLENME

  1. [isim] Yüzlenmek işi
YÜZBEYÜZ

Kelime Kökeni: Türkçe yüz + Farsça -be + Türkçe yüz

  1. [zarf, mecaz] Bakınız karşı karşıya
    • "Sonra bir kez karşılaştılar yüzbeyüz, sonra bir yılbaşı akşamı." (Selim İleri)
İKİYÜZLÜ

  1. [sıfat, mecaz] Özü sözü bir olmayan; yüze gülücü, yalabık, riyakâr, mürai
    • "Kocasının zayıf bir adam olduğunu bilmez miydi, bilirdi, şimdi bir de ikiyüzlü olduğunu gözleriyle görüyordu." (Attilâ İlhan)
YÜKÇÜLÜK

  1. [isim] Bakınız taşıyıcılık
  2. Bakınız hamallık
YÜKLEYİŞ

  1. [isim] Yüklemek işi
YÜZLEŞME

  1. [isim] Yüzleşmek işi; muvacehe
BÜYÜLTEÇ

  1. [isim] Fotoğraf ve resim büyültmeye, büyültüp basmaya yarayan aygıt; agrandisör
    • "Bir ellerinde büyülteç, öbür ellerinde cımbız, bir kötülük, bir aksaklık, bir yetersizlik…" (Tarık Buğra)
YÜZLETME

  1. [isim] Yüzletmek işi
YÜZSÜZCE

  1. [zarf] Utanmaz, sıkılmaz bir biçimde
    • "Onu yakından çehreme, gözlerimin içine bakmaya mecbur etmek için âdeta yüzsüzce uğraşıyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
YÜREKTEN

  1. [zarf] Bakınız içten
    • "İlk zamanlarda olduğu gibi şöyle içten ve yürekten konuştukları bir anları olmuyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TAGAYYÜR

Kelime Kökeni: Arapça taġayyur

  1. [isim, eskimiş] Değişme, başkalaşma
    • "Onun çehresindeki tagayyür, muhatabının gözünden de kaçmadı." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bozularak değişme
TEHEYYÜÇ

Kelime Kökeni: Arapça teheyyuc

  1. [isim, eskimiş] Bakınız heyecan
    • "Genç kızın kızarmış yüzünde teheyyüç görünüyordu." (Peyami Safa)
YÜZLÜLÜK

  1. [isim] Yüzlü olma durumu
BÜYÜKBAŞ

  1. [isim] Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
  2. [mecaz] Makam mevki sahibi kimse
    • "Kim bilir yukarılarda hangi büyükbaşları tanıyor?" (Ahmet Ümit)
YÜKLEMEK

  1. [-e, -i] Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak
  2. Bir bilgisayar, disket vb.ne gerekli bilgileri aktarmak
  3. Belli bir hizmeti kullanabilmek için özel bir karta gerekli verileri aktarmak
    • "Karta elli liralık gaz yükledim."
  4. [mecaz] Bir yükümlülük altına sokmak, sorumlu tutmak
    • "Çocuğun bakımını ona yüklediler."
  5. [mecaz] Bir suçu birinin üstüne atmak
    • "Suçuna bakmadan bir de bu vaziyetten beni mesul tutmak istiyor, kabahati bana yüklüyor." (Etem İzzet Benice)
YÜKÇEKER

  1. [isim] Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç
YÜZLEMEK

  1. [-i] Kusurunu veya suçunu yüzüne karşı söyleyip birini utandırmak
  2. Bakınız şımartmak
  3. Yastık, yorgan vb.nin yüzlerini değiştirmek
YÜKSELME

  1. [isim] Yükselmek işi; itila
    • "Pencereden çıkıp göğe yükselmeye başladı." (İhsan Oktay Anar)
  2. Bakınız terfi
    • "Hâkimler ve savcılar altmış beş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler; askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir." (Anayasa)
  3. [coğrafya] Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması
    • "Filika hafif hafif sallanıyor, denizin alçalıp yükselmesine ayak uydurmuş." (Zeyyat Selimoğlu)
  4. [jeoloji] Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi
BÜYÜLTME

  1. [isim] Bakınız büyütme
    • "İşin içinde bir büyültme, bir şişirme var." (Haldun Taner)
  2. Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi; agrandisman
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü