İçinde vr olan 6 harfli 31 kelime var. İçerisinde VR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında vr olan kelimeler listesine ya da Sonu vr ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAVRAN
- ...
- TEVRAT
- ...
- SAVRUK
-
-
[sıfat]
Aklını işine vermeyen, dikkatsiz
- "Tavırları şiir gibi ahenktar olan Leyla, ev hayatında ne kadar savruk, güler yüzü ne kadar abustu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Yersiz para harcayan, tutumsuz
-
Düzensiz, dağınık
- "Savruk bir çalışma."
-
[sıfat]
Aklını işine vermeyen, dikkatsiz
- DEVREK
- ...
- ÇİVRİL
- ...
- KAVRAM
-
-
[isim]
Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon
- "Herkesin kendine özgü bir mutluluk kavramı vardır." (Haldun Taner)
-
Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, konsept, mefhum, nosyon
-
Karın zarı, periton
-
Tutam, avuç dolusu
-
[isim]
Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon
- MEVRUT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Gelen, gelmiş
- "Dâhiliye Nezaretinden mevrut telgrafta dahi azimetim bildirilmekte." (Atatürk)
-
[sıfat]
Gelen, gelmiş
- KIVRIK
-
-
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- "Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş
- KIVRAK
-
-
[sıfat]
Canlı, hareketli, atik
- "Lastik ayakkabılarının üstünde kıvrak ve çevikti." (Haldun Taner)
-
Akıcı, işlek
- "Kıvrak bir zekâsı var. Kıvrak bir anlatım."
-
[isim]
Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi
-
[isim]
İnce tülbent veya ipekli baş örtüsü
-
Aceleci
-
Güzel, şık, yakışıklı
-
[sıfat]
Canlı, hareketli, atik
- NEVROZ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce
-
[isim]
Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı, sinirce
- DEVRİM
-
-
[isim]
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik
-
İhtilal
- "Fransız devrimi."
-
İnkılap
-
Çevrilme, katlanma, bükülme
-
[isim]
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik
- SİVRİÇ
-
-
[isim]
Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 m boyunda çelik çubuk
-
[isim]
Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 m boyunda çelik çubuk
- KAVRAK
-
-
[isim]
Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal
-
[isim]
Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal
- ÇEVRİK
-
-
[sıfat]
Çevrilmiş, dönük
- "Bu gücün içeriye ve dışarıya çevrik belirtileri insan için hep yararlıdır." (Azra Erhat)
-
[sıfat]
Çevrilmiş, dönük
- DEVREN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Devir (II) yoluyla, devrederek
- "Devren satılık bakkal dükkânı."
-
[zarf]
Devir (II) yoluyla, devrederek
- DEVRAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dünya
- "Ben neyleyim büyükse devran."
-
Kader, talih
- "Herkesin başına yazılan gelir, devrandır." (Cem Sultan)
-
Zaman, çağ
- "Ben artık eskisi gibi değilim / Devran değişti." (Behçet Necatigil)
-
[isim]
Dünya
- ÇEVRİM
-
-
[isim]
Devir
-
Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol, devre
-
Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi
-
[isim]
Devir
- ÇEVREN
-
-
[isim]
Ufuk, göz erimi
- "Arada sırada da olsa, böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor." (Tahsin Yücel)
-
[isim]
Ufuk, göz erimi
- DEVRİK
-
-
[sıfat]
Katlanıp kendi üzerine bükülmüş
- "Kısa keten etek, yakası devrik bol bluz..." (Halide Edip Adıvar)
-
Devrilmiş olan
-
Yatırılmış, yıkılmış, dik durumunu yitirmiş
- "Devrik çam ağaçları."
-
Darbe ile makamından indirilmiş
- "Devrik başbakan."
-
[sıfat]
Katlanıp kendi üzerine bükülmüş
- ORDÖVR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, çerez, meze
-
[isim]
Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, çerez, meze