İçinde vel olan 7 harfli 18 kelime var. İçerisinde VEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında vel olan kelimeler listesine ya da sonu vel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Vel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E L V

2 Harfli Kelimeler

EL, EV, LE, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CİLVELİ

  1. [sıfat] Cilvesi olan, cilve yapan; cilvekâr, cilvebaz, fettan, işveli, işvebaz, cilve kutusu, şivekâr
CİVELEK

  1. [sıfat] Canlı, neşeli ve sokulgan
    • "Gönül alıcı, civelek ve sevdacı bir kızdır." (Burhan Felek)
  2. [isim, tarih] Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı
KEVELCİ

  1. [isim] Deri ve kürk satan kimse
VELİLİK

  1. [isim] Veli olma durumu; velayet
  2. Velinin görev ve ödevi; velayet
  3. Bakınız ermişlik
VELAKİN

Kelime Kökeni: Arapça velākīn

  1. [bağlaç] Bakınız ama
VELADET

Kelime Kökeni: Arapça velādet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız doğum
VELAYET

Kelime Kökeni: Arapça velāyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız velilik
  2. Bakınız otorite
  3. Bakınız yetke
EVVELKİ

  1. [sıfat] Bakınız önceki
    • "Feyziye'nin en parlak devri, hürriyetten evvelki devre tesadüf eder." (Refik Halit Karay)
  2. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl); evvelsi
    • "Evvelki gün bir gazete idarehanesindeydim." (Nâzım Hikmet)
EVVELSİ

  1. [sıfat] Önce olan
EVVELCE

  1. [zarf] Bakınız önceden
    • "Evvelce nazirsiz güzel olması lazım gelen yüzü artık buruşmuş." (Ruşen Eşref Ünaydın)
VELİAHT

Kelime Kökeni: Arapça velī + ʿ ahd

  1. [isim] Bir hükümdarın ölümünden veya tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kimse
  2. [mecaz] Herhangi bir göreve veya makama geleceği beklenilen kimse
VELENSE

Kelime Kökeni: İtalyanca valenciana

  1. [isim] Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye
    • "Köşedeki divana oturmuş, üstüne kırmızı bir velense örttüğü ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı." (Ömer Seyfettin)
CEVELAN

Kelime Kökeni: Arapça cevelān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gezinme
    • "Atlarla, arabalarla yapılan bu cevelan, Tünel meydanından Şişli'ye değin uzanır." (Salâh Birsel)
İLAVELİ

  1. [sıfat] Eki olan
    • "İlaveli ikinci baskı."
  2. [mecaz] Abartılmış, yalan katılmış, abartılı
MEYVELİ

  1. [sıfat] Meyvesi olan, meyve veren; yemişli, meyvedar
    • "İçi yer yer kümeleşip yer yer seyrekleşen meyveli meyvesiz ağaçlarla doluydu." (Necati Cumalı)
  2. Meyve ile yapılmış, içinde meyve bulunan
    • "Sonra sarı gazoz denen meyveli gazoz üretmeye başladı babam." (Ercan Kesal)
  3. [mecaz] Yaratıcı olan, olumlu bir şey ortaya koyabilen
KARAVEL

Kelime Kökeni: Fransızca caravelle

  1. [isim] Çift motorlu bir uçak türü
DEVELİK

  1. [isim, ağızlardan] Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm
VELVELE

Kelime Kökeni: Arapça velvele

  1. [isim] Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan
    • "Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü