İçinde vaz olan 7 harfli 14 kelime var. İçerisinde VAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında vaz olan kelimeler listesine ya da sonu vaz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Vaz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A V Z

3 Harfli Kelimeler

VAZ

2 Harfli Kelimeler

AV, AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

VAZETME

  1. [isim] Vazetmek işi
VAZELİN

Kelime Kökeni: Fransızca vaseline

  1. [isim, kimya] Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 °C'de eriyen bir tür mineral yağ
İVAZSIZ

  1. [sıfat] Bakınız ödünsüz
  2. Bakınız karşılıksız
NÜVAZİŞ

Kelime Kökeni: Farsça nevaziş

  1. [isim] Bakınız nevaziş
MUVAZAA

Kelime Kökeni: Arapça muvāżaʿa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız danışık
  2. [hukuk] Hukuki işlemlerde tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında bir hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmaları
LEVAZIM

Kelime Kökeni: Arapça levāzim

  1. [isim] Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
    • "Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro
    • "Hayri Efendi ayakta bekledi, müsteşar kâğıdı okudu, levazım müdürü ile konuştu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [askerlik] Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm
    • "Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk." (Necati Cumalı)
VAZİYET

Kelime Kökeni: Arapça vażʿiyyet

  1. [isim] Bakınız durum
    • "Çocuklarının vaziyeti, istikbali seni alakadar ediyorsa biraz kendi âleminden çıkar, onlarla meşgul olursun, anladın mı?" (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Bakınız konum
    • "Kasaba coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur." (Sait Faik Abasıyanık)
KRUVAZE

Kelime Kökeni: Fransızca croisé

  1. [sıfat] Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
    • "Bir kruvaze yelek giymiş: Ön cepleri büyük." (Sait Faik Abasıyanık)
VAZOLUK

  1. [isim] Vazo yapmaya elverişli malzeme
  2. Vazo konmaya uygun yer
VAZEDİŞ

  1. [isim] Vazetmek işi
TEVAZÜN

Kelime Kökeni: Arapça tevāzun

  1. [isim, eskimiş] Birbirine denk olma, dengede bulunma
NEVAZİŞ

Kelime Kökeni: Farsça nevāziş

  1. [isim, eskimiş] İltifat, gönül alma, okşama; nüvaziş
    • "Vaktiyle en tatlı iltifatları, en sıcak nevazişleri ondan işittim." (Orhan Seyfi Orhon)
NEVAZİL

Kelime Kökeni: Arapça nevāzil

  1. [isim, eskimiş, tıp] Bakınız nezle
    • "Sabah erkenden ayaza çıkarsan nevazil olursun..." (Burhan Felek)
ARDUVAZ

Kelime Kökeni: Fransızca ardoise

  1. [isim, mineraloji] Bakınız kayağan taş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü