İçinde vaz olan 7 harfli 14 kelime var. İçerisinde VAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında vaz olan kelimeler listesine ya da sonu vaz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Vaz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
VAZ
2 Harfli Kelimeler
AV, AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VAZETME
-
-
[isim]
Vazetmek işi
-
[isim]
Vazetmek işi
- VAZELİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca vaseline
-
[isim, kimya]
Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 °C'de eriyen bir tür mineral yağ
-
[isim, kimya]
Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 °C'de eriyen bir tür mineral yağ
- İVAZSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız ödünsüz
-
Bakınız karşılıksız
-
[sıfat]
Bakınız ödünsüz
- NÜVAZİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça nevaziş
-
[isim]
Bakınız nevaziş
-
[isim]
Bakınız nevaziş
- MUVAZAA
-
Kelime Kökeni: Arapça muvāżaʿa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışık
-
[hukuk]
Hukuki işlemlerde tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında bir hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmaları
-
[isim, eskimiş]
Bakınız danışık
- LEVAZIM
-
Kelime Kökeni: Arapça levāzim
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- "Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler."
-
Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro
- "Hayri Efendi ayakta bekledi, müsteşar kâğıdı okudu, levazım müdürü ile konuştu."
-
[askerlik]
Ordunun geri hizmetinde ihtiyacı olan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm
- "Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk."
-
[isim]
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler
- VAZİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça vażʿiyyet
- KRUVAZE
-
Kelime Kökeni: Fransızca croisé
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
- "Bir kruvaze yelek giymiş: Ön cepleri büyük."
-
[sıfat]
Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde dikilen (ceket, yelek)
- VAZOLUK
-
-
[isim]
Vazo yapmaya elverişli malzeme
-
Vazo konmaya uygun yer
-
[isim]
Vazo yapmaya elverişli malzeme
- VAZEDİŞ
-
-
[isim]
Vazetmek işi
-
[isim]
Vazetmek işi
- TEVAZÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça tevāzun
-
[isim, eskimiş]
Birbirine denk olma, dengede bulunma
-
[isim, eskimiş]
Birbirine denk olma, dengede bulunma
- NEVAZİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça nevāziş
-
[isim, eskimiş]
İltifat, gönül alma, okşama; nüvaziş
- "Vaktiyle en tatlı iltifatları, en sıcak nevazişleri ondan işittim."
-
[isim, eskimiş]
İltifat, gönül alma, okşama; nüvaziş
- NEVAZİL
-
Kelime Kökeni: Arapça nevāzil
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız nezle
- "Sabah erkenden ayaza çıkarsan nevazil olursun..."
-
[isim, eskimiş, tıp]
Bakınız nezle
- ARDUVAZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca ardoise
-
[isim, mineraloji]
Bakınız kayağan taş
-
[isim, mineraloji]
Bakınız kayağan taş