İçinde v olan 7 harfli 632 kelime var. İçerisinde V harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında v harfi olan kelimeler listesine ya da sonu v harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEVARÜS
-
Kelime Kökeni: Arapça tevārus̱
-
[isim, eskimiş]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
-
Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
-
[isim, eskimiş]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
- HOVARDA
-
-
[sıfat]
Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)
-
Bakınız çapkın
-
[isim]
Hayat kadınının parasını yiyen erkek
-
[sıfat]
Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse)
- VAİZLİK
-
-
[isim]
Vaizin yaptığı iş
-
[isim]
Vaizin yaptığı iş
- MEVDUAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevdūʿāt
-
[isim, ekonomi]
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para; tevdiat
- "Vadeli mevduat. Vadesiz mevduat."
-
[eskimiş]
Bakınız yatırım
-
[isim, ekonomi]
Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para; tevdiat
- FİRAVUN
-
Kelime Kökeni: Arapça firʿavn
-
[isim, tarih]
Eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan
-
İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü
-
[mecaz]
Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse
-
[isim, tarih]
Eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan
- ÇERÇEVE
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + çūbe
-
[isim]
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
- "Duvarda bir çerçeve asılıdır ki çarpıktır, düzeltemezsiniz."
-
Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık
- "Pencerenin geniş çerçevesi yıldız salkımlarıyla dolu."
-
[mecaz]
Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan
- "Boğaziçi'nin böyle bir medeniyet çerçevesi içinde geçen hayatı ne güzel ve mükemmeldir."
-
Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç
-
[isim]
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
- KİMYEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kīmyevī
-
[sıfat]
Bakınız kimyasal
-
[sıfat]
Bakınız kimyasal
- VİTESLİ
-
-
[sıfat]
Vitesi olan
- "Altı vitesli arazi arabası."
-
[sıfat]
Vitesi olan
- ARŞEVEK
-
Kelime Kökeni: Fransızca archevèque
-
[isim]
Bakınız başpiskopos
- "... Cumhurbaşkanı'nın arşevekle görüşerek onun rütbesini arttırmış olduğunu görüp şimdilik bir şey yapamayacağını anladı."
-
[isim]
Bakınız başpiskopos
- MEVHİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça mevhibe
-
[isim, eskimiş]
Bağış, vergi, ihsan
- "Bu, sanatımın bana bahşettiği bir mevhibedir."
-
[isim, eskimiş]
Bağış, vergi, ihsan
- ABUHAVA
-
Kelime Kökeni: Farsça āb + Arapça havā
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız iklim
-
[isim, eskimiş, coğrafya]
Bakınız iklim
- ŞVESTER
-
Kelime Kökeni: Almanca Schwester
-
[isim]
Bakınız hemşire
-
Bakınız kız kardeş
-
Hizmetçi kız
- "Ara sıra geniş koridordan yatak odalarına ve sofraya bakan şvesterler geçiyor."
-
[isim]
Bakınız hemşire
- BEVLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça bevliyye
-
[isim, tıp]
Bakınız üroloji
-
[isim, tıp]
Bakınız üroloji
- KAVUNCU
-
-
[isim]
Kavun satan kimse
-
[isim]
Kavun satan kimse
- KADAVRA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca cadavere
-
[isim]
Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu
- "Akşama doğru artan dayanılmaz kokuya rağmen kadavra üzerinde tam iki gün aralıksız çalıştı."
-
[isim]
Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu
- YIVIŞMA
-
-
[isim]
Yıvışmak işi veya durumu
-
[isim]
Yıvışmak işi veya durumu
- ZEVEBAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕevebān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ergime
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ergime
- RİVAYET
-
Kelime Kökeni: Arapça rivāyet
-
[isim]
Bakınız söylenti
- "O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti."
-
Bir olay, bir haber veya sözü nakletme
- "Bir rivayete göre, kaplanın dayısı olan kedinin keyiflenip miyavlaması işte bu zamandan kalmadır."
-
[isim]
Bakınız söylenti
- ÇUVAŞÇA
-
-
[isim]
Bakınız Çuvaş Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Çuvaş Türkçesi
- VALİLİK
-
-
[isim]
Vali olma durumu
- "Valilikten emekli."
-
Valinin görevi
- "On yıl valilik yaptı."
-
Valinin makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin tümü; vilayet
- "Valiyi valilikte ziyaret etti."
-
İl, vilayet
-
[isim]
Vali olma durumu