İçinde olan 5 harfli 49 kelime var. İçerisinde UŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uş olan kelimeler listesine ya da Sonu uş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

U Ş Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

ŞU

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SOLUŞ

  1. [isim] Solma işi veya biçimi

TUTUŞ

  1. [isim] Tutma işi veya biçimi

KUŞKU

  1. [isim] Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba
    • "Bütün bunlar hatırlanınca onun zaten bilinen ve kabul edilen samimiyeti kuşku konusu yapılmazdı." (Tarık Buğra)
    • "Fakat bu mektubun yazısı önceki gün gelen zarf üzerindeki yazıya çok benzediği için genç adamın yüreğinde bir kuşku uyanıyor..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Tek kuşkum kalmamış evrende, hangi konu açılsa tek sözle ağzını tıkarım bütün bilgilerin." (Turan Oflazoğlu)
  2. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu

TUŞLU
...
MUŞLU
...
TUŞBA
...
SUSUŞ

  1. [isim] Susma işi veya biçimi
    • "Bu susuş söyleyecek söz bulamadığı için değildi." (Tarık Buğra)

RÖTUŞ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce cam üzerinde düzeltme işi
    • "Artık hepsi her yeni yazacaklarını ana ilkeye göre ayarlıyor, eski yazdıklarını da buna göre rötuş ediyorlardı." (Haldun Taner)
  2. Düzeltmek amacıyla yapılan değiştirme
    • "Benim kısaltılan makale ile Zühtü'nün rötuştan geçen makalesini birleştirdiler." (Hüseyin Cahit Yalçın)

SOKUŞ

  1. [isim] Sokma işi veya biçimi

DOYUŞ

  1. [isim] Doyma işi veya biçimi

DOLUŞ

  1. [isim] Dolma işi veya biçimi

DUŞLU
...
KUŞAK

  1. [isim] Bele sarılan uzun ve enli kumaş
    • "Kuşağının arasından bir iri tütün tabakası çıkarıp bana uzattıktan sonra..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ
  3. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge
    • "İklim kuşakları. Zaman kuşakları."
  4. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı
    • "Isı kuşak."
  5. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu
    • "Sanat kuşağı."
  6. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm
  7. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler
  8. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi
    • "Çizgi film kuşağı."
  9. Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon
    • "Bugünkü kuşak benim kuşağımın bir hikâyesini dinlemelidir." (Falih Rıfkı Atay)

BULUŞ

  1. [isim] Bulma işi veya biçimi
  2. İlk defa yeni bir şey yaratma, icat
  3. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat
    • "Bu orijinal buluşu Vali beye borçluyuz." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma
    • "Yazarın güzel buluşları var."

SORUŞ
...
ÇAVUŞ

  1. [isim] Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse
  2. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli
  3. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli
  4. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş
    • "Katanaların birinin üstünde bir topçu çavuşu oturuyor." (Refik Halit Karay)
  5. Askerî okullarda sınıf başkanı
    • "İki ay içinde üstünlüğünü tanıtarak sınıfının çavuşu olmuştur." (Falih Rıfkı Atay)

OLMUŞ

  1. [sıfat] Olgunlaşmış, ergin

UŞŞAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Türk müziğinde ana makamlardan biri

BEŞUŞ
...
KUŞÇU

  1. [isim] Süs kuşları yetiştirip satan kimse
    • "Kendimi tanımaya ve etrafımdakileri seçmeye başladığım zaman bir kuşçu dükkânında bulunuyordum." (Refik Halit Karay)
  2. Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse
  3. Suç işleyen saray hasekilerini cezalandırmak ve yola getirmekle görevli haseki subayı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü