İçinde uç olan 6 harfli 14 kelime var. İçerisinde UÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAUÇUK

Kelime Kökeni: Fransızca caoutchouc

  1. [isim, bitki bilimi] Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi; kauçuk ağacı, lastik ağacı (Ficus elastica)
  2. Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde
  3. [sıfat] Bu maddeden yapılmış
    • "Kış ortasında hâlâ kauçuk altlı bez ayakkabılar vardı ayağında." (Necati Cumalı)
HARTUÇ

Kelime Kökeni: Fransızca cartouche

  1. [isim] Bakınız kartuş
SUÇSUZ

  1. [sıfat] Suçu olmayan, suç işlememiş olan; masum
KULYUÇ

  1. [isim, coğrafya] Geniş ve derin ağızlı mağara
MEFLUÇ

Kelime Kökeni: Arapça meflūc

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız inmeli
    • "Mefluç kadın, başını eğiyor, ensesini Bedia'ya uzatıyor." (Peyami Safa)
  2. Bozuk, düzgün olmayan
UÇAKLI

  1. [sıfat] Uçağı olan
    • "Yıllarca tanklı ve uçaklı düşman ordularını uğraştırdı, yok edilemedi." (Hızır Bek Gayretullah)
  2. Uçakla yapılan
    • "Uçaklı turlara katıldım."
KUÇMAK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız kucaklamak
    • "Ne kadar cevretse şikâyet etmem / Öperim, kuçarım, ihanet etmem" (Halk türküsü)
  2. Cinsel ilişkide bulunmak
UÇUŞMA

  1. [isim] Uçuşmak durumu
SORGUÇ

  1. [isim] Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
    • "Sokak fenerleri önünden geçtikçe bu camların üstünde ışıktan saçaklar ve sorguçlar belirip kayboluyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
UÇURMA

  1. [isim] Uçurmak işi
UÇURUM

  1. [isim] Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer; yar
    • "Bütün eşyamızın paldır küldür uçurumlardan yuvarlandığını gayet iyi hatırlarım." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. [mecaz] Felaketli sonuç, büyük felaket, büyük düşüş
    • "Bir gün bencileyin bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [mecaz] Giderilmesi mümkün olmayacak kadar büyük fark, derin ayrılık
    • "Olduğum yer ve olmak istediğim yer arasında çok ciddi bir uçurum vardı." (Yaşar Dağlar)
  4. Bakınız yalpak
MARPUÇ

Kelime Kökeni: Farsça mārpīç

  1. [isim] Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru
    • "Nargilesinin marpucunu ayırdı dudaklarının arasından." (Necati Cumalı)
UÇURUŞ

  1. [isim] Uçurmak işi
ORUÇLU

  1. [sıfat] Oruç tutan (kimse); niyetli, ağzı kilitli
    • "Semtin oruçlu halkı süzülmüş benizliler / Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer" (Yahya Kemal Beyatlı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü