İçinde uç olan 4 harfli 10 kelime var. İçerisinde UÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UÇMA

  1. [isim] Uçmak işi
AVUÇ

  1. [isim] Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü; apaz, hapaz, koşam
  2. Elin yarı yumulmuş durumu
    • "Behire, avucuna topladığı zeytin çekirdeklerini yukarı, havaya fırlatıyor." (Adalet Ağaoğlu)
MUÇO

Kelime Kökeni: İtalyanca mozzo

  1. [isim, denizcilik] Bakınız miço
ORUÇ

Kelime Kökeni: Farsça rūze

  1. [isim, din bilimi] Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
    • "Eh, biz her vakit duamızı, orucumuzu eksik etmeyiz, çok şükür!" (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma
UÇUŞ

  1. [isim] Uçmak işi; pervaz (II)
    • "Koca mermi bölüğün siperine doğru istikamet aldı, havadan onun uçuşunu takip eden gözler iri dairelerle açılmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [argo] Uyuşturucu veya alkol etkisiyle kendinden geçme
UÇAR

  1. [sıfat] Uçan, uçucu olan
UÇLU

  1. [sıfat] Ucu olan, ucu çıkan
    • "Bu iki uçlu davanın ise bence bir tek hedefi vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [ağızlardan] Filtreli (sigara)
UÇAK

  1. [isim] Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı; tayyare
    • "Uçakta uzun süre hareketsiz kalmaktan Şükran’ın beli, sırtı tutulmuştu." (Tülin Tankut)
UÇUN

  1. [isim] Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı
UÇUK

  1. [sıfat] Bakınız soluk (II)
    • "Musikimiz, bizim durgun ruhumuzun, sakin düşüncelerimizin, uçuk benzimizin tercümanıdır." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Hafif, belirsiz olan
    • "Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız." (Attilâ İlhan)
  3. [mecaz] Abartılı, çok yüksek, çok fazla
    • "O zamana göre çok uçuktu bu espri." (Oğuz Tektaş)
  4. [mecaz] Bakınız deli dolu
    • "Beni deli sanmadı herhâlde ama uçuk biri olarak düşündü, baktım laubali olacak, surat astım." (Kaan Arslanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü