İçinde uç olan 4 harfli 10 kelime var. İçerisinde UÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UÇMA
-
-
[isim]
Uçmak işi
-
[isim]
Uçmak işi
- AVUÇ
-
-
[isim]
Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü; apaz, hapaz, koşam
-
Elin yarı yumulmuş durumu
- "Behire, avucuna topladığı zeytin çekirdeklerini yukarı, havaya fırlatıyor."
-
[isim]
Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü; apaz, hapaz, koşam
- MUÇO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca mozzo
-
[isim, denizcilik]
Bakınız miço
-
[isim, denizcilik]
Bakınız miço
- ORUÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça rūze
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
- "Eh, biz her vakit duamızı, orucumuzu eksik etmeyiz, çok şükür!"
-
[mecaz]
Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
- UÇUŞ
-
-
[isim]
Uçmak işi; pervaz (II)
- "Koca mermi bölüğün siperine doğru istikamet aldı, havadan onun uçuşunu takip eden gözler iri dairelerle açılmıştı."
-
[argo]
Uyuşturucu veya alkol etkisiyle kendinden geçme
-
[isim]
Uçmak işi; pervaz (II)
- UÇAR
-
-
[sıfat]
Uçan, uçucu olan
-
[sıfat]
Uçan, uçucu olan
- UÇLU
-
-
[sıfat]
Ucu olan, ucu çıkan
- "Bu iki uçlu davanın ise bence bir tek hedefi vardı."
-
[ağızlardan]
Filtreli (sigara)
-
[sıfat]
Ucu olan, ucu çıkan
- UÇAK
-
-
[isim]
Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı; tayyare
- "Uçakta uzun süre hareketsiz kalmaktan Şükran’ın beli, sırtı tutulmuştu."
-
[isim]
Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı; tayyare
- UÇUN
-
-
[isim]
Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı
-
[isim]
Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı
- UÇUK
-
-
[sıfat]
Bakınız soluk (II)
- "Musikimiz, bizim durgun ruhumuzun, sakin düşüncelerimizin, uçuk benzimizin tercümanıdır."
-
Hafif, belirsiz olan
- "Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız."
-
[mecaz]
Abartılı, çok yüksek, çok fazla
- "O zamana göre çok uçuktu bu espri."
-
[mecaz]
Bakınız deli dolu
- "Beni deli sanmadı herhâlde ama uçuk biri olarak düşündü, baktım laubali olacak, surat astım."
-
[sıfat]
Bakınız soluk (II)