İçinde uy olan 8 harfli 54 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da sonu uy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYUVERME
-
-
[isim]
Uyuvermek işi
-
[isim]
Uyuvermek işi
- DUYULMAK
-
-
[nesnesiz]
Duyma işine konu olmak; işitilmek
- "Arada bir küçük dalgaların kâh gülüştükleri, kâh ağlaştıkları duyulur."
-
[nesnesiz]
Duyma işine konu olmak; işitilmek
- HUYSUZCA
-
-
[sıfat]
Biraz huysuz
-
[zarf]
Huysuz bir biçimde
-
[sıfat]
Biraz huysuz
- UYGUNSUZ
-
-
[sıfat]
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan; münasebetsiz, namünasip
- "Onca yıl hapis yattık, uygunsuz, güdümsüz bir işini görmedim."
-
Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
- "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış."
-
[sıfat]
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan; münasebetsiz, namünasip
- KUYTULUK
-
-
[isim]
Kuytu olma durumu
- "Mehtapta, çardak altlarının gemi tentesi gibi beyazımsı bir kuytuluğu var."
-
Kuytu, sessiz yer
- "Parkın ötesinde berisindeki küçük kuytulukları, bu saatte bazı işsizler işgal ederlerdi."
-
[isim]
Kuytu olma durumu
- UYUKLAMA
-
-
[isim]
Uyuklamak işi
- "Konuşmanın orta yerinde başı önüne düşüp uyuklamaya, horlamaya başlar."
-
[isim]
Uyuklamak işi
- UYUTUMCU
-
-
[isim]
Bakınız hipnozcu
-
[isim]
Bakınız hipnozcu
- DUYURTMA
-
-
[isim]
Duyurtmak işi
-
[isim]
Duyurtmak işi
- BUYRULTU
-
-
[isim, tarih]
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan emir
- "İsa Bey, dikkati başka yere çekmek için bir askerî yürüyüş gösterisi yapacak, kendi buyruğundaki yerlere bu şekilde fermanlar, buyrultular gönderecekti."
-
[isim, tarih]
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan emir
- UYDURMAK
-
-
[-e, -i]
Uymasını sağlamak; yakıştırmak
- "Gözlerini kilidi sökülmüş ve büyümüş anahtar deliğine uydurdu."
-
[-i]
Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak; düzmek
- "Terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş olmalıydı."
-
Yalan söylemek, düzmece laflar etmek
-
[-i, teklifsiz konuşmada]
Yolunu bulup elde etmek, sağlamak, bulmak, tedarik etmek
-
[-i, kaba konuşmada]
Cinsel birleşmede bulunmak
-
[-e, -i]
Uymasını sağlamak; yakıştırmak
- BUYRUKÇU
-
-
[isim]
Emir veren kimse
-
[isim]
Emir veren kimse
- BUYURGAN
-
-
[sıfat]
Sık sık emir veren, rmir verir gibi konuşan
- "Karısının buyurgan bilgiçliğine, yukarıdan ilgisine katlanabilmesi, artık son derece güç."
-
[mecaz]
Kesin hüküm bildiren
- "Tümceyi sonlandıran buyurgan nokta yerine, sorulara açık, bitimsiz üç noktayı yeğlediklerini belirtmişti."
-
[sıfat]
Sık sık emir veren, rmir verir gibi konuşan
- AKKUYRUK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay
-
[isim, bitki bilimi]
Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay
- UYGUNLUK
-
-
[isim]
Uygun olma durumu; yakışık, mutabakat, mukarenet
-
Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı; agreman
-
[matematik]
Bakınız eşitlik
-
[isim]
Uygun olma durumu; yakışık, mutabakat, mukarenet
- DOKUYUCU
-
-
[isim]
Bakınız dokumacı
-
[isim]
Bakınız dokumacı
- UYARINCA
-
-
[zarf]
Bakınız gereğince
- "Toplumumuzda sanatçı-edebiyatçının bir lokma bir hırka felsefesi uyarınca yaşaması beklenir."
-
[zarf]
Bakınız gereğince
- UYARILMA
-
-
[isim]
Uyarılmak işi
-
[isim]
Uyarılmak işi
- DUYUMSUZ
-
-
[sıfat]
Duyumu olmayan
-
[sıfat]
Duyumu olmayan
- BUYURUCU
-
-
[sıfat]
Buyuran, emreden; buyurgan
-
[sıfat]
Buyuran, emreden; buyurgan
- KORUYUCU
-
-
[isim]
Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse; muhafız
-
Himaye eden; kollayıcı, kalkan (I), hami
-
[sıfat]
Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem)
-
[isim]
Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse; muhafız