İçinde uy olan 8 harfli 54 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da sonu uy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UYUVERME

  1. [isim] Uyuvermek işi
DUYULMAK

  1. [nesnesiz] Duyma işine konu olmak; işitilmek
    • "Arada bir küçük dalgaların kâh gülüştükleri, kâh ağlaştıkları duyulur." (Abdülhak Şinasi Hisar)
HUYSUZCA

  1. [sıfat] Biraz huysuz
  2. [zarf] Huysuz bir biçimde
UYGUNSUZ

  1. [sıfat] Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan; münasebetsiz, namünasip
    • "Onca yıl hapis yattık, uygunsuz, güdümsüz bir işini görmedim." (Ahmet Ümit)
  2. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan
    • "Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış." (Necip Fazıl Kısakürek)
KUYTULUK

  1. [isim] Kuytu olma durumu
    • "Mehtapta, çardak altlarının gemi tentesi gibi beyazımsı bir kuytuluğu var." (Refik Halit Karay)
  2. Kuytu, sessiz yer
    • "Parkın ötesinde berisindeki küçük kuytulukları, bu saatte bazı işsizler işgal ederlerdi." (Kemal Bilbaşar)
UYUKLAMA

  1. [isim] Uyuklamak işi
    • "Konuşmanın orta yerinde başı önüne düşüp uyuklamaya, horlamaya başlar." (Metin And)
UYUTUMCU

  1. [isim] Bakınız hipnozcu
DUYURTMA

  1. [isim] Duyurtmak işi
BUYRULTU

  1. [isim, tarih] Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan emir
    • "İsa Bey, dikkati başka yere çekmek için bir askerî yürüyüş gösterisi yapacak, kendi buyruğundaki yerlere bu şekilde fermanlar, buyrultular gönderecekti." (Hüseyin Nihal Atsız)
UYDURMAK

  1. [-e, -i] Uymasını sağlamak; yakıştırmak
    • "Gözlerini kilidi sökülmüş ve büyümüş anahtar deliğine uydurdu." (Peyami Safa)
  2. [-i] Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak; düzmek
    • "Terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş olmalıydı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Yalan söylemek, düzmece laflar etmek
  4. [-i, teklifsiz konuşmada] Yolunu bulup elde etmek, sağlamak, bulmak, tedarik etmek
  5. [-i, kaba konuşmada] Cinsel birleşmede bulunmak
BUYRUKÇU

  1. [isim] Emir veren kimse
BUYURGAN

  1. [sıfat] Sık sık emir veren, rmir verir gibi konuşan
    • "Karısının buyurgan bilgiçliğine, yukarıdan ilgisine katlanabilmesi, artık son derece güç." (Attilâ İlhan)
  2. [mecaz] Kesin hüküm bildiren
    • "Tümceyi sonlandıran buyurgan nokta yerine, sorulara açık, bitimsiz üç noktayı yeğlediklerini belirtmişti." (Tomris Uyar)
AKKUYRUK

  1. [isim, bitki bilimi] Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay
UYGUNLUK

  1. [isim] Uygun olma durumu; yakışık, mutabakat, mukarenet
  2. Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı; agreman
  3. [matematik] Bakınız eşitlik
DOKUYUCU

  1. [isim] Bakınız dokumacı
UYARINCA

  1. [zarf] Bakınız gereğince
    • "Toplumumuzda sanatçı-edebiyatçının bir lokma bir hırka felsefesi uyarınca yaşaması beklenir." (Tomris Uyar)
UYARILMA

  1. [isim] Uyarılmak işi
DUYUMSUZ

  1. [sıfat] Duyumu olmayan
BUYURUCU

  1. [sıfat] Buyuran, emreden; buyurgan
KORUYUCU

  1. [isim] Birini veya bir şeyi koruyan, kollayan, gözeten kimse; muhafız
  2. Himaye eden; kollayıcı, kalkan (I), hami
  3. [sıfat] Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü