İçinde uy olan 7 harfli 60 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da Sonu uy ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYGARCA
-
-
[zarf]
Uygara yakışır biçimde
- "Sanat eserinin yazarınca savunulmasına yetkin ve uygarca mı davranıyoruz acaba bugün?" (Selim İleri)
-
[zarf]
Uygara yakışır biçimde
- SOLUYUŞ
-
-
[isim]
Soluma işi ve biçimi
- "Burnundan soluyordu ve koca sofada sadece bu soluyuşlar işitiliyordu." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Soluma işi ve biçimi
- UYARICI
-
-
[sıfat]
Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih
- "Uyarıcı öğüt."
-
[sıfat]
Uyarma özelliği olan, uyaran, münebbih
- UYLAŞIM
-
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
-
[isim]
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
- UYUMSAL
- ...
- UYLAŞMA
-
-
[isim]
Uylaşmak işi veya durumu
-
[isim]
Uylaşmak işi veya durumu
- SAĞDUYU
-
-
[isim]
Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim
- "Bu halk çocuğunun, sağduyusu, temiz bir yüreği, yiğitliği ve hepsiyle beraber saflığı vardır." (Falih Rıfkı Atay)
-
Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü
-
[isim]
Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim
- YÜZSUYU
-
-
[isim]
Bir kimsenin onuru, haysiyeti
- "Hâlbuki Emin Efendi, feleğin çemberlerinden geçerek, kâh kuvvetlerin önünde diz çöküp yüzsuyu dökerek, kâh zayıflara çelme vurup tuzak kurarak bu mertebeye ulaşmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Bir kimsenin onuru, haysiyeti
- KUYUMCU
-
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, mücevherci, cevahirci
- "Kuyumcu vitrini önünde nadir bir zümrüdü seyrettiğim sırada yanıma sokulmuş..." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, mücevherci, cevahirci
- DUYUMCU
-
-
[isim]
Duyumculuk yanlısı
-
[isim]
Duyumculuk yanlısı
- UYKUSUZ
-
-
[sıfat]
Uyumamış veya uykusunu alamamış
- "Benim de mi düşüncelerim olacaktı / Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım?" (Orhan Veli Kanık)
-
[zarf]
Uyumadan, uykusunu almadan
- "Dün geceyi uykusuz geçirdiği odaya dönmek fikri onu âdeta ürkütüyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Uyumamış veya uykusunu alamamış
- UYUŞMAK
-
-
[nsz]
Soğuk, basınç vb. yüzünden vücudun bir yerinde, duygu ve hareket geçici olarak azalmak
- "Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim, diye kompartımanımda uzandım." (Ahmet Haşim)
-
[nsz]
Soğuk, basınç vb. yüzünden vücudun bir yerinde, duygu ve hareket geçici olarak azalmak
- UYUNMAK
-
-
[nsz]
Uyuma işi yapılmak
- "Bu saatte uyunur mu?"
-
[nsz]
Uyuma işi yapılmak
- UYULMAK
-
-
[nsz]
Uyma işi yapılmak
- "Yapılacak seçimlerde, bu Anayasa'nın kabul ettiği esasa ve sıraya uyulur." (Anayasa)
-
[nsz]
Uyma işi yapılmak
- UYUZLUK
-
-
[isim]
Uyuz olma durumu
-
Beceriksizlik, pısırıklık
-
Parasızlık
-
[isim]
Uyuz olma durumu
- DUYULTU
-
-
[isim]
Şayia
-
[isim]
Şayia
- UYUTUCU
-
-
[sıfat]
Uyku veren, uyku getirici
-
[sıfat]
Uyku veren, uyku getirici
- DUYULUŞ
- ...
- KORUYUŞ
-
-
[isim]
Koruma işi veya biçimi
-
[isim]
Koruma işi veya biçimi
- DUYURUM
-
-
[isim]
Duyurma işi
-
[isim]
Duyurma işi