İçinde uy olan 5 harfli 24 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da sonu uy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UYARI

  1. [isim] Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
    • "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [biyoloji] Organizmada uyarım yaratan güç
SUYUK

  1. [isim, biyoloji] Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
UYGAR

  1. [sıfat] Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan; medeni
    • "Uygar yaşamlarında ekmek elden su göldendi." (Ayla Kutlu)
  2. Kültürlü, eğitimli, görgü kurallarına uyan (kimse); sivilize
    • "Ona layık, uygar bir eş olmak için bütün aklını seferber ettiği ortadadır." (Haldun Taner)
UYLUK

  1. [isim, anatomi] Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü
    • "Kalçalarının ve uyluklarının her basamakta aldığı şekil, kalbinde dayanılmaz heyecanlar alevlendiriyordu." (Ömer Seyfettin)
KUYUM

  1. [isim] Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
    • "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına" (Halk türküsü)
BUYMA

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız donma
UYSAL

  1. [sıfat] Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen; yumuşak başlı, munis
    • "Kadın uysal olduğu zaman kuvvetlidir." (Aka Gündüz)
  2. [zarf] Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı bir biçimde
    • "Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı." (Memduh Şevket Esendal)
KUYTU

  1. [sıfat] Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)
    • "Kahvenin kuytu bir köşesinde bağıra bağıra konuşuyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer)
    • "Dükkân kuytu yerde olduğundan işlemiyor."
  3. Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer)
    • "Kar tanecikleri oradan oraya savruluyor, daha çok çukurlara, yel tutmaz kuytulara yığılıyordu." (Abbas Sayar)
HUYLU

  1. [sıfat] Herhangi bir huyu olan
    • "Oğlum benden daha iyi huylu, daha ciddi olsun." (Refik Halit Karay)
  2. Bakınız kuşkulu
  3. Ürkek, sinirli olan (binek hayvanı)
    • "Bu at huyludur."
DUYUM

  1. [isim] Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber
  2. Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim; ihsas
DUYMA

  1. [isim] Duymak işi; işitme, istihbar, sem (II)
UYGUN

  1. [sıfat] Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva
    • "Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum." (İhsan Oktay Anar)
  2. Elverişli olan; ideal
    • "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim." (Ayla Kutlu)
  3. [mecaz] Orantılı olan
DUYUŞ

  1. [isim] Duymak işi
  2. [mecaz] Bakınız seziş
DUYGU

  1. [isim] Duyularla algılama; his, ihtisas (I)
    • "Bitkilerde duygu var mı?"
  2. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim; kalp (I)
    • "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir." (Burhan Felek)
  3. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği
  4. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik
    • "Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, 'fenayım, fena oluyorum, çok fenayım' duygusu kapladı." (Peyami Safa)
UYGUR

  1. [isim, tarih] VIII-IX. yüzyıllarda Ötüken, IX-XIII. yüzyıllarda Turfan ve Kansu Uygurları olarak anılan, büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan eski bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
  2. Doğu Türkistan’da yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
UYUMA

  1. [isim] Uyumak durumu
    • "Her zaman, uyumayı düşündüğü anla uykuya dalması bir olan yapısına hayranlık duymuşumdur." (Ayla Kutlu)
BUYUR

  1. "buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
  2. "anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
  3. "söyleyiniz, emrediniz!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
BUYOT

Kelime Kökeni: Fransızca bouillotte

  1. [isim] Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
UYRUK

  1. [isim, hukuk] Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu; tebaa
  2. Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan kimse; tebaa
MUYLU

  1. [isim, teknik] Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça
  2. Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm
  3. Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü