İçinde uy olan 5 harfli 24 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da sonu uy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYARI
-
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız."
-
[biyoloji]
Organizmada uyarım yaratan güç
-
[isim]
Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme; ikaz, ihtar
- SUYUK
-
-
[isim, biyoloji]
Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
-
[isim, biyoloji]
Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü
- UYGAR
-
-
[sıfat]
Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan; medeni
- "Uygar yaşamlarında ekmek elden su göldendi."
-
Kültürlü, eğitimli, görgü kurallarına uyan (kimse); sivilize
- "Ona layık, uygar bir eş olmak için bütün aklını seferber ettiği ortadadır."
-
[sıfat]
Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan; medeni
- UYLUK
-
-
[isim, anatomi]
Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü
- "Kalçalarının ve uyluklarının her basamakta aldığı şekil, kalbinde dayanılmaz heyecanlar alevlendiriyordu."
-
[isim, anatomi]
Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü
- KUYUM
-
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına"
-
[isim]
Değerli metal ve taşlardan yapılmış süs eşyası
- BUYMA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız donma
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız donma
- UYSAL
-
-
[sıfat]
Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen; yumuşak başlı, munis
- "Kadın uysal olduğu zaman kuvvetlidir."
-
[zarf]
Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı bir biçimde
- "Ona vefasızlıkta biraz düşünceli davranmayı yararlı buluyor, yalnızca bulduklarında yeni başkana pek uysal davranıyorlardı."
-
[sıfat]
Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen; yumuşak başlı, munis
- KUYTU
-
-
[sıfat]
Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)
- "Kahvenin kuytu bir köşesinde bağıra bağıra konuşuyorlardı."
-
Uğrak olmayan, içerlek, sapa (yer)
- "Dükkân kuytu yerde olduğundan işlemiyor."
-
Güneş ışığı veya rüzgâr almayan (yer)
- "Kar tanecikleri oradan oraya savruluyor, daha çok çukurlara, yel tutmaz kuytulara yığılıyordu."
-
[sıfat]
Issız, sessiz ve göze çarpmayan, tenha (yer)
- HUYLU
-
-
[sıfat]
Herhangi bir huyu olan
- "Oğlum benden daha iyi huylu, daha ciddi olsun."
-
Bakınız kuşkulu
-
Ürkek, sinirli olan (binek hayvanı)
- "Bu at huyludur."
-
[sıfat]
Herhangi bir huyu olan
- DUYUM
-
-
[isim]
Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber
-
Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim; ihsas
-
[isim]
Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber
- DUYMA
-
-
[isim]
Duymak işi; işitme, istihbar, sem (II)
-
[isim]
Duymak işi; işitme, istihbar, sem (II)
- UYGUN
-
-
[sıfat]
Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva
- "Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum."
-
Elverişli olan; ideal
- "Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim."
-
[mecaz]
Orantılı olan
-
[sıfat]
Yakışır, yaraşır; mutabık, muvafık, reva
- DUYUŞ
-
-
[isim]
Duymak işi
-
[mecaz]
Bakınız seziş
-
[isim]
Duymak işi
- DUYGU
-
-
[isim]
Duyularla algılama; his, ihtisas (I)
- "Bitkilerde duygu var mı?"
-
Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim; kalp (I)
- "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."
-
Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği
-
Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik
- "Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, 'fenayım, fena oluyorum, çok fenayım' duygusu kapladı."
-
[isim]
Duyularla algılama; his, ihtisas (I)
- UYGUR
-
-
[isim, tarih]
VIII-IX. yüzyıllarda Ötüken, IX-XIII. yüzyıllarda Turfan ve Kansu Uygurları olarak anılan, büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan eski bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
Doğu Türkistan’da yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim, tarih]
VIII-IX. yüzyıllarda Ötüken, IX-XIII. yüzyıllarda Turfan ve Kansu Uygurları olarak anılan, büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan eski bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- UYUMA
-
-
[isim]
Uyumak durumu
- "Her zaman, uyumayı düşündüğü anla uykuya dalması bir olan yapısına hayranlık duymuşumdur."
-
[isim]
Uyumak durumu
- BUYUR
-
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"söyleyiniz, emrediniz!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- BUYOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca bouillotte
-
[isim]
Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
-
[isim]
Genellikle hastalık anında kullanılan sıcak su torbası
- UYRUK
-
-
[isim, hukuk]
Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu; tebaa
-
Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan kimse; tebaa
-
[isim, hukuk]
Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu; tebaa
- MUYLU
-
-
[isim, teknik]
Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça
-
Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm
-
Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller
-
[isim, teknik]
Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça