İçinde uy olan 4 harfli 11 kelime var. İçerisinde UY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uy olan kelimeler listesine ya da sonu uy ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYAR
-
-
[sıfat]
Uygun olan
-
[ağızlardan]
Eş, benzer olan
-
[sıfat]
Uygun olan
- UYKU
-
-
[isim]
Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu; hab
- "Hiç kimse bir diğerinin yerine karnını doyuramaz, hiç kimse bir başkasının uykusunu uyuyamaz."
-
[mecaz]
Çevrede olup bitenin farkında olmama
-
[mecaz]
Doğada görülen sükûnet durumu
- "Kış süresince uykuda olan ağaçlar, baharla birlikte uyandı."
-
[mecaz]
Bakınız aymazlık
-
[isim]
Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu; hab
- UYAK
-
-
[isim, edebiyat]
Bakınız kafiye
- "O yalan, koroya uyak olsun, ahenk getirsin diye söylenmiştir."
-
[isim, edebiyat]
Bakınız kafiye
- KUYU
-
-
[isim]
Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
- "Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu."
-
Toprağa kazılan derince çukur
- "Kireç kuyusu."
-
[mecaz]
İçinden çıkılamayan durum veya yer
-
[madencilik]
Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu
-
[isim]
Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
- UYUR
-
-
[sıfat]
Uyuyan, uyku hâlinde olan
-
Durgun olan (su)
-
[sıfat]
Uyuyan, uyku hâlinde olan
- UYDU
-
-
[isim, gök bilimi]
Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen; peyk
- "Ay, yerin uydusudur."
-
Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç
-
[sıfat, mecaz]
İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse)
-
[isim, gök bilimi]
Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen; peyk
- UYUZ
-
-
[isim, tıp]
Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı
-
[sıfat, tıp]
Bu hastalığa tutulmuş olan
- "Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun?"
-
[sıfat, argo]
Düşük nitelikli, değersiz (mal)
-
[argo]
Hoşlanılmayan, sevimsiz kimse
-
Parası olmayan, züğürt kimse
-
[mecaz]
Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse
- "Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı ama sesi çıkmadı."
-
[isim, tıp]
Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı
- UYGU
-
-
[isim]
Bakınız uygulama
- "Ancak uygu alanında bu amaca göre işlenemediği için Kayseri Köy Öğretmen Okulu 1932’de, Denizli’deki de 1933’te kapatıldı."
-
İki veya daha fazla şey arasındaki uygunluk ilgisi
-
[müzik]
Aynı anda işitilen iki veya daha çok ses
- "Fakat armonilere esas olan malzemeyi ‘uygu’ denilen muayyen ses takımları teşkil ederken kontrpuanda malzeme bilakis münferit notalardır."
-
[isim]
Bakınız uygulama
- UYUM
-
-
[isim]
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk; ahenk, armoni, imtizaç
- "Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı."
-
Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama; intibak, entegrasyon
-
Kişilerin birbirine karşı uyumları; kimya
-
[biyoloji]
Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı; mutabakat
-
[dil bilgisi]
Sesten söz dizimine kadar değişik dil birimlerini oluşturan ögeler arasındaki uyuşma; harmoni
-
[müzik]
Bakınız armoni
-
[isim]
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk; ahenk, armoni, imtizaç
- UYMA
-
-
[isim]
Uymak işi
- "Bu karşılaştıklarına uyma yeteneği, en çok kocasıyla ilişkilerinde görünüyordu."
-
[isim]
Uymak işi
- DUYU
-
-
[isim]
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; his
- "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım."
-
[isim]
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; his