İçinde urm olan 9 harfli 52 kelime var. İçerisinde URM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında urm olan kelimeler listesine ya da sonu urm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Urm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

M R U

3 Harfli Kelimeler

RUM

2 Harfli Kelimeler

UR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SUNDURMAK

  1. [-i] Sunma işini yaptırmak
KAVURMALI

  1. [sıfat] İçinde kavurma bulunan
YORDURMAK

  1. [-i] Yorumunu yaptırmak, yorumlanmasını sağlamak
KOYDURMAK

  1. [-e, -i] Birinin bir şeyi bir yere koymasını sağlamak
DONDURMAZ

  1. [isim] Bakınız antifriz
KOŞTURMAK

  1. [-i] Koşma işini yaptırmak; çapmak
    • "Atları hızla koşturdu."
  2. Çok hızlı koşmak
    • "Hüdai birdenbire, kendinden beklenmeyen bir çeviklikle taşların üstünden atlaya atlaya önden koşturdu." (Ayşe Kulin)
  3. [-e, -i] Çabucak göndermek
    • "Lalayı karakola koşturdular." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [mecaz] Çabalamak, uğraşmak
    • "İnsanları fırtınalar gibi koşturan büyük enerji kaynağı inanmaktır." (Orhan Seyfi Orhon)
SUSTURMAK

  1. [-i] Susmasını sağlamak, susmasına sebep olmak
    • "Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Verdiği karşılıkla veya yaptığı bir davranışla birini artık söz söyleyemeyecek bir duruma getirmek; ilzam etmek
    • "Kendisini de arkadaşlarını da çok rahat susturup saf dışı bırakabilirlerdi." (Osman Aysu)
  3. [mecaz] Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek, bastırmak
    • "İşimizi gücümüzü bırakmış olmak düşüncesini bir vazife yapmakta olduğumuz fikri susturuyordu." (Memduh Şevket Esendal)
OKUTTURMA

  1. [isim] Okutturmak işi
DONDURMAK

  1. [-i] Donmasını sağlamak; buydurmak
  2. [mecaz] Bakınız sabitlemek
  3. [mecaz] Hareketsiz hâle getirmek
  4. [mecaz] Bakınız soğutmak
    • "Gönlümü dondurdu kimsesizliğim / Yetişir bu yalnız sürüklendiğim" (Enis Behiç Koryürek)
  5. [mecaz] Bir işin gerektirdiği sorumluluk ve yetkileri geçici bir süre için kullanmamak üzere durdurmak
  6. [mecaz] Beklemeye almak
    • "Nicedir yaşam işlevlerini sınırlamış, kapasitesinin altına inivermiş, madde değişimini dondurmuştu." (Elif Şafak)
COŞTURMAK

  1. [-i] Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak
    • "Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar." (Orhan Seyfi Orhon)
KURDURMAK

  1. [-e, -i] Kurma işini yaptırmak
SOYDURMAK

  1. [-e, -i] Soyma işini yaptırmak
    • "Çadırda esvaplarını soydurdu, vücutlarına baktı, beğenmedi." (Ömer Seyfettin)
OLUŞTURMA

  1. [isim] Oluşturmak işi
USTURMAÇA

Kelime Kökeni: İtalyanca stramazzo

  1. [isim, denizcilik] Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önlemek için bordoya sarkıtılan halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, içi doldurulmuş veya şişirilmiş, sabit veya taşınabilir yastık
    • "Ankara yolcu gemisinin efsanevi süvarisi Şefik Kaptan ... mürettebata emirler yağdırıyor, gemisinde ne kadar usturmaça varsa iskele ile gemi arasına koydurtmaya çalışıyor..." (Atilla Kıyat)
DOLDURMAK

  1. [-i] Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek; kaplamak
    • "Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
  3. [nesnesiz] Ateşli silahların içine mermi sürmek
    • "İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [nesnesiz] Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
    • "Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı." (Ömer Seyfettin)
  5. Yaşını, yılını bitirmek
    • "Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı." (Orhan Veli Kanık)
  6. Ses, koku yayılıp kaplamak
    • "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  7. Belirli bir süreyi kaplamak, almak
    • "Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti." (Ayla Kutlu)
  8. [-le, mecaz] Canlılık kazandırmak
    • "Evi sade sesiyle değil vücudu ile de doldurdu." (Haldun Taner)
  9. [mecaz] Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
    • "Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DURDURMAK

  1. [-i] Durmasını sağlamak; bastırmak, çevirmek, eğlemek, yenmek (I)
    • "Sızıntıları durdurmadan, bir önlem almadan ne diye bütün kitapları, eşyaları taşıdık ki!" (Adalet Ağaoğlu)
TUTTURMAK

  1. [-e, -i] Tutmasını sağlamak
  2. [nesnesiz] Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak
    • "Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum" (Orhan Veli Kanık)
  3. [nesnesiz] Aklına koyup direnmek, ısrar etmek
    • "Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [-e, -i] Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak
  5. [nesnesiz] Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek; yakalamak
    • "Taşı fırlattı ama tutturamadı." (Halikarnas Balıkçısı)
  6. [-i] Takip etmek
    • "Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi." (Memduh Şevket Esendal)
YAPADURMA

  1. [isim] Yapadurmak işi
BOĞDURMAK

  1. [-e, -i] Boğma işini yaptırmak
    • "Üçüncü Mehmet hayatının son yıllarında on altı yaşında bulunan oğlu Şehzade Mahmut'u boğdurdu." (Enver Behnan Şapolyo)
OVUŞTURMA

  1. [isim] Ovuşturmak işi; delk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü