İçinde urm olan 9 harfli 52 kelime var. İçerisinde URM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında urm olan kelimeler listesine ya da sonu urm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Urm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
M R U
3 Harfli Kelimeler
RUM
2 Harfli Kelimeler
UR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SUNDURMAK
-
-
[-i]
Sunma işini yaptırmak
-
[-i]
Sunma işini yaptırmak
- KAVURMALI
-
-
[sıfat]
İçinde kavurma bulunan
-
[sıfat]
İçinde kavurma bulunan
- YORDURMAK
-
-
[-i]
Yorumunu yaptırmak, yorumlanmasını sağlamak
-
[-i]
Yorumunu yaptırmak, yorumlanmasını sağlamak
- KOYDURMAK
-
-
[-e, -i]
Birinin bir şeyi bir yere koymasını sağlamak
-
[-e, -i]
Birinin bir şeyi bir yere koymasını sağlamak
- DONDURMAZ
-
-
[isim]
Bakınız antifriz
-
[isim]
Bakınız antifriz
- KOŞTURMAK
-
-
[-i]
Koşma işini yaptırmak; çapmak
- "Atları hızla koşturdu."
-
Çok hızlı koşmak
- "Hüdai birdenbire, kendinden beklenmeyen bir çeviklikle taşların üstünden atlaya atlaya önden koşturdu."
-
[-e, -i]
Çabucak göndermek
- "Lalayı karakola koşturdular."
-
[mecaz]
Çabalamak, uğraşmak
- "İnsanları fırtınalar gibi koşturan büyük enerji kaynağı inanmaktır."
-
[-i]
Koşma işini yaptırmak; çapmak
- SUSTURMAK
-
-
[-i]
Susmasını sağlamak, susmasına sebep olmak
- "Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum."
-
Verdiği karşılıkla veya yaptığı bir davranışla birini artık söz söyleyemeyecek bir duruma getirmek; ilzam etmek
- "Kendisini de arkadaşlarını da çok rahat susturup saf dışı bırakabilirlerdi."
-
[mecaz]
Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek, bastırmak
- "İşimizi gücümüzü bırakmış olmak düşüncesini bir vazife yapmakta olduğumuz fikri susturuyordu."
-
[-i]
Susmasını sağlamak, susmasına sebep olmak
- OKUTTURMA
-
-
[isim]
Okutturmak işi
-
[isim]
Okutturmak işi
- DONDURMAK
-
-
[-i]
Donmasını sağlamak; buydurmak
-
[mecaz]
Bakınız sabitlemek
-
[mecaz]
Hareketsiz hâle getirmek
-
[mecaz]
Bakınız soğutmak
- "Gönlümü dondurdu kimsesizliğim / Yetişir bu yalnız sürüklendiğim"
-
[mecaz]
Bir işin gerektirdiği sorumluluk ve yetkileri geçici bir süre için kullanmamak üzere durdurmak
-
[mecaz]
Beklemeye almak
- "Nicedir yaşam işlevlerini sınırlamış, kapasitesinin altına inivermiş, madde değişimini dondurmuştu."
-
[-i]
Donmasını sağlamak; buydurmak
- COŞTURMAK
-
-
[-i]
Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak
- "Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar."
-
[-i]
Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak
- KURDURMAK
-
-
[-e, -i]
Kurma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kurma işini yaptırmak
- SOYDURMAK
-
-
[-e, -i]
Soyma işini yaptırmak
- "Çadırda esvaplarını soydurdu, vücutlarına baktı, beğenmedi."
-
[-e, -i]
Soyma işini yaptırmak
- OLUŞTURMA
-
-
[isim]
Oluşturmak işi
-
[isim]
Oluşturmak işi
- USTURMAÇA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca stramazzo
-
[isim, denizcilik]
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önlemek için bordoya sarkıtılan halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, içi doldurulmuş veya şişirilmiş, sabit veya taşınabilir yastık
- "Ankara yolcu gemisinin efsanevi süvarisi Şefik Kaptan ... mürettebata emirler yağdırıyor, gemisinde ne kadar usturmaça varsa iskele ile gemi arasına koydurtmaya çalışıyor..."
-
[isim, denizcilik]
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önlemek için bordoya sarkıtılan halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, içi doldurulmuş veya şişirilmiş, sabit veya taşınabilir yastık
- DOLDURMAK
-
-
[-i]
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek; kaplamak
- "Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu."
-
Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
-
[nesnesiz]
Ateşli silahların içine mermi sürmek
- "İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular."
-
[nesnesiz]
Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
- "Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı."
-
Yaşını, yılını bitirmek
- "Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı."
-
Ses, koku yayılıp kaplamak
- "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu."
-
Belirli bir süreyi kaplamak, almak
- "Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti."
-
[-le, mecaz]
Canlılık kazandırmak
- "Evi sade sesiyle değil vücudu ile de doldurdu."
-
[mecaz]
Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
- "Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular."
-
[-i]
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek; kaplamak
- DURDURMAK
-
-
[-i]
Durmasını sağlamak; bastırmak, çevirmek, eğlemek, yenmek (I)
- "Sızıntıları durdurmadan, bir önlem almadan ne diye bütün kitapları, eşyaları taşıdık ki!"
-
[-i]
Durmasını sağlamak; bastırmak, çevirmek, eğlemek, yenmek (I)
- TUTTURMAK
-
-
[-e, -i]
Tutmasını sağlamak
-
[nesnesiz]
Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak
- "Urumeli Hisarı'na oturmuşum / Oturmuş da bir türkü tutturmuşum"
-
[nesnesiz]
Aklına koyup direnmek, ısrar etmek
- "Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor."
-
[-e, -i]
Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak
-
[nesnesiz]
Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek; yakalamak
- "Taşı fırlattı ama tutturamadı."
-
[-i]
Takip etmek
- "Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi."
-
[-e, -i]
Tutmasını sağlamak
- YAPADURMA
-
-
[isim]
Yapadurmak işi
-
[isim]
Yapadurmak işi
- BOĞDURMAK
-
-
[-e, -i]
Boğma işini yaptırmak
- "Üçüncü Mehmet hayatının son yıllarında on altı yaşında bulunan oğlu Şehzade Mahmut'u boğdurdu."
-
[-e, -i]
Boğma işini yaptırmak
- OVUŞTURMA
-
-
[isim]
Ovuşturmak işi; delk
-
[isim]
Ovuşturmak işi; delk